Hiçbir şey olmaz. Konuya çok sert girdik. Öyle devam edelim.

Yıl 1990. Gazeteciliğe başladım. TTK’da grev var. 36 bin işçi çalışıyor. Grev başladı. 100 bin insan yürüyor. “TTK demek, Zonguldak demek” diye bağırıyorlar.

O günden bugüne tam 26 bin kişi emekli oldu, TTK’dan… Yani çalışanların üçte ikisi gitmiş. Geriye üçün biri kalmış. Zonguldak hala ayakta…

Elbette bir geri gidiş yok mu? Var. Aynı şey ÇATES için de geçerli. Bugün kapatın ÇATES’i, Zonguldak bitmez, batmaz. Verin büyük bir firmaya, getirsin ithal kömürü Zonguldak’a, yine bir şey olmaz. Bir kömür şirketi çok ciddi zarar görür. Diğerleri etkilenir. Önemli olan yumurta kıça gelmeden bu işlerin hesabı yapılmalıydı.

ÇATES’in özelleştirme kararı yeni çıkmadı ki… Neredeydi Zonguldak?

Zonguldak’ta bir olay, kişinin kendi cebine dokunuyorsa olaydır.

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”dır yani.

Peki, ne olacak şimdi? ÇATES özelleştirilecek. Kesinlikle Zonguldaklılar alamayacak.

Sözleşmeye yerli kömür tüketilmesi şartı da konulmayacak.

Zonguldak yoluna devam edecek. Ne zaman ki, biz aklımızı başımıza alacağız; hangi sektörden kazanırsak, o sektöre yatırım yapacağız; kömür üretiyorsak, santral kuracağız; sadece kendimizi değil, kentimizi düşüneceğiz; o zaman bu işler düzelecek.

Kilimli Kaymakamı…

Kozlu ve Kilimli ilçe oldu. İki ilçemize de birer kaymakam atandı. Kozlu’ya atanan Balıkesir’in Savaştepe Kaymakamı Ahmet Karakaya’ya bir diyeceğimiz yok. Onun işi kolay. Deli-dolu bir belediye başkanı var. Onunla iyi-kötü anlaşıp giderler.

Ya Afyonkarahisar’ın İscehisar Kaymakamlığı’ndan Kilimli’ye atanan Murat Kütük ne yapacak? Önce “Allah yardımcısı olsun” diyelim, sonra saadete gelelim.

Kilimli… Kömürün, kara paranın, tefecilerin, kaçakçıların cirit attığı bir yer.

Her ilçenin bir “ağa”sı olur, onunla “iyi” olursun, ya da “kötü” olursun, safını belirlersin.

Kilimli öyle mi? Çukurca’da ya da Şemdinli’de kaymakamlık yapmak Kilimli’de kaymakamlık yapmaktan çok daha kolaydır. Oralarda PKK terörü var. Bilirsin, önlem alırsın. Kilimli’de ne yapacaksın? TTK var. Rödevansçı var. Kaçakçı var. Esrar var. Tefeci var. Aileler arasında müthiş bir rekabet var.

Kaymakam Bey’in gözünü gelmeden korkuttuk, ama “vatandaşlık görevimizi yapalım” dedik. İddia ediyorum. Kaymakam Bey, Kilimli’de başarılı olsun, ya çok büyük bir ilçeye kaymakam olur, ya da bir ile vali. Bizden söylemesi…

Teşekkürler Posbıyık…

Halil Posbıyık ile bazı Meclis üyelerinin arası açılınca, ortalık şenlendi. Meğer CHP’den istifa eden, ihraç edilen bu Meclis üyeleri, Ereğli’yi ne kadar da seviyorlarmış! Ve aslında ne kadar sosyal bir kişiliğe sahipmiş, bu Meclis üyeleri…

Hemen her konuda fikir beyan ediyorlar. Basınla bir araya geliyorlar. İftarlar tertip ediyorlar. Bir gün AK Partili Ercan Candan’a koşuyorlar, diğer gün medya kuruluşlarına... Ereğli halkı ve bu Meclis üyeleri, Belediye Başkanı Halil Posbıyık’a teşekkür etmeli. Çünkü içlerindeki “iyilik canavarı” dışarı çıktı!

Günün Fıkrası: Ramazan-ı Şerif’i memnun etmek

Birçok Ramazan’ı birlikte geçirmiş olan bir hanımla beyi konuşuyorlarmış. Bey, hanımına, “Hanım, bunca senedir oruç tutuyoruz. Acaba Ramazan-ı Şerif’i hiç memnun edebildik mi?” diye sormuş. Hanımı da, “Ah efendi! Düşündüğün şeye bak, o mübarek hiç memnun olmasaydı, her sene 10 gün önceden gelir miydi?” demiş...

Günün Sözü:

Boş yere canı yanmaz insanın. Ya bir eksiklik vardır geleceğe dair, ya da bir fazlalık geçmişten gelen…

Fuzuli