Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban, eski Tekel binasını, eski Gümrük binasını, 69 Ambarlarını ve Karakum’daki çekekleri yıkınca, herkesin aklına Kozlu sahil yolundaki kafeler ile TTK Memurlar Derneği Lokali’nin kaçak eklentileri geldi.

Ve daha bir sürü yer…

Sokaktaki insan, “Demek ki yıkılıyormuş. İsteyince oluyormuş” diyor.

Sayın Ali Kaban’ın yakında tayininin çıkacağı konuşuluyor.

Şer cepheleri de bu habere öyle bir seviniyorlar ki!

Kimler olduğunu tahmin ediyorsunuz!

Kaçak-göçek iş yapan rantçı tayfası!

İstedikleri hareketleri yapamayan sendikacı tayfası!

Borularını istedikleri gibi öttüremeyen bürokrat tayfası!

Kişisel taleplerini yerine getirtemeyen siyasetçi tayfası!

Ama geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye…

En önemlisi 69 Ambarlarıydı…

Yıkıldı mı? Yıkıldı…

Artık kentin önü açılır…

Valilik binasındaki kamu kurumlarının hemen hepsi 69 Ambarlarına gidecek.

Zonguldak TSO, eski Gümrük Müdürlüğü’nün olduğu yere yeni bina yapar!

Zonguldak Valiliği de, TSO’nun binasına geçer!

Şu andaki Valilik binası da bir güzel yıkılır, kentin önü açılır.

Yıkılan binadan kalan boş alan da kocaman bir kent meydanı olur.

Zonguldak’a bundan daha büyük bir hizmet mi olur?

Kedi gibi, hem seviyor, hem bağırıyor!

Türkiye Futbol Direktörü Fatih Fatih Terim'in, ''Ellerine ahlaksızlık yapma fırsatı geçmemiş olanlar bize ahlak dersi vermeye kalkmasın'' demişti.

Ama Zonguldak’ta son dönemde ellerine ahlaksızlık fırsatını geçirenler, herkesin kendileri gibi ahlaksız olduğunu düşünerek, hareket ediyorlar.

“Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” derler ya, aynen öyle…
Zonguldak’taki ahlaksız tayfa için her şeye bir kulp var.

Mesela, benim için işine gelmeyen biri hemen, “şovenistlik” damgasını yapıştırıyor.

Bu kentte “Zonguldaklıyım” demeyi şovenistlik yapmak sayıyorlar.

Ama ben “Zonguldaklıyım” demekten asla vazgeçmeyeceğim.

Adam hemşehricilik yaparak bir makama gelmiş.

Ben bunu yazıyorum, “Sen şovenistlik yapıyorsun” diyorlar.

İç Anadolu yöresinde genellikle esnaflar için kullanılan bir tabir vardır.

Esnaflar, işleri iyi olsa da, kötü olsa da bu durumdan sürekli dert yanarlar.

Böylelerine, "Sen de kedi gibi, hem seviyor hem bağırıyorsun!" derler.

Bu arkadaşlardın da durumu bu!

Daha açık nasıl anlatayım?

Anladınız değil mi?

Ağzı olup yemeyen…

Geçenlerde bir sohbette, “Ağzı olup yemeyen olmaz” dedi bir dostumuz.

Diğeri sözü aldı ağzından:

“Devamını söyle!”

Derin bir sessizlik oldu.

Sonra devamı geldi, kıyamet koptu.

Sonra bir diğeri ekledi:

“Yeter ki istemesini bil!”

Son dönemde bizim eleştirdiğimiz kıyafetsiz/kifayetsizler de böyle…

Yemesini de biliyorlar.

Vermesini de!

Ama lafa geldi mi, Allah, Peygamber, Kur’an!

Bunları hala anlamış değilim.

Kul hakkının üstüne bir şey var mı?

Peki, “Onlar olacağına bizimkiler olsun” demek kul hakkına girmek değil mi?

Acaba bu arkadaşlar, başka bir dine mi mensuplar?

Polis okuluna girerken hile yapanlara, KPSS’ye girerken üçkağıt yapanlara kızmamış mıydık hep birlikte?

Peki, şimdi müdürlük, şeflik sınavlarında, mülakatlarında yapılan hileleri nasıl sindireceğiz içimize?

Konu nereden nereye geldi değil mi?

Ve en başa dönelim:

Ağzı olup yemeyen, sendikası olup vermeyen olmaz!