Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Karakum sahiline çok güzel bir cami yaptırıldı.

Eskiden çekeklerin olduğu alan, halka açıldı ve cami ile birlikte çok güzel bir yeşil alan kazanıldı. 

CHP, bu bölgeye cami yapılmasına karşı çıkmıştı.

Karakum’a cami yapılmasına karşı çıkanlar arasında, o dönem Zonguldak Belediye Meclisi'nin CHP'li Üyesi olan Tahsin Erdem de vardı!

O gün camiye karşı çıkan Tahsin Erdem'in, "Belediye Başkanı" olduktan sonra yaptığı ilk icraatlardan biri, cami çevresini koruyan ve halka açık alanların temizliğini yapan belediye personelini işten çıkartmak oldu!

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, bu duruma tepki gösterdi. 

CHP Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural, AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan'ın, "Uzun Mehmet Camisi'nde çalışan belediye personellerini iade edin" çağrısına, "Diyanet İşleri Başkanlığı personel versin" diye yanıt verdi!

Oysa cami personeli, zaten Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından veriliyor. 

Uzun Mehmet Camisi sayesinde halkın kullanımına açılan büyük bir alan mevcut. 

Bu alanın güvenliği ve temizliği için Zonguldak Belediyesi personel görevlendirmişti. 

Camiden, cumadan, cemaatten, dinden, diyanetten uzak olmak, böyle bir şey olsa gerek!

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın açıklamalarına yanıt veren Belediye Başkanı Tahsin Erdem, “Evde olmayan camiye haramdır. Zonguldak Belediyesi’nin mali durumu belli. Biz, gerekli planlar dahilinde vatandaşlarımıza hizmet vermeye devam ediyoruz. Elemanlarımıza her anlamda ihtiyaç var. Zonguldak’ın farklı bölgelerinde çalışmalarımız devam ediyor. Ekiplerimizin daha iyi hizmet vermesi için şimdilik camiden kendilerini çektim” demiş!

Evde olmayan ne?

Hep birlikte bakalım mı?

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, "Belediye Başkanı" olduktan sonra, belediyede "Basın Bürosu" olmasına rağmen, çocuklarının arkadaşı karı-kocayı "sosyal medyacı" diye işe aldı!

Bu haram değil mi?

Eskiden belediye başkanlarının koruması olmazdı!

Şimdi Tahsin Erdem’in bir belediye personeli koruması, bir de polis koruması var!

Bunlar haram değil mi?

Belediyede onca personel varken, çocuklarının arkadaşını "Özel Kalem Müdürü" yapmak haram değil mi?

“Evde olmayan camiye haramdır” öyle mi?

"CHP’li Harun Yücel istedi" diye; özel işe, Ontemmuz’un tepesine iş makinesi, kamyon göndermek haram değil mi?

Bahçesini hafriyat alanına dönüştüren şahsa, iş makinesi göndermek haram değil mi?

Belediyeye 15 milyon lira borcu olan kişiyle oturup sohbet etmek haram değil mi?

“Biz, zaten camiye karşıyız” deseniz, sizi anlayacağız!

Ama bu kadar bahane uydurmanıza anlam veremiyoruz!

Kıssadan Hisse: Akbaba-Çaylak...

Akbaba, bir çaylağa, "Uzağı görmekte benden üstün mahluk yoktur’ demişti. Çaylak, ‘’Bunu söylemek yetmez. Gel bakalım, ovanın etrafında ne görüyorsun?’’ diye karşılık verdi.

Akbaba, bir günlük yol tutan bir yükseklikten ‘’İnanırsan, ovada bir buğday tanesi görüyorum‘’ dedi. Çaylak, hayretinden sabredemedi. Yukarıdan aşağıya doğru süzülmeye başladılar. Fakat akbaba, o tanenin yanına gelir gelmez, ayağına uzun bir tuzağın ipliği düğümleniverdi.

Zavallı, o taneyi yemek düşüncesiyle, boynuna feleğin kement attığını bilememişti. Her sedef, inciye gebe değildir. Nişancı, her zaman hedefe vuramaz, değil mi?

Çaylak, ‘’Sen, düşmanın tuzağını fark edemedikten sonra, taneyi görmüşsün, ne faydası var’’ dedi.

Günün Fıkrası: Cimri siyasetçi...

Bir dilenci, bir siyasetçiden dilenince, yanındaki adamına şöyle seslendiğini duymuş:

"Anber'e söyle, Cevher'e söylesin. Cevher de Yakut'a, o da Elmas'a, Elmas da Firuz'a, Firuz da Mercan'a desin ki, 'bu dilenciye Allah versin' desinler."

Dilenci, bunun üzerine ellerini kaldırmış, şu duayı etmiş:

"Allah'ım... Cebrail'e emret  Mikail'e söylesin. O da İsrafil'e, İsrafil de Azrail'e desin ki, şunun canını alsın."

Emin olun, her siyaset ve siyasetçi böyle değildir. Fakat memleketteki siyaset ve siyasetçileri oldukça kötü örneklik teşkil ediyorlar. Hal böyle olunca, bu fıkralara ne diyebiliriz ki?