CHP İl Başkanı Devrim Dural,
Basın açıklaması yaptı.
'Gerekirse parti binasını da alsınlar' demiş.
CHP Zonguldak İl Başkanlığı,
CHP'nin malı.
Alacak tabi.
Sanki,
Gasp edeceklermiş izlenimi veriyor.
Devrim Dural,
Deniz Yavuzyılmaz'dan,
Şov işlerini iyice öğrenmiş anlaşılan.
Bıdı bıdı yapacağına,
İstifa etsene başkan!
Altın ayrı,
Üstün ayrı ekmek yapıyor.
Ben,
Mustafa Çağlayan'ın yerinde olsam,
Devrim Dural'a,
Bir partinin binası tutarım.
Keza,
Böyle mis gibi muhalefeti,
Başka hiç bir yerde bulamaz.
Devrim Dural,
Yol arkadaşlarını da yanına alsın,
Bu parti binasına yerleştirin.
31'ini bitirip 32 yaşından gün alanında,
31 yaşına el vermişti.
32'ye beraber yürüyorlar.
El ele tutuşup,
Sol elinizi kullanarak,
Yeni Partiyi kurmalısınız.
Parti binasına kira ödemeyince,
Sokağın gülü Doktor bile,
CHP'ye İl Başkanı olur.
Zamanında,
DSP'ye geçenler,
Yeni Parti meselelerinde,
Pek mahirler.
Bunu dikkate alın.
*********************
Bazen,
İnsan,
Bazı insanların neden büyük?
Neden usta olduğunu anlıyor.
Gün içinde şahit olduğum şeyler,
Beni buna ikna ediyor.
Bir çarıksın Batuhan!
Senin ne haddine?
Çocukluk heyecanlarımız olsun.
Hezeyanlarımız olsun.
Hata yapa yapa geldik.
Artık,
Olgunluk çağıma giriyorum.
Gençlik ve çocukluk heyecanlarım geride kaldı.
Her şeye hevesimi kaybetsem de,
Mesleğe olan hevesimi kaybedemedim.
Vitrindeki ayakkabıya kızan bir çarıktım.
Vitrindekinin neler çekerek,
Spot ışıklar altında sergilendiğini anlamamıştım.
Artık anlamaya başlıyorum.
Sen sadece bir çarıksın Batuhan.
Daha,
Makaslarla doğranacaksın.
Cenderelerden geçip,
Kalıptan kalıba gireceksin.
Çekiçler yiyip,
Çivilerle çakılacaksın.
Sen daha çarıksın Karamalak...
Mesnevi'den alıntı hikaye şöyle, "Bir çoban şehre gitmiş, çarşı pazar geziyormuş. Bir ayakkabıcı dükkânının önünde durmuş. Ayağındaki çarıkla vitrindeki ayakkabı konuşmaya başlamış:
Çarık, “Kardeş” demiş, “Sen de deridensin ben de... Ama nasıl oluyor da, sen vitrinlere kurulmuş, tahtlara oturmuş, pırıl pırıl parlamaktasın? Ben ise perişan bir vaziyette sürünmekteyim. Bu adalet mi?”
Ayakkabı çarığa cevap vermiş:
“Arkadaş…” demiş, “Her ikimiz de derideniz doğru. Ama bir farkımız var. Sen hiç bizim gibi makaslarla doğrandın mı? Bizim gibi cenderelerden geçip, kalıptan kalıba girip, çekiçler yedin mi?..”
Çarık “Hayır!” demesi üzerine de ayakkabı sözünü tamamlamış:
“O halde bizim gibi olamazsın…”
(Hz. Mevlânâ, Mesnevî)