Zonguldak Merkez
Soğuksu Pazaryeri’nde dün sabah bir felaket yaşandı.



Yağmur nedeniyle
pazaryerini su bastı.



Tavanlardan su
aktı.



Özellikle köylü
pazarına gelen kadınlar büyük sıkıntı yaşadı.



Yetkilileri
göreve davet ettiler.



Belediyelerin
pazaryerlerinde üretici köylü için ayrıcalık yapması gerekiyor.



Ama bizim
belediyeler, üretici köylüye eziyet ediyor.



Yazık… Atatürk, “Köylü, milletin efendisidir” demiş.



Ama dilinden
Atatürk’ü düşürmeyen yerel yöneticilerimiz, köylüye efendilik, efelik yapıyor.



Lütfen… Bu
insanları mağdur etmeyin…





Hoca, Zonguldak’ı unuttu…





CHP Zonguldak
Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, Zonguldak’ı unuttu.



Olağanüstü İl Kongresi
oldu, bir sürü etkinlik oldu, Haberal Hoca ortada yok.



Hoca, Başkent
Üniversitesi ve Hastanesiyle ilgileniyor.



Uluslararası
toplantılara katılıyor. Ama Zonguldak’taki toplantılara katılmıyor.



Olsun… Hocamız,
milletvekili olmadan önce de Zonguldak’a pek gelmiyordu.



Gelmek de
istemiyordu. Bu ayrıntılara girmek istemiyoruz.



Ama Hoca’nın
Zonguldak’ı ihmal etmesinin yanlış olduğunu tekrarlıyoruz.



Hiç olmazsa,
sözünü tutup Zonguldak’a bir hastane yapsaydı. Öyle anılsaydı.





Bu kente ihanettir…





Bu şehrin en
büyük hastalığı; kıskançlık…



Bu şehrin en
büyük hastalığı; kompleks…



Bu şehrin en
büyük hastalığı; tembellik…



Bu şehirde
herkes kendi işiyle meşgul olsa, sorun olmayacak.



Her söylenene
yanıt versek, işimizi yapamayacağız.



Ama dostlarımız
uyarıyor:



“Biz sizin kavganızı okumak zorunda mıyız?”



Haklılar. Bizim
kavgamız, bu kentin sorunlarıyla olmalı.



Sen-ben kavgası
olmamalı.



Bu kentte o
kadar sorun varken, kendimizi sorunun merkezi yapmak bu kente ihanettir.



Biz bu kente
ihanet etmeyeceğiz.





Kıssadan Hisse: Bilge adamın vasiyeti…





Bilge bir adamın
vasiyeti doğrultusunda mezar taşının üstünde şu sözler yazılıdır:



"Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken, dünyayı
değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım.
Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak, sadece memleketimi değiştirmeye karar
verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu.



İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece
ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ama maalesef bunu kabul
ettiremedim.



Ve şimdi ölüm döşeğinde yatarken birden farkettim
ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi de
değiştirebilirdim. Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla, memleketimi daha ileri
götürebilirdim. Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim…”





Günün Fıkrası: Mayın tarlası…





Sosyolog ve bazı
sosyal bilimcilerden oluşan bir grup sosyal araştırmacı, terörün yoğun olduğu
illerin birinde kadınlara yönelik araştırma yaparlar. Araştırma sonucunda tablo
özet halinde şudur: Önde koca, arkasında eşek, en arkada kadın…



Araştırmacılar,
bir kaç yıl burada kadınların durumunun iyileştirilmesine yönelik çalışmalar
yapar. 5 yıl sonra durumu kontrol etmek için gelirler aynı yere. Tabloya
bakıyorlar: En önde kadın, arkada eşek, en arkada erkek…



Oldukça şaşırıyorlar.
Muhtarla konuşuyorlar, “Ya muhtar hayret
bu ne böyle…”
falan... Muhtar cevap verir: “Evet, öyle ama o geçilen yer mayın tarlası.”





Günün Sözü:





Körlerin
ülkesinde, tek gözlü insan kral olur.



Desiderius
Erasmus