Zonguldak,
Ayakların baş olduğu bir yer.
Mesela,
31 Mart yerel seçimlerinden sonra,
İçinden çay geçen,
Bir yerleşim yerinde,
Belediye Başkanlığı,
El değiştirmişti.
Başkanın oğlu,
Bu sonuçlara,
Çok sevinmişti.
O dönem,
Rakı içerek bunu kutlamak için,
Ekibiyle sözleşti.
Deniz kenarında,
Arkadaşına ait bir yerde,
Rakı masası ayarlandı.
Geçmiş yönetime sövüldü.
‘Nasıl kazandık ama’ lafları ile,
Övgüler düzüldü.
Oy farkına vurgu yapıldı.
Saatler ilerledikçe,
Boş rakı şişelerinin sayısı artıyor.
Yeni başkanın oğlunun koluna,
İki kişi girerek,
Eve bırakıyorlar.
Başkanın oğlu,
Hem alkol,
Hem de zafer sarhoşu.
Neyse!
Başkanın oğlu,
Evlerinin kapısına geliyor.
Mahallede,
Bas bas bağırıyor, “Kazandık ulan! Milletin a… koyarım”.
Tabi,
Olay böyle olunca,
Arkadaşları evi arıyor.
Başkanın en sorunlu oğlu bu!
Başkan,
Oğlunun bu tavrına çok kızıyor.
Basıyor kalayı!
Olay unutulmak isteniyor ama,
Gel gelelim,
Gün yüzüne bir şekilde çıkıyor.
Başkanın oğlu hızlı.
Partide asılmadık bekar kız bırakmıyor.
Hatta,
Nişanlı birini,
Malum evlerde yapılan partiye çağırıyor.
Kız bunu,
Nişanlı olduğu için reddediyor.
Hayat işte!
Allah bazen,
İnsanı evladı ile sınayabilir.
Başkanın oğlu şunu ayırt etmeli.
Tarih boyunca,
Seçilmiş Belediye Başkanının ailesi olarak mı anılacak?
Yoksa,
Buçukluk mafyatik hareketlerle mi?
Hayt huyt ile,
Zonguldak’ta yaşanmaz.
* * * * * * * *
Şehrimizde,
Kellerin iktidarı,
Bir ara moda olmuştu.
Son dönemde,
Bu iktidarlar,
Gölgelendi.
Böyle olacağını biliyorduk.
Keza,
Entegre oldukları sistem,
Kullan at modelini kullanıyor.
Şimdi bu kel,
Iskartaya çıktı.
Hurdanın kilosu ne kadar?
Kilosunca sattılar işte.
Norm Ender ne diyor?
*
Keltoş babana koş
Trap böyle yapana hoş
La bebe koş, la bebe coş
Siz Windows, ben Macintosh
*
Umurumda değil kuliste otlayan, sürekli koklayan zifoslar
Ve beni dinler devrimci gençler, sizi yavşak lümpen Migos'lar
Kafası testis gibi sirk maymunları istiyorsa 'Orman Kanunları'
O zaman güçlü zayıfı ezecek, size yok sosis salam, şırdan şırdan.
* * * * * * * *
Bu aralar,
Eserikli hallerim var.
Çok ayrıntı vermeden,
Şiir ile veda edeyim.
Sarışın bir Aysel aramayın sağ solda,
Öncelikle onu belirteyim.
*
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün.
Dağıtır gecelerim sarışınlığını,
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın’
Hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim için kirletme aydınlığını.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
*
Islığımı denesen hemen düşürürsün,
Gözlerim hızlandırır tenhalığını.
Yanlış şehirlere götürür trenlerim,
Ya ölmek ustalığını kazanırsın;
Ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana.
Sevincim bir türlü tutmaz sevincini…
Aysel git başımdan, ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana;
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.