Başlık böyleydi...


Tarih: 17 Eylül 2008.


Bakın ne yazmışız:


"Eline, beline, diline sahip ol.


Ne gelirse insanın başına, ya elinden, ya belinden, ya da dilinden gelir. Bektaşiler bu düstura sahip olmayanı hatası nispetinde ´düşkün´ ilan eder.


Her yıl kış mevsiminde yapılan ´Cem´de bir yılın muhasebesi yapılır.


Kim kimin tavuğuna kış demiş?


Kim kimin sınırını geçmiş?


Kim verdiği sözde durmamış?


Kim alengirli işlere bulaşmış?


Kim köyün aleyhine çalışmış.


Hepsi ortaya serilir.


Toplum, yanlışı uyarır. Hatada ısrar edeni ´düşkün´ ilan eder.


Hatası nispetinde belli bir süre ´Cem´e giremez. Ta ki kendini düzeltinceye kadar.


´Düşküne´ kimse doğru dürüst selam vermez. Evine gitmez.


Çayını çorbasını içmez.


Onu, kendi hatasını telafi etmesi için yalnız bırakır.


Böylece ´düşkün´ün yanına, ona hata yaptıran da yaklaşamaz.


Özü doğru ise toparlar kendini.


Ak Parti´de kongre sürecini izledim.


Bektaşi damadı Celil Uzun´un son zamanlarda ´diline sahip´ olmaması, bu yazının yazılmasına neden oldu.


Şimdi soralım.


Celil Uzun Ak Parti´nin ´düşkün´ü mü oldu?


Eğer öyleyse dönüş için umut var. Hatalarını düzeltir, yanlış yaptıranları yanından uzaklaştırır, o zaman yine baş tacı olur.


Yoksa Ak Parti´nin ´düşkün´ü olma şerefinden de yoksun kalır."





Gelelim bugüne:


Ak Parti İl Kongresi süreci başladığında Celil Uzun ´ortaya atıldı.´


Koltuğa yeniden ´talip´ oldu.


Hamdi Uçar ´Ben de varım´ dedi.


Genel Merkez tek liste istedi.


Kogre ertelendi.


Ak Parti ağızlara sakız oldu.


Yıprandı.


Tek liste fikri de tutmadı.


Genel Kurul (Cem) toplandı.


Divan kuruldu.


Konuşmalar yapıldı.


Delegeler karar verdi.


Tıpkı ´Cem´de olduğu gibi.


Herkes konuştu.


Oylama yapıldı.


Karar artık tartışılmaz.


Herkes kendine biçilen cezayı çekecek.


Delegeler ceza kesti.


Celil Uzun´u artık ´Ak Parti´de düşkün´ ilan edildi.


Ta ki bir dahaki kongreye kadar.





Nasıl affedilecek?


Süresini bekleyecek.


Kendine çeki-düzen verecek.


Selamsız kalacak.


İtibar görmeyecek.


´Dar çekecek´.


Kurban kesecek.


Ve ´düşkün´ olduğu süredeki çizgisine bakılacak.


Ya ceza uzayacak.


Ya ´def´ edilecek.


Ya da ´af´ edilecek.


Hakkında hayırlısı olsun.



Celil Uzun´un listesi


Celil Uzun tüm bu süreçte tek başına hareket etmedi.


Celil Uzun´a kaybettiren tanıdıklarım:


Muammer Ataç: Aday gösterilmeyen eski Merkez İlçe Başkanı.


Halit Gülay: Merkez İlçe Kongresi´ni kaybeden aday.


İrfan Eser: Seçilemeyen İl Genel Meclis Üyesi Adayı.


İsmail İskender Özalp: Ereğli Belediye Başkan Aday Adayı.


Cevat Kır: Seçim kaybeden Ereğli Belediye Başkan Adayı ve aday yapılmayan Aday Adayı.


Günyamin Bostancı: Kaybeden Milletvekili Adayı. Aday yapılmayan Meclis Üyesi Adayı.


Sadettin Etcibaşı: Kaybeden Gökçebey Belediye Başkan Adayı.


Mustafa Naci Yalçınkaya: Ereğli Belediye Başkan Adayı.


Yusuf Yılmaz: Tanımam. Ama hakkında yazılanları beğenmedim.


Sevgi Gonca: Kaybaden Zonguldak Belediye Başkan Adayı Secaattin Gonca´nın eşi.


Ayhan Taşdelen: Aday gösterilmeyen Ereğli´den eski İl Genel Meclis Üyesi. (Bektaşi. Bu yazıyı çok iyi anlar.)


Mehmet Fatih Çakır: Hakkında olumsuzluk duymadığım tek kişi.






İlahi Celil Uzun.


Kaybedenleri biraraya toplayarak yapılan liste ile ancak yeniden seçim kaybedilir.


Tebrik ediyorum.


Bu kadar kaybedenle 243 oy almak bile başarı.





Hamdi Uçar´a gelince...


Onunla ilgili geçen sene yazdığım iki yazı da ´cuk´ oturdu.


Yayınlayacağım.


Seçim kaybedenler kaçmadan onları yazdım.


Uçar , nasıl olsa burada.


Onu da yazacağım.


Sırasını beklesin.




Yazı´dan sözcükler


Yazının içerisinde geçen değişik, aşina olmadığınız sözcüklerin anlamlarına kısaca bakalım.


Cem: Toplamak, biraraya getirmek. Her yıl belli zamanlarda biraraya gelen Aleviler, tüm meseleleri burada konuşup karar alırlar.


Düşkün: Toplum kurallarına uymayan Alevilere Cem´de verilen değişik süreli uzaklaştırma, dışlama cezası alan kimse.


Talip: Alevilik´te ´yol´a gitme sevdası. Allah yoluna talip olma. İstemek.


Ortaya atılmak: Üzerine suç atfedilen kişinin orta alana çekilerek hesap sorulması ve kendini savunmasın sağlanması. Bir tür toplum mahkemesi.


Divan: Cem sırasında anlaşılamayacak kadar uzun ve çetrefilli sorunların çözümü için adil, bilgili ve ileri gelen kişilerin toplumun tamamı tarafından seçilerek oluşturulan heyet.


Dar çekmek: Cem esnasında cezalı olan kişilerin toplumun tamamının göreceği bir yerde ayakta bekletilmesi. (Cezalı kişinin yakınları, dostları, kendisini yalnız bırakmamak, destek vermek için dar çekebilir.)


Ceza: Toplumun kabul görmediği bir harekette bulunana verilen para, yardım, hayır işleme, irtibat kesme ve çeşitli süreli uzaklaştırma.


Def: Toplumdan uzaklaştırma. Toplumun tüm bireylerinin selamı sabahı kesmesi.


Af: Önce hak sahibinin, sonra da tüm toplum bireylerinin bağışlaması.