İçinden ırmak geçen sayılı şehirlerden biri olan Bartın&[#]8217;ın bu zenginliği ne yazık ki para etmiyor.


Oysa Avrupa&[#]8217;da böyle ırmaklara, nehirlere, çaylara, derelere sahip olup da ihya olan, görenlere &[#]8216;bir ırmak bir şehre bu kadar mı güzel yakışır&[#]8217; dedirten, bu özelliğiyle turist çeken, tanınan, bilinen çok şehir var.


Hollanda&[#]8217;nın Amsterdam&[#]8217;ı, Avusturya&[#]8217;nın Salzburg&[#]8217;u, İtalya&[#]8217;nın Venedik&[#]8217;i bunlardan en bilineni.


Aslında bunun için Avrupa&[#]8217;da olmaya gerek yok.


Eskişehir&[#]8217;de böyle bir örnek var.


Porsuk Çayı düzenlendikten sonra Avrupai bir görünüm kazandı.


Almanya&[#]8217;da, Hollanda&[#]8217;da, Avusturya&[#]8217;da Fransa&[#]8217;da, İsviçre&[#]8217;de bütün akarsular bulundukları şehirlere hayat veriyor.


Bizde Eskişehir&[#]8217;den başka örnek yok gibi.


Bartın&[#]8217;ı örnek göstermek isterdik ama olmadı, olmuyor, bu gidişle de olmayacak.


2001 yılında Dünya Bankası kredisi ile uygulamaya konulan Tefer I ve Tefer II projelerini (ırmak ıslah çalışmaları) haber yaparken &[#]8216;Bartın Venedik gibi olacak&[#]8217; başlığını atmış, ırmağın dolar renginde (yemyeşil) akacağını yazmıştık.


Rıza Yalçınkaya&[#]8217;nın Belediye Başkanlığı döneminde ırmak kenarlarında uygulanacak Amsterdam modeli proje ile Bartın Avrupai bir görünüm kazanacak demiştik.


Irmağın içini ve çevresini düzenleyecek olan Tefer projeleri kısmen uygulandı, bütünüyle hayata geçirilemediği için bir işe yaramadı.


Belediyenin uygulamayı planladığı Yalı Projesine de ödenek bulunamadığı için başlanamadı.


Şimdi kısıtlı imkanlarla bir şeyler yapılıyor ama bu çalışmalar ırmağı Amsterdam yapacak düzeyde değil.


Bartın gibi bir şehir Avrupa&[#]8217;nın hangi ülkesinde olsa ortaya kim bilir ne harita bir tablo çıkar.


Biz ırmağımızın güzelliklerini değil çirkinliklerini ortaya çıkarıyoruz.


İçine ve kenarlarına çöp döküyoruz, evsel atıklar ve pislikler akıtıyoruz, kirlilikten ve oksijensizlikten balıkları öldürüyoruz.


Irmağı isyan ettiriyoruz sonra da sele maruz kalıyoruz.


Bugün 21 Mayıs 1998&[#]8217;de meydana gelen büyük sel felaketinin 12. yıldönümü.


Sel felaketi ve ırmak deyince taşkın sel sınırı haritasından söz etmemek olmaz.


Bartın ırmağının çevresinde yapılaşmayı düzenlemek için hazırlanan bu harita sel tedbirleri arasında yer alıyor.


Dere yataklarına ve ırmak yakınına yapılan binaların sele sebep olduğu, zararı artırdığı bir ilde yaşıyoruz.


1998&[#]8217;deki büyük selde Akbaş köyünde resmen derenin içine yapılan yeni okul binasının hali dönemin Valisi Fatih Eryılmaz&[#]8217;ı ağlatmıştı.


Vali Eryılmaz sele giden binanın karşısına geçip oturup ağladığını söylemişti.


Bu örneği çarpıcı olduğu için verdim.


Böyle örnek çok.


O nedenle taşkın sel sınırı haritası Bartın için çok önemli.


Makine Mühendisi Faruk Papila, işte bu önemli haritanın yanlış çizildiğini iddia ediyor.


Irmağımızı güzelleştirip onu güzel bir şekilde anmak yerine çöp ve atıklardan kaynaklanan kirliliğin yanı sıra yanlış çizildiği iddia edilen taşkın sel sınırı haritasıyla da anıyoruz.


Faruk Papila, haritanın Kemerköprü, Yalı ve Çatmaca mevkii gibi semtlerde yapılaşmayı büyük ölçüde serbest bırakmasına rağmen Kaynarca&[#]8217;da yapılaşmaya müsaade etmediğini söylüyor.


Duyarlı vatandaş olarak Bartın&[#]8217;daki yanlışlıkları, eksiklikleri, yapılması gerekenleri, sorunları ve çözüm önerilerini gündeme getiren, Fahri Trafik Müfettişi kimliğiyle trafik ve yol sorunlarının üzerine giden, Makine Mühendisi kimliğiyle hayvan dışkısından enerji üreterek vatana millete faydalı işler yapan Papila&[#]8217;nın bir derdi daha var, o da taşkın sel sınırı.


Haritanın yanlış olduğunu, eşitsizlik yarattığını ve düzeltilmesi gerektiğini söyleyen Papila, bakın ne diyor;


&[#]8220;1975 yılı taşkın sel sınırı imar planına işlenmiş üstelik çok büyük yanlışlıklar yapılmış... Kemerköprü ve Yalı&[#]8217;da sel 2-3 metre yükselmiş, inşaat serbest, Gölbucağı ve Kaynarcada 1 metre yükselmiş inşaat yasak.


DSİ&[#]8217;ce taşkın tedbirleri alındıktan sonra inşaat yapılır deniliyor. 1998 yılı büyük Bartın seli imar planına işlenmemiş. Sel basan mevkiine belediye, valilik ve büyük alışveriş merkezi yapılıyor. Dikkat edin 2 metre sel yükselmiş. Sel sınırında değil. Gölbucağı ve Kaynarca&[#]8217;da 1 metre sel yükselen yerler, sel sınırında. Haksızlığı kim düzeltecek?&[#]8221;


Papila, Çatmaca mevkiinde belediye ile yeni valilik binasının da taşkın sel sınırı haritasından etkilenmesi gerektiğini düşünüyor.


Haritayı incelemek, Papila&[#]8217;nın dedikleri doğruysa haritadaki yanlışı düzeltmek lazım.


Yetkililer ilgilenirse iyi olur.




Bartın, Zonguldak, Karabük; Bir bütünün üç parçası



Bartın yıllarca Zonguldak&[#]8217;a ilçelik yaptı.


Geçmişte Zonguldak&[#]8217;a bağlı büyük bir ilçe olan Bartın sonra küçük bir vilayet oldu.


Aynı şekilde Karabük&[#]8217;te öyle.


Zonguldak&[#]8217;ın bağrından çıkıp il olan Bartın ve Karabük yaklaşık 20 yıldır kendi göbeğini kendi kesiyorsa da buna rağmen halen daha birçok konuda eski vilayete bağımlı durumda.


Bartın&[#]8217;daki bazı müdürlüklerin Zonguldak&[#]8217;taki Bölge ve Genel Müdürlüklere bağlı olması bunun sadece bir örneği.


Bir bütünün parçası üç ilin ekonomisi, siyaseti, sivil toplumu, sosyal ve kültürel yaşamı da birbirinin kopyası gibi.


Fiziği, kimyası, coğrafyası, tarihi, sorunları ve çözüm yolları büyük ölçüde aynı olan ekonomisi kömüre ve demir çeliğe bağımlı üç vilayete Ankara&[#]8217;da zaten bir bölge gözüyle bakıyor, bu doğrultuda planlar, projeler üretiliyor.


Devlet Planlama Teşkilatının bu doğrultuda birçok çalışması var.


Yıllar önce bir Fransız firmasına yaptırılan bölgesel gelişim planı üç ilin birlikte kalkınmasını öngörüyordu.


Uygulanamadı ayrı konu.


Üç ilin bir araya gelmesiyle kurulan Kalkınma Ajansı da bölgesel kalkınmayı hedefliyor.


Üç ilin bir arada olduğu dernekler, birlikler de var.


Üç ilin Milletvekilleri kendilerini bölge milletvekili gibi hissederler, çalışmalarını genelde ona göre yapmaya gayret ederler.


Üç il birçok bakımdan birbirine öyle bağlı ki illerden birisi hapşırsa diğerleri nezle olur.


Milletvekilimiz Yılmaz Tunç da Almanya&[#]8217;da bu istikamette konuşmalar yaptı.


Sayın Tunç, Hasankadılılar Dayanışma Gecesi için gittiği Almanya&[#]8217;da Hasankadı Belediye Başkanı Zeki Erdoğan ile birlikte Gelsenkirchen şehrinde faaliyet gösteren Zonguldaklılar Derneğini ziyaretinde Bartın-Zonguldak ve Karabük&[#]8217;ün ayrı birer il olmalarına rağmen birbirinden kopmasının mümkün olmadığını söyledi.


Dernek Başkanı Erol Yukarıbaş ve dernek yönetim kurulu üyeleri ile karşılıklı görüş alışverişinde bulunan Milletvekili Tunç, Zonguldak-Bartın-Karabük&[#]8217;ün hem coğrafi anlamda hem de ekonomik anlamda birbirine bağlı olduğunu ve bölgenin birlikte kalkınmaya devam edeceğini ifade etti.


Sayın Tunç&[#]8217;un yaklaşımı çok doğru bir yaklaşım.


Bölgenin üç ilindeki genel düşünce de zaten bu yönde.


Siz bakmayın arada bir çatlak sesler çıktığına, hariçten gazel okuyanlara.


Kimse üç ilin arasına nifak sokamaz.


Kimse Zonguldaklı&[#]8217;yı Bartınlı&[#]8217;ya ve Karabüklü&[#]8217;ye, Bartınlıyı da Zonguldaklı&[#]8217;ya ve Karabük&[#]8217;lüye düşman edemez.


Küçük olsun benim olsun değil büyük olsun hepimizin olsun demeliyiz.


Ancak böyle kalkınabiliriz.