Bazı
önemli gün ve zamanlar vardır.
O
günlerin de bir günü vardır.
Kutlamalar
olur.
İşte
o günlerde sorunlar konuşulur, tartışılır sonra unutulur.
Hele
hele bazı günler vardır ki, kimsenin de pek umurunda değildir aslında.
Mesela,
yaklaşan 3 Aralık Özürlüler Günü
Ailesinde
özürlü bulunmayan pek çok kimse için pek anlam ifade etmez.
Ama
oysa hepimiz birer engelli olabiliriz.
Hoş,
böyle ciddi konularda yazılanlar da pek bir rağbet görmez.
Ama
biz yine de önemli bir mektubu, önemli bir mesajı paylaşalım.
[*] [*] [*]
Mektubu
yazan, Aileden Sorumlu eski Devlet Bakanımız Hasan Gemici
Çok
önemli mesajlar veriyor.
Çok
önemli çağrılar da bulunuyor.
Tüm
belediyelere çağrı da bulunuyor.
Diyor
ki:
Türkiye
Cumhuriyeti Devleti, Anayasamızda sosyal
bir hukuk devleti olarak tanımlanıyor. Sosyal devlet; toplumun zayıf
kesimlerinin yanında olmayı, onları desteklemeyi devlet için görev, yurttaşlar için hak olarak gören devlet anlayışıdır.
Bu şu demektir: Kamu
adına bir engelli, bir yoksul için bir iş yapıyorsanız, yaptığınızı bir lütuf
olarak değil, onun yurttaşlık hakkı olduğu için yapıyorsunuz!
Sosyal Devlet ilkesinin hayata geçmesi
ve yerel düzeyde gerçekleşmesinden; toplumdaki yalnızlara, ötekileştirilen, yardıma
muhtaç insanlara yönelik hizmetlerin yürütülmesinden merkezi hükümetle birlikte
yerel yönetimler de sorumludur.
[*] [*] [*]
Devam
ediyor:
Bu anlamda yol,
su, kanalizasyon, çöp, kentleşme fiziki hizmetler yanında çocuk, özürlü, yaşlı,
yoksul toplumun dezavantajlı kesimlerine yönelik sosyal/kültürel hizmetler
geliştiren, yürüten; sosyal sorumluluk üstlenen belediyecilik modeline Sosyal Belediyecilik deniliyor.
5393 sayılı
Belediyeler Kanununda belediyelerin bu alandaki görev ve yetkileri
belirlenmiştir.
Sosyal
belediyeciliğin en önemli çalışma alanlarının başında engellilere yönelik
hizmetler gelmektedir.
Yapılan
araştırmalara göre, toplumumuzun yüzde 12,8i engelli insanlardan oluşmaktadır.
[*] [*] [*]
Devam
ediyor
Diyor
ki:
Bu insanlarımız
ve aileleri, ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntıların zorlukların üzerine bir de
engelli olmalarından kaynaklanan zorluklarla baş etmeye çalışıyorlar.
Bir ailede
engelli bir çocuk, bir insan varsa, bu tüm aileyi etkiliyor.
Ülkemizde,
değişik özür gruplarından 10 milyona yakın yurttaşımız yaşıyor.
Özürlü çocuk ya
da yetişkin özürlü yurttaşımız, günlük yaşama, kent yaşamına ve toplum yaşamına
çok sınırlı ölçüde katılabilmektedir.
Ülkemizdeki
görme, işitme, ortopedik ve zihinsel engellilerin toplumsal yaşama tam
katılabilmelerinin önündeki engeller henüz kaldırılabilmiş değildir.
[*] [*] [*]
Kanunun
belediye başkanlarına getirdiği zorunluluğu anımsatıyor Gemici
Diyor
ki:
5393 sayılı Belediye
Kanununun 38inci maddesinin n
fıkrasında belediye başkanlarına özürlülere yönelik hizmetleri yürütmek üzere
belediye bünyesinde Özürlüler Merkezi
kurma görevi veriyor.
Ülkemizde birçok
belediye bu doğrultuda Engelli
Koordinasyon Merkezi, Engelliler
Birimi, Engelliler Danışma Merkezi
isimlerle bu merkezleri kurmuş durumda ve hizmetlerini yürütüyor.
[*] [*] [*]
Diyor
ki:
Ama çok sayıda
belediye hala isteksiz
Bazıları böyle
bir sorumluluk hissetmiyor, ya da farkında değil.
[*] [*] [*]
Aynen
böyle.
Pek
de işlerine gelmiyor.
Çünkü
dünyaları küçük
Beyinlerini
bilmiyoruz!
[*] [*] [*]
Gemiciye
dönelim
Devam
ediyor
Neler
yapılabileceğini anlatıyor:
Büyük bir kısmı
ise, belediyesinin olanaklarını yetersiz gördüğü için bu konuda adım atmakta
çekingen davranıyor olabilir.
Oysa olanakları
en kısıtlı belediye bile bu konuda adım atabilir.
Belediyenin bir
odasının kapısına Engelliler Merkezi
tabelası asarak işe başlanabilir. Çevredeki sivil toplum kuruluşları ile
işbirliği içinde bu merkezde;
Belediye avukatı
ya da gönüllü bir avukat, engellilere belirli gün veya saatte hukuki
danışmanlık hizmeti verebilir,
Belediye
görevlisi (yoksa gönüllü) bir psikolog, sosyolog, sosyal ve psikolojik destek
çalışması yapabilir,
Bu merkezde
görevlendirilen bir memur, engellilere yasal hakları ve devletin kendilerine sunduğu
hizmetlere nasıl ulaşabileceği konularında danışmanlık ve yönlendirme
yapabilir, Çevreden gelen yardımları engellilere ulaştıracak organizasyonlar
yapabilir.
[*] [*] [*]
Gemici,
son bölümde şunları söylüyor:
Görüldüğü gibi
bu hizmetler kaynaklarla değil, gönülle, farkındalıkla ve duyarlılıkla ilgili
hizmetlerdir.
Bunlar,
imkanları son derece kısıtlı 3 bin nüfuslu belediyelerin bile yapabileceği
küçük, ama engelliler için çok önemli ve büyük hizmetlerdir.
Yaşadığı kentin
belediyesinde öyle bir kapıları
olduğunu bilmek bile engelliler için bir moral kaynağı olacaktır.
İmkanı, parası
olan belediyeler, engellilere dokunacak onların yaşamların bir nebze de olsa
iyileştirecek çok çeşitli hizmetler geliştirebilir, sosyal yardımlar yapabilir.
Belediyeler, bu
hizmetleri yürütürken, sivil toplum kuruluşları ile işbirliğine açık olmalıdır.
Onlara fırsatlar sunan, yönlendiren ve destekleyen bir misyon üstlenmelidir.
Önümüzdeki hafta
3 Aralık Dünya Özürlüler Günü
Her yıl olduğu
gibi belediye başkanlarımız, bu yıl da engellilerin bu özel günlerini kutlayan
mesajlar yayımlayacaklar.
Bu yıl farklı
bir şey daha yapsınlar.
3 Aralık günü
çevrelerindeki engellileri, engelli ailelerini ve engelli sivil toplum
kuruluşlarını belediyelerine davet etsinler.
Onların günlerini
kutlasınlar,
Ve belediyede bir
odanın, bir salonun kapısına onlarla birlikte Engelliler Merkezi tabelası assınlar.
Gerisi
kendiliğinden gelecektir
[*] [*] [*]
Bakanlık
döneminde bu bağlamda çok önemli çalışmalara, projelere katkı sundu Hasan
Gemici
CHP
Genel Başkanı ve Genel Merkez yönetimi de, Gemicinin bu deneyimlerinden
yararlanmaya çalışıyor.
Gemici,
bu çağrılarda bulunurken, CHPli Zonguldak Belediyesi ne yapıyor?
Ya diğerleri...
Pek
çok belediye duyarsız
Özürlü
merdiveni yapmaktan acizler.
O
kadar parayı çar-çur ederken, zevk-ü sefaya harcarken, üç garibana üç kuruşluk
tekerlekli sandalye almaktan acizler.
Neyi
konuşuyoruz ki?
Çünkü
gerçek özürlü onlar.