Pusula&[#]8217;nın internet sitesinde önceki gün öğleden sonra, &[#]8220;Huzurlarınızda Şehzade Ogan&[#]8221; başlıklı bir haber yayınlanmıştı. Zonguldak Belediyesi Fen İşleri Müdür Vekili Ogan Göktürk&[#]8217;ün genç yaşına rağmen, belediyedeki inanılmaz yükselişini konu alıyordu bu haber.

Ve bir ekibin Ogan Göktürk&[#]8217;ü belediye başkanlığına hazırladığına yer veriliyor, arkasında belediye ihalelerinin yüzde 80&[#]8217;ini alan müteahhit ile Başkan Yardımcısı Erhan Darende&[#]8217;nin olduğu anlatılıyordu.

Zonguldak Belediyesi&[#]8217;nin 16 Meclis üyesinden 12&[#]8217;si birlikte hareket ediyor.

Ve bu durumdan çok rahatsızlar.

Kendi aralarından bir isim olan Şenol Şanal&[#]8217;ı, Başkan Yardımcısı yaptılar.

Ama Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, Şenol Şanal&[#]8217;ı kısa sürede &[#]8220;çırak&[#]8221; çıkarmayı başardı. 12 Meclis üyesi de, şimdi Akdemir&[#]8217;i &[#]8220;çırak&[#]8221; çıkarmaya çalışıyor.

Bir büyüğüm dedi ki:

&[#]8220;Akdemir&[#]8217;i küçümseme. İyi oyuncudur. Bu mücadeleyi kazanabilir.&[#]8221;

Bakalım bu kavgayı kim kazanacak?

Kıssadan Hisse: Tavsiye&[#]8230;

Bir babanın, evlenmek üzere olan oğluna tavsiyesi&[#]8230;

Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.

&[#]8220;Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana&[#]8221; demiş oğluna. Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş&[#]8230; Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına&[#]8230;
Adam, iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu&[#]8230;

Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: &[#]8220;Ne görüyorsun?&[#]8221;

Oğlu düşünürken, baba açıklamaya başlamış: &[#]8220;Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış. Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar, ama içleri katılaşmış. Kahve taneleri ise, olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler... &[#]8221;

Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: &[#]8220;Evlilikte, aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte, her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar. Aşkın da, şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.&[#]8221;

Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.

&[#]8220;Asıl ders bu değil!&[#]8221; dedi baba. Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi: &[#]8220;Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak&[#]8230; İkisinde de bir tat yok.&[#]8221;
Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzatarak, &[#]8220;İçmek istersin herhalde&[#]8221; dedi. Oğlu, kahvesini yudumlarken, baba konuşmasını sürdürdü: &[#]8220;Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi&[#]8230; Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar.&[#]8221; (Alıntı)