Az biraz bilgisayar kullanıyorsanız, Google’a “Şehrül-Emin nedir?” diye yazarsanız, karşınıza bu yazı çıkar:

“Şehrin emin kişisi, emin insan…

Yani bu günkü manasıyla seçilmiş belediye başkanı…

Şehrin imarından, turizminden, çöpünden, suyundan, çevresinden ve o yerleşim yerinde yaşayanların refahından sorumlu kişi.

Şehrül-Emin olmak… Şehri ve içinde yaşayanları emanet bilmek, bu emanete ihanet etmemek…

Şehrül-Emin olmak… Bir şehrin güvenilen idarecisi olmak…

İdare ederken; Hazreti Ömer gibi adil, Hazreti Ebu Bekir gibi sadık, Hazreti Ali gibi vefalı ve yiğit olmak…

Şehrül-Emin olmak… Bir şehrin halkına hizmet ederken Hakka, Hakka hizmet ederken halka hizmet ettiğini bilen olmak…

Şehrül-Emin olmak… Sevilmek, sayılmak, hissedilmektir… Hissetmektir.

Şehrül-Emin olmak… Hak pişirmek, hak dağıtmak, hak gözetmektir…

Şehrül-Emin olmak… Şehirden emin olan, kendinden emin olunandır…

Bahsettiğimiz asıldır, manadır, tariftir.

‘Bu tarife ben uygunum’ diyen olur, yakıştırılan olur, yakışan olur. Yâ da olmaz… Bunu önce Hak, sonra halk bilir. Çünkü Şehrül-Emin, yaptığı işin hesabını, önce vicdanına, sonra Allah’a ve sonra şehre, insanına verir. Kısaca, yönetenin, yönetilenlerce pırıl pırıl bir geçmişle, hayırla yad edildiği, övüldüğü, yeri geldiğinde kendisinin de tevazu içinde yaşadıklarını anlatmaları esastır. Bizden söylemesi, önümüze sandık geldiğinde geleceğimizi şekillendirecek Şehrül-Eminimizi seçerken, önce ‘zihniyetine’ bakınız. Sonra ise sözlerine, yürümesine, konuşmasına, giyimine, tarzına…”

Bu yazıyı okudunuz değil mi?

Okuduğunuzu anlama sorununuz yoksa, bu yazının hangi satırında Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’den söz ediyor?

Bence hiçbir satırında Muharrem Akdemir’den söz edilmiyor.

Zonguldak’ta maden ocakları kapanmış, binlerce işçi işsiz kalmış, insanlar sokaklarda, Belediye Başkanı Muharrem Akdemir ortada yok.

Kardeşim, sen Şehrül-Emin değil misin?

Bu şehrin sahibi sen değil misin?

Yapsana bir toplantı…

Çağırsana sivil toplum örgütlerini, işçileri, işvereni bir masa etrafına…

Düşsene bu milletin önüne…

Gitsene Ankara’ya…

Bunların derdi Zonguldak değil.

Başkan tatil, Meclis üyeleri vekalet peşinde…

Makam aracına binecekler, “Başkanım” diye gezecekler.

Zonguldak kimin umurunda…

Ey CHP…

Siyaset yapmak için böyle güzel bir fırsat mı olur?

Alsana bu maden işçilerini…

Götürsene Ankara’ya…

Meclisin önüne…

Oturma eylemine…

Bu CHP’nin niye iktidar olamadığını şimdi çok daha iyi anlıyoruz.

Bunlar tembel…

Muhalefet yapmayı bile bilmiyor.

Bunlar sanal siyasetçi…

Facebook, Twitter, Instagram siyasetçisi…

Ey Muharrem Akdemir…

Eğer sözlükteki Şehrül-Emin tarifine uyduğuna inanıyorsan, o koltukta otur.

Uymuyorsan -ki uymuyorsun- derhal o koltuğu terk et.

Zonguldak’a yazık etme…

Nasıl olsa Zonguldak Belediyesi’ni Başkan Danışmanı Erhan Darende yönetiyor.

Başkanlık koltuğunda kimin oturduğu da önemli değil.

Herkes senden daha iyi yönetir.

Hatta 23 Nisan’da o koltuğa oturan çocuklar bile…

ANAP iktidardayken, ANAP’lı Zonguldak Belediye Başkanı Zeki Çakan, geçti Zonguldaklının önüne, çıktı Çankaya Köşkü’ne…

Lütfen…

Bizi daha fazla söyletme