Kısa bir aranın ardından yeniden birlikteyiz.
Bu bir haftalık
sürede, Zonguldakla ilgili her şeyi bir tarafa koymak fena olmadı dersem yalan
olur.
İnsanların
neden bu kentten hızla göç etmeye devam ettiğini, neden hızla gitmek istediğini
daha iyi anladık.
Bu
kentin ne kadar basiretsiz yönetildiğini, umutlarının nasıl tüketildiğini bir
kez daha gördük.
Şunu
da gördük.
Bu
yöneticilerin, bu kafa yapısıyla, Zonguldak Belediyesi başta olmak üzere bu
belediyecilik anlayışıyla, siyasetçilerin bu kör dövüşüyle bu kent daha fazla
kaybedecek.
İnsanlar,
gönüllü veya zorunlu olarak göç etmeye mecbur bırakılacak.
Ve
ne yazık ki, bu mantık, bu anlayış öyle yazıyla, eleştirilerle, önerilerle,
demokrasiyle falan yola gelmeyecek.
Kibarlığı,
nezaketi elden bırakıp bazen suratlarının ortasına iki tane çakmanız gerekecek.
Acı,
ama gerçek.
O
yumruğu çakmadığınız sürece, bu kent kötü yönetilmeye, insanlar göçe zorlanmaya
devam edecek.
Zonguldak,
batı illeri arasında göç vermeye devam eden tek kent. Üstelik çevresindeki dört
kent hızla gelişirken ve göç alırken.
Söylenebilecek
tek bir şey var.
İmkanı
olan gitsin.
İllaki
Zonguldakı seviyorsanız
Yazdan
yaza gelirsiniz!
[*] [*] [*]
Bu
sütunlarda paylaştığımız son yazı, eski Belediye Başkanı İsmail Eşref ile
lavuar alanından yaptığımız canlı yayına ilişkindi.
Lavuar
alanı için hazırlanan projenin mimarı olan Eşrefin Zonguldak Belediye Başkanı
Muharrem Akdemire eleştirileri dikkat çekiciydi.
Eşref,
her ne kadar referans olsa da, Akdemirin ne kadar beceriksiz olduğunu net
şekilde ortaya koyuyordu.
Akdemiri
dinleseniz, yüzü kızarmaz.
Utanmaz,
arlanmaz. Pişmiş kelle gibi güler. Elli tane bahane bulur.
Topu
iktidardakilere atmakla işin içinden çıkar.
Halk
da kente yapılan bu zulme seyirci kalır. Çünkü, kimine göre Akdemirin
Atatürkçü olması yeterlidir. Akdemirin bu başarısı aslında toplumdaki ikiyüzlülüğün
en güzel yansımasıdır!
Bu
durumda başarısız olan Akdemir değil, toplumun ta kendisidir.
Aynen
iktidar siyasetçilerinde olduğu gibi yani
Aynen
Zonguldaka zamanında gelmeyen hizmetlerde iktidar milletvekillerinin gösterdiği
başarıda olduğu gibi
Hizmetin
kutsallığını, diyalogun evrenselliğini, çözümün parçası olmayı değil, kişilerin
siyasi kimliklerini, ideolojilerini, inançlarını, memleketlerini, kişisel çıkar
beklentilerini üstün kılan anlayışın ta yüzüne tükürmek lazım!
[*] [*] [*]
Bu
kentteki belediyecilik ve yöneticilik rezaletinin nereye geldiğini görmek
istiyorsanız, lavuar alanında yaşanan komediye bakmanız yeterli. Ve herkes
konuyu bir tarafa çekerek, bu kenti cezalandırıyorsa, vatandaş olarak kimseye
değil, önce kendinize bir hesap sorun. Kendinizle yüzleşmekten korkmayın.
[*] [*] [*]
Sonuç
olarak, sürece pozitif katkı yapmak amacıyla yaptığımız bu program önemliydi.
Eşrefin
Akdemire, Zonguldak Belediyesine, Vali Ali Kabana ve Zonguldaklılara yönelik
önerileri dikkate alınmalı.
Eşrefi
sevseniz de, sevmeseniz de...
Önemli
olan kimin dediği değil, önemli olan bu kentteki herkesin cezalandırıldığının
farkına varması. Bu kentte bazı şeyler hala değişmiyorsa, kusura bakmayın,
vatandaş olarak dönüp birazda kendinize bakın!
Yoksa
sizin de bavulunuzu hazırlamanız yakındır.
Zeki Tosuna
başarılar
Zeki
Tosunun AK Parti yönetimi için teklif aldığı günleri çok iyi hatırlıyoruz.
Biraz
temkinli de olsa girdiği yönetimde abartısız ilişkileri, sadeliği ve yarattığı
güven duygusuyla AK Parti İl Başkanlığı için aday gösterildi.
Genel
Merkez, hakkında pek çok iddia bulunan sivri söylemleri nedeniyle tartışma
yaratan Ali Bektaşı ve Bektaş ile birlikte partiyi hedef haline getirmemek
için Zeki Tosunu tercih etti. Celil Uzunu ise, gazını alıp gönderdi.
Tosun,
kararlılığının, mütevaziliğinin ödülünü almış oldu.
Zeki
Tosun, AK Partili olmanın ötesinde toplumun her kesimiyle diyaloğa açık bir
isim. Ancak bundan sonra kendisini daha yoğun günler bekliyor. Siyaset dilinin
zorunlu kıldığı agresif yapıya pek bürünmez, ancak şartlar onu mecbur
kılacaktır.
Kendisine
başarılar diliyoruz.
Valiye teşekkür,
bürokratlara çağrı
Geçtiğimiz
günlerde bonzai evlerini gündeme
getirmiştik.
Bunlardan
ilki, eski Öğretmenevi oldu.
İkincisi
ise, eski Sağlık Meslek Lisesi ve BEÜ Sağlık Meslek Yüksekokulu binası
Üçüncüsü
ise, İşitme Engelliler Lisesinin eski binası...
Her
üç bina da okulların hemen yanında bulunan ve bonzai, esrar, tiner, çakmakgazı
gibi maddelerin sıkça kullanıldığı, kullanılmasına imkan sağladığı doğal
mekanlar.
Sahipsiz
mekanlar.
Uyuşturucu
ve fuhuş gibi pek çok olumsuzluğa zemin yaratan mekanlar.
Özellikle
liseli gençlerin her türlü kötü alışkanlıkla ilk tanıştıkları yerler.
Haberimizin
ardından Vali Ali Kabana bir çağrımız olmuştu.
Beşinci
günde Öğretmenevinin yıkımına başlandı. Bürokrasinin, yöneticilerin aylardır
yıkmadığı, yıkamadığı bina 3 günde yerinden kaldırıldı. Çağrımızı dikkate alan
Vali Ali Kabana teşekkür ediyoruz.
Medyanın
kararlı, doğru ve gerçekçi haberlerinin nasıl dikkate alındığını da bizlere
göstermiş oldu. Bu bağlamda bir kez daha teşekkür ediyoruz.
Geriye
iki bina kaldı. Başka binalarda var.
Sahipsizlik
nedeniyle talan edilen ve her türlü kötü alışkanlığın hemen hemen her gün
yaşandığı mekanlar haline gelen bu binaların içinde bulunduğu durum her şeyden
önce devletin ayıbıydı. Diğer binaların da yıkılması veya kullanım amacıyla
birilerine verilmesi gerekiyor.
Biz
bu binalara girdik. Girmeye de devam edeceğiz. O binalara girdiğinizde bu
kentte liseli gençlerin nasıl birer madde bağımlısı olduklarını görmek mümkün.
Sorumsuz
bürokratları, sorumsuz il müdürlerini ve belediye yönetimlerini bir kez daha
uyarıyoruz.
Gidin,
o binalara girin. Ne demek istediğimizi o zaman anlarsınız.
Yakında
başka bir skandalı taşıyacağız sütunlara ve ekranlara
Armut mu
topluyorsunuz?
Mülkiyet
sorununu günlerdir, aylardır tartıştırmaya çalıştık.
Mülkiyet
sorunu bugün tartışılıyorsa, Pusulanın çabaları bunda önemliydi. Her ne
şekilde olursa olsun bu çabaya ortak olan herkese teşekkür ediyoruz.
CHPnin
iki ismi Harun Akın ve Hasan Gemicinin birbirinden kopuk olarak devam etse de
çabaları önemli.
AK
Parti Milletvekilleri, ne yazık ki, konuya hala yüzeysel bakıyor. AK Partinin
üç milletvekili birlikte masaya yumruğunu vursa, bu mesele zaten çözülür. O
zaman zaten Harun Akının kanun teklifi hazırlayıp komisyon toplantılarına
girmesine de gerek kalmaz.
Köşeye
sıkışan diyor ki:
Harun Akın
siyaset yapıyor.
Köşeye
sıkışan diyor ki:
Hasan Gemici
siyaset yapıyor.
Bizim
orada da derler ki:
Ulan, senin
ellerin armut mu topluyor?
Akının
milletvekili olmadığı halde ortaya koyduğu bu çabaya teşekkür etmek gerekir.
Siyaset
yapıyor tabi!
Böyle
siyasete can kurban...
Siz
de keşke görevinizi yapsaydınız da, böylesine reklam yapmasına fırsat
vermeseydiniz.
Bir
düşünün bakalım!