Cehalet...

Bildiğini doğru zannetmektir.

Olduğu duruma razı olmak...

Araştırmaya karşı çıkmak...

İçinde bulunduğu durumdan vazgeçmemektir.

Doğruyu söylersiniz...

Direnirler.

Yeni bilgiler onlar için huzursuzluk kaynağıdır.

Öğretmek zordur.

Gerçekten...

Bilgiden...

Düzenlerini bozacak bilgiden...

Nefret ederler.

Tarih, örneklerle doludur.

Farklı...

Yeni bilgi sunanlar...

Hep zulme uğramış...

Zindanlara atılmış...

Ya da öldürülmüştür.

Cehaletin özelliğidir.

Yakarlar...

Öldürürler...

Cezalandırırlar...

[*] [*] [*] [*]

Zaman...

Su gibi akar.

Gün, bugündür.

Dün, geçip gitmiştir.

Önceki gün...

Evvel zaman olmuştur.

Bu akış...

Her zaman yeni bilgiler öğretir.

Birikim ediniriz.

Sonuç...

İnsanlık tarihinin tecrübesi...

Zor olanı...

Yeni öğrendiğimizin...

Eskilerle çelişmesi...

Yanlışlarımızı öğrenmek...

Onlarla yüzleşmek...

Zor gelir.

Ağır gelir.

Huzursuz oluruz.

Tüm öğrendiğimize rağmen...

Huzur için...

Düzen değiştirmemek için...

Israr ederiz.

Yanlışlıklarımızı ayıplarız.

İşte bu...

Ve dahası...

Cehaletimizin göstergesi...

[*] [*] [*] [*]

Bilge insan...

Araştıran...

Geliştiren...

Yeniliğe açık...

Sorgulayan...

Gördüğüne...

Duyduğuna...

Öğrendiğine şüphe ile bakar.

Bilgilerini sorgular.

Yeni bilgilere açık olur.

Bilgeler...

İnsanlığın bugüne gelmesinde...

Kilometre taşları olmuşturlar.

Zamanın akmasında...

Gecikmesinde...

Bildiğiyle yetinen...

Körü körüne inanan...

Olduğu yeri kabul eden...

Cehaletin parmağı vardır.

[*] [*] [*] [*]

İnsanlık da burada başlar.

İnsanı diğer canlılardan ayıran...

Akıl nimetidir.

Eğer aklı kullanabiliyorsan...

Ahlak...

Edep dairesinde...

Yaradılışa uygun...

O zaman insan olma şerefine nail olursun.

Yeryüzünün halifesi...

Unutursan...

Aklı terk edersen...

Duyguların peşinde koşarsan...

Nefsine uyarsan...

İstekler değişir.

Yaşantı değişir.

Amaç değişir.

Akıl özelliğini kaybeder.

Sonuç...

Hüsran olur.

Bizim için...

Allah sonumuzu hayır eylesin.

Balıklar neden konuşamayi?

Küçük oğlu, babası Temel'e sormuş:

- Babacuğum!

Haçen paluklar niye konuşamayi?

Temel, cevap verir:

- Ula sok kafani suyun içine...

O zaman anlarsun...