Önceki gece geç saatlerde telefon geldi.
´Karadon eski kuyudan inildi, işçilere ulaşıldı´ bilgisi geldi.
Dün sabah saatlerinden itibaren Gelik´ten Karadon´a kayan hareketliliği yerinde izleyenler arasındaydım.
Çok kişiyle görüşüp işçilerin ocaktan çıkarılmasına tanıklık ettim.
İşçilerden bir kısmı yanmış halde, sağa sola savrulmuş durumda bulunmuş.
Bir kısmı ise kolları ve elbiseleri ile gazdan etkilenmemek için yerlere kapanmış şekilde.
Şu saatler itibariyle 2 işçiye henüz ulaşılamadı.
Onların kuyunun 540 kodunun altına düştüğü tahmin ediliyor.
Gelelim o çarpıcı ayrıntıya.
Başbakan grizuda kalanlar için ´Kader´ demişti.
Kadere inanan biri olarak dün aldığım bilgilerden sonra daha farklı düşünüyorum.
Elde ettiğimiz veriler bunun ´Kadercilik´ mantığı ile geçiştirilemeyeceği kadar ciddi olduğunu ortaya koyuyor.
Şimdi anlatacağım zihniyet devam ederse bu ´kader´ler daha çok yaşanır.

Nedir bu patlamanın perde arkası.
Bir sıralama yapalım.
Eksi 540 kodundan yaklaşık 200 metre ileride Yapı-Tek işçilerinden bir grup dinamit atıyor.
Amaç belli: Anayolda ilerlemek, hazırlık çalışmalarını sürdürmek.
Ancak bu defa patlatma yapılan yer taş değil, kömür damarının olduğu yerdir.
Patlama sonrası 10 dakika beklenir. Tozun yerine oturması sonrası çalışmaya devam edilecektir. Onuncu dakikada Türkiye Taşkömürü Kurumu sensör görevlisi ikaz verir.
Orada bir yoğun metan kütlesinin dolaştığı bilgisi eksi 540´ta bulunan mühendislere iletilir.
Mühendislerden biri de yukarıya ölçüm yaptıklarını söyler ve yoğun metan kütlesinin olduğunu doğrular.

Ölçülen oran yüzde 4´tür.

Özel sektör işçileri burada ilk kez böyle bir durumla karşılaşırlar.
Bu durumda yapılacak tek şey orayı terk etmektir.

Veya havalandırma sağlanıncaya kadar beklemek.
Bu sürede 17 dakika boyunca metan yoğunluğu izlenmektedir.
Bu 17 dakikalık süre içerisinde kuyu başına telefon eden mühendislerden biri yukarı çıkmak istediklerini söyler.
Burası biraz muğlak.

Yukarı çıkmak isteyen en az 2-3 kişi.
Mühendisin buradan işçilerini de tahliye etmek istemiş olabileceği belirtiliyor.


Gelelim sonrasına.
Mühendis yukarıdan; "Şimdi çıkaramayız. Kuyuda elektrik kablosu döşeniyor" der ve bir saat gibi bir zaman verir.
Burada yine duyduğumuz ancak çok net teyit edemediğimiz bir bilgiye göre aşağıdakiler bir çalışma yapmamaları konusunda uyarılırlar.
Toplam 27 dakika.
Bütün olanlar bu 27 dakikada olur.
Sensörlerde görünen metan yoğunluğu birden kaybolur. Cihazlar bilgi vermez.
Ve zaten o sırada müthiş bir gürültü ve patlama duyulur.
Patlayan, sensör görevlilerinin gördüğü metandır.
Patlayan, - 540´taki iki mühendisten birisinin tespit ettiği metandırr.
Ve artık çok geçtir.

Patlamaya neden olan ihmallere gelince...
Burada yüksek oranda metan olduğunu yukarıdakiler ve yerdekiler biliyor.
Muhtemel o ki işçiler arasında bu tehlikeyi bilmeyenler var.
Orada bir harç makinesi var.
Şimdilik en büyük şaibe bu makinenin çalışmış olması ihtimali.
Ya da bu durumdan haberdar olmayan bazı işçiler diğer tarafta bir kıvılcım çakmasına neden oldular.

Oysa asansör çalışşa işçiler çok kolay tahliye edilebilirdi.
Bu sefer de şirket müdüründen fırça yerlerdi belki. Yevmiyeleri de sıfır edilebilirdi.
Ancak 30 kişi ölmez, kurum ve özel şirket bu kadar büyük zarar etmezdi.
Arada TTK´nin işçilerinden bir çoğu kuyuda döşenen elektrik hattı nedeniyle dışarı çıkamayacaklarını anlayınca diğer çıkışa yöneliyorlar.
Yani işten kaçanlar!
Bu patlama bir saat sonra olsaydı TTK´dan çok sayıda işçi aynı ´kader´in kurbanı olacaktı.
Şimdi buna diyeceğiz ki ´Kader´.
Taşeronlaştırılmış kader.
İhmal edilmiş kader.
Alarma geçirilmemiş kader.
Duyumsanmamış kader.
Önemsenmemiş kader.
Doksan dokuzunda teğet geçen, birinde yakalayıp işini bitiriveren kader.

Kozlu´da 263 maden işçisinin ölmesi de bu ihmal nedeniyleydi.
O ihmalleri yapanlar rakılarını yudumlarken yanan yürekleri fark edemiyorlar.
Başbakan´ın dediği gibi; "Zonguldak bunlara alışkın."
Ne olmuş: Şunun şurasında 30 işçi daha gitmiş.
Biz 263 madencinin bir patlamada ölmesine alışmış mazlum insanlar olarak bunu çok kolay atlatırız!

Şimdi ortaya bir resmi rapor çıkacak.
Peki bu raporu kim düzenleyecek?
Esas sorulardan biri de bu?
Bu raporu bağımsız bir denetleme kurulu yapmalı.
Tüm verileri incelemeli.
Kayıtları incelemeli.
Kimsenin ´mırın-kırın´ etmesine fırsat verilmemeli.
Sendika ve Maden Mühendisleri Odası gözlerini kapamamalı.
Gerçekler medyadan saklanmamalı.