Türkiye genelinde olduğu gibi Zonguldak’ta da at izi, it izine karışmış durumda.

Adam almış eline silahı, karşısındakine basmış mermiyi.

Tutuklanmış, hapis yatmış, çıkmış.

Sonra bir daha yatmış.

Çıkmış karşımıza, dünyanın en temiz rolleriyle siyasi bir figür olmuş.

Bir başkası, adamın karısına iş olmuş.

Sonra olay büyümüş.

Kadının kocasını kurşunlamış.

Gitmiş hapis yatmış.

Vurduğu adama 150 milyar (O zamanki para) lira verip şikayetini geri aldırmış, hapisten kurtarmış.

Sonra çıkmış karşımıza, Zonguldak’ın tek dürüst adamı gibi siyaset yapıyor.

Adam, reçete yolsuzluğundan yargılanıyor.

Önümüzdeki günlerde mahkemesi var.

Ama dünyanın en dürüst insanı o…

Herkes hırsız, tek dürüst o…

Yahu, bu siyasetçilerin içinde hiç mi düzgün adam olmayacak?

Duyuyoruz. Adam müteahhit. İmar Komisyonu’ndan geçmesi gereken dosyaları var.

Baktı ki geçiremeyecek.

Gitmiş partiye, meclis üyesi adayı olmuş.

Geçirmiyorlar ya, kendisi geçirecek!

Hani “rantçı” değildiniz?

“En dürüst” diye geçinen belediye başkan adayının mafya ile nasıl sarmaş dolaş olduğunu sokakta herkes konuşuyor.

Mafya adına çekler toplanıyor. Seçim harcamalarında kullanılıyor.

Ama sorarsan, aday çok dürüst…

Hatta maaşının büyük bölümünü burs olarak öğrencilere dağıtıyor.

Hepsini dağıtsan ne olacak? Öbür yandan götürüyorsun ama!

Toplumda birçok insan siyasetten uzak duruyor.

Biz de kızıyoruz.

Bu kadar rezilliği duyunca, ben de hak veriyorum o insanlara.

Yalancı çobanlar, yalancı adaylar…

Yalancı çobanın hikayesini bilirsiniz…

Bir gün çobanın biri, koyunları otlatmak için dağları-tepeleri aşar. En sonunda bir yere varır. Bir ağacın altına oturup koyunları otlatmaya başlar. Koyunlar otlarken, bu çoban da başlar kavalını çalmaya... Bir süre sonra sıkılır ve kendi kendine der ki: “Şu köylülere nasıl bir oyun oynasam?”

Sonra aklına bir fikir gelir. Başlar bağırmaya: “Yetişin köylüler, yetişin, kurt koyunlara saldırıyor” der demez köylüler koşa koşa gelirler ve etraflarına bakarlar, “Biz kurt-murt göremiyoruz” derler ve ayrılırlar oradan. Çoban, bir kaç kere daha böyle yalan söyler, en sonunda da, “Siz ne aptal köylülersiniz. Ben sizin gibi köylü görmedim, yuh size, nasıl da inandınız” der ve herkes çok sinirlenir. Başka bir gün koyun sürüsüne gerçekten kurt saldırır. Çoban başlar bağırmaya: “Yetişin köylüler, yetişin… Sürüye kurt saldırdı, yetişin…”

Ama kimse aldırış etmez, çünkü önceden de yalan söylediği için bir daha inanmazlar ve kurt sürünün yarısı yer, yarısını götürür, çoban ise oturup ağlamaklıdır.

Eee ne demişler, yalan söylersen başına gelecekleri bilemezsin...

Sanki bu seçim son seçim gibi, akıllarına gelen her yalanı söyleyen, halkı kandıran adayların bir sonraki seçimde vatandaşa ne söyleyeceklerini merak ediyorum.

Her seferinde “Kurt geliyor” yalanını yer mi toplum?

Bence yemez