Zonguldak insanı birbirinin altını ya da gözünü oyacağına toprağı oysa, Mithatpaşa Tüneli yapılır, şehir içi trafik sorunu çözülürdü.
Ama bürokratı koltuğunda rahat oturmak, siyasetçisi başını ağrıtmamak, işadamı yolunu bulmak için duyarsız davranıyor.
Olan da sade vatandaşa oluyor.
Siz, ekonomik durumu iyi bir insanın krizden, enflasyondan, faizden etkilendiğini gördünüz mü?
En çok onların sesi çıkar ama hayat standartları değişmez.
Milletvekillerimiz de öyle.
Seçilmeden önce bağırıp çağırırlar.
Ankara´ya gittiklerinde Zonguldak´ı ve sorunlarını kısa sürede unuturlar.
Yıllardır politikacılarla içli dışlıyım.
Bunların en büyük sorunu yeniden seçilmektir.
Duydukları en büyük zevk, devlet kaynaklarıyla bir işi başarabildiklerinde kendi ceplerinden yapmış gibi sevinmektir.
Bunlar, Ankara´dan Zonguldak´a bir ödenek aktarsalar mutlu olurlar.
Oysa yeni projelerde kentimizin önünü açmaları gerekmiyor mu?
Zonguldak ne kadar eski bir şehir farkında mısınız?
Ne yolu yol, ne havası hava, ne denizi deniz.
Millet çevre ve insan sağlığı diye ayağa kalkar, biz "Gelin termik santralciler, yerimiz var" deriz.
Sanki bizim halkımız keriz.
Asgari ücret olan maaşlarını bile alamayan gencecik insanlar sürünür oralarda.
İki asgari ücrete ocağa giren de biziz.
Her gün oralarda ölen de biziz.
Sesimiz cenazelerde çıkıyor.
Hıçkırıklar boğazımıza düğümleniyor.
Ve bizim insanımız bu acıları üç günde unutuyor.
Ertesi sabah yine ölümün koynuna giriyor.
Koyun koyuna ölüyoruz.
Durduk yerde birbirimizi yiyoruz.
Bir adım öne çıkanı paçasından çekiyoruz.
Birbirimizin gözünü oyacağımıza toprağı oysak, Mithatpaşa Tüneli&[#]8217;ni açacağız.
Şehir trafiğini rahatlatacağız.
Kapı arkalarında fiskos yaparken harcadığımız enerjiyi düşünmeye versek, Gazipaşa´ya alt geçit yapacağız.
Ama olmuyor.
Herkes bir yana çekiyor.
Zonguldak ne uzuyor, ne kısalıyor.
Herkes en iyi.
Herkes mükemmel.
Hiç kötü yok.
Hiç eksik yok.
Ama aynı yerdeyiz.
Birbirimizi kandırıyoruz.
Kendimizi kandırıyoruz.
Seçimden önce günlükler tutuyor, seçimden sonra tuttuğumuz günlükleri unutuyoruz.
Çalana hırsız, bizimle paylaşıyorsa adam diyoruz.
Çaba gösterip ürettiğimizi yiyeceğimize birbirimizi yiyoruz.
O yüzden hiç büyümüyoruz.
İleri gitmiyoruz.
Eski model bir araba gibi.
Kasa var.
Motor var.
Tekerlek var.
Anahtar var.
Yakıtı koyup gideceğiz.
Ama o yakıtla birbirimizi yakıyoruz.
Zonguldak´ı cennete çevirmek varken, kendi yaktığımız ateşle cehenneme çeviriyoruz.
Bu kente yazık. Bu insanlara yazık.
Yazık bize&[#]8230;