Milletvekillerinin işi ne?
Soruyu böyle sorunca, kısa bir cevap bekliyorsunuz umarım.
Ama biraz uzatacağız.
Milletvekillerinden söz edeceğiz bugün.
Milletvekilleri; önce kentini değil, kendini düşünür.
Onların seçildikleri günkü en büyük hedefleri, ikinci dönem de milletvekili olmaktır.
Ve ilk dönemlerinde yaptıkları masrafı fazlasıyla çıkartmaktır.
İsim vermeden devam edelim.
Geçmişten bu güne öyle milletvekilleri tanıyoruz ki, seçim dönemlerinde yaptıkları harcamanın kat kat fazlasını stoklarlar.
Kimisi, seçimde 200 bin lira harcar, ilk yakaladığı işten 2 milyon lira ister.
Kimisi, çevresinde ne kadar işsiz varsa, onları bir kuruma atar, sırtında yük bırakmaz.
Kimisi, milletvekilliğini, kentinin özgürlüğü için değil, kendi özgürlüğü için kullanır.
Ve biz bu milletvekillerinden kentimiz için, ülkemiz için hizmet bekleriz.
Her yıl tatile çıkarım. Genelde aynı güzergahı kullanırım.
Ve geçtiğim şehirlerdeki değişiklerden başım döner.
Zonguldakta Allaha şükür böyle bir sıkıntı yaşamıyoruz!
Ereğli yolunu kullanırsak, zaten bu yolda 40 yıldır çalışma sürüyor.
Ankara yolunu kullanırsak, Dorukhana kadar çektiğimiz çile unutulacak gibi değil.
Düşünüyorum kendi kendime
Bu milletvekillerini seçtiğimiz için hükümet mi bizi cezalandırıyor?
Yoksa Yüce Mevla mı?
Şu mübarek günlerde kentimiz için Allaha dua ediyorum
Yüce Rabbim. Yazıyoruz olmuyor, çiziyoruz olmuyor.
Zonguldakın durumu ortada
En iyi sen görüyorsun.
Bizi bu beceriksiz, basiretsiz yöneticilerden kurtar Allahım.
Belediyemiz, SGK; TTKmız, Hazine yüzsüzü, kentimiz hizmet fakiri.
Verdiğin doğal güzellikleri de berbat ettiler Allahım.
Pokumuzu, külümüzü denize saldık.
Hazine arazilerine kaçak binalar yaptık.
Devletin malına deniz, yemeyene domuz dedik.
Kıskançlıktan, kibirden geçilmez bir kent olduk.
Öyle adamlar türedi ki, gözü kendi işinden çok başkasının işinde
Sen ne yapıyorsun? sorusuna cevap bulamıyoruz.
Herkes hırsız, herkes arsız, bir onlar dürüst.
Sonumuz iyi değil.
Herkes ihale takip ediyor. İş takip ediyor.
Cennetine gelmek için bile ihale var mı? diye soruyorlar.
Cennete gelmek istediklerinden değil, çıkma alıp cehenneme gitmek istediklerinden.
Şu mübarek günlerde sen bizim günahlarımızı affet Yarabbi.
Kentin Önünü Tıkayanlara akıl, fikir ver Yarabbi.
Yarabbi, vatandaşın malını çalanı kanunlar cezalandırıyor.
Sen de milletin malını çalanı, Hazine arazisine kaçak inşaat yapanı cezalandır Yarabbi
Sen cezalandırmazsan, bunlar yine işi bağlayacaklar, makamlarda ağlayacaklar, yaptıklarını yanına kar sayacaklar Yarabbi.
Kıssadan Hisse: Fakir Köy Hikayesi
Zengin bir baba, küçük oğlunu insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye götürdü. Çok fakir bir aile, çiftliğinde baba ve oğlunu bir gün boyunca ağırladı.
Yolculuktan dönerlerken baba oğluna sordu:
İnsanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?
Evet! Gördüm baba.
Ne öğrendin peki? Anlat bakalım.
Oğlu cevap verdi:
Bizim evde bir köpeğimiz var, onlarınsa dört. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri. Bizim bahçemizde ithal lambalar var, onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız ön avluya kadar, onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.
Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı. Oğlu devam etti:
Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için teşekkür ederim baba!
Günün Sözü:
Hayat tiyatro gibidir; en kötü insanlar, en iyi yerlerde oturur.
Aristofanes