Marketlerle bankaların kentimize ilgisini ve Bartın&[#]8217;ın mevduat oranındaki yüksekliği biliyorsunuz.


Bartın&[#]8217;ın parasını yatırmayı seven bir yer olması Pazar günü ilimize gelen Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün&[#]8217;ün de dikkatini çekmiş. (2003&[#]8217;te de maliyecilerin dikkatini çekmişti)


Bankadaki paralara sermaye gözüyle bakan Sanayi Bakanı Ergün, bu paraların yatırıma dönüşmesini istedi.


Faizlerin son derece düşük olduğu bir dönemde bile parasını bankalarda tutmaya devam eden Bartın&[#]8217;ın mevduat oranı bir milyar TL&[#]8217;ye (yani katrilyona) doğru gidiyor.


Geçen Aralık ayında rakam 724 milyon TL (724 trilyon) idi.


Bu miktarla 81 il içinde 21. sıradayız.


Rakam büyük, sıralama yüksek.


Bakanların dikkatini tabi ki çeker.


Bu gidişle korkarım ki bankadaki paramızla anılacağız.


Bartın&[#]8217;ın nesi meşhur sorusuna bankadaki parası denilirse şaşırmayalım.


Bartın&[#]8217;ın bankadan parasını çekerek yatırım yapması, yani Bakan Ergün&[#]8217;ün talebine olumlu yanıt vermesi bu gidişle zor görünüyor.


Zaten bunu bilen, yani paranın kokusunu alan bankalar Bartın&[#]8217;a birbiri ardına şube açarak çok akıllıca bir iş yaptılar.


Bartın&[#]8217;a son 5 yılda 6 banka şubesi açıldı.


Aslında Milletvekilimiz Yılmaz Tunç, sigortalı çalışanlarla araç ve konut sayısındaki artışın yanı sıra mevduat oranındaki artışla birlikte Bartın&[#]8217;da banka şubesi konusunda yaşanan hızlı gelişmeden de söz etmeli.


Hatta Sayın Tunç market sayısındaki artışı da Bartın&[#]8217;daki gelişmenin ve büyümenin bir göstergesi sayabilir.


Marketlere bir süre sonra alışveriş merkezlerini de ekleyeceğiz ve işte Bartın o zaman çok daha gelişmiş ve büyümüş olacak.


Daha önce de dediğim gibi bu devirde en karlı yatırım market.


Açabiliyorsanız bir de banka.


Gerçi Bartın&[#]8217;da banka açmadan da bu işi yapan çok insan var.


Tefecileri kastediyorum.


Biliyorsunuz bunların yaptıkları şeyin bir adı da bankerlik.


Herkes bildiği işi yapmalı.


Bizim bildiğimiz iş gazetecilik.


O nedenle gazete açtık.


Okuma oranının oldukça düşük olduğu bir ülkede yatırımların en zor olanlarından birini seçtik.


Market açarak insanları doyurmaya çalışmak yerine gazete açarak insanları okutmaya, bilgilendirmeye, aydınlatmaya çalışıyoruz.


Okumama sorunu sadece Bartın&[#]8217;ın değil ülkenin sorunu.


İşte size çarpıcı bir örnek;


Geçen Pazartesi sabahı atv&[#]8217;deki Tatlı Sert&[#]8217;te Müge Anlı, konu okuma ile sosyal ve kültürel etkinlikteki yetersizlikten açılınca stüdyodaki konuklarına hafta sonu kaç kişi sinemaya, tiyatroya gitti, kaç kişi kitap okudu diye sordu.


90 kişinin bulunduğu stüdyodan çıkan sonuç şu oldu;


Sinemaya gittiğini söyleyen sadece bir kişi, kitap okuduğunu söyleyen de sadece bir kişi, tiyatroya giden hiç yok!


Yaygın basındaki gazetelerin tirajları ortada.


En fazla 500 veya 600 bin satıyorlar.


İşte biz böyle bir ortamda gazetecilik yapıyoruz.


Gazeteleri 3 milyon 5 milyon tiraj yapan ülkeler var.


İnsan bunlara imreniyor.


Türkiye&[#]8217;de gazetecilik giderek zorlaşıyor, zorlaşıyor ve geriye gidiyor.


Yerelde durum daha da kötü.


İstediğiniz kadar güzel ve düzgün gazete yapın olması gereken rakama ulaşamıyorsunuz.


İstediğiniz kadar doğru ve dürüst olun, istediğiniz kadar iyi yazın, olayların üzerine gidin, istediğiniz kadar kaleminiz sağlam olsun yeteri kadar okunmuyorsunuz.


İşte size ilginç bir örnek;


Gazetelerin ve yazarların ne kadar okunduğu konusunda İnternet tam olarak olmasa bile yine de bir ölçü veriyor.


Gazetemizin İnternet sitesi var.


Yazılarımı 100 ila 200 arasında bir okuyucu kitlesi takip ediyor.


Bu sayı pazartesi günkü yazımda patlama yaptı.


Okur sayısı bir anda 491 oldu.


Bunun nedeni yazının başlığıydı.


&[#]8220;67 ilin valisi değişti&[#]8221; başlıklı yazı büyük bir merak uyandırdığı için bu kadar kişiyi kendine çekti.


Böylece bir kez daha görüldü ki haberi veya köşe yazısını okutturan başlıktır.


Başlığınız çarpıcıysa, ilginçse, dikkat çekiciyse çok okunuyorsunuz.


Değilse okunma durumunuz az veya orta şekerli oluyor.


Müge Anlı&[#]8217;da ortaya çıkan gerçekle kendimden verdiğim örnek okumayan bir toplum olduğumuzu gösteriyor.


Türkiye&[#]8217;nin durumu bu.


Sadece gazete, dergi değil kitap satışları da son derece düşük.


Sadece haberlerin başlıklarına ve resimlerine bakarak gazete okuyanların (!) sayısı ise bir hayli fazla.


&[#]8220;67 ilin valisi değişti&[#]8221; başlıklı yazının ulaştığı okur sayısı bir anlamda bunun da bir göstergesi.


Bir yazı yazsam, İnternetteki köşemden &[#]8220;Günün dedikodusu&[#]8221; veya &[#]8220;Kimin eli kimin cebinde&[#]8221; ya da &[#]8220;Kim kiminle ne zaman nerede ne yapmış&[#]8221; başlığı ile versem 1000&[#]8217;den fazla okur toplar mıyım toplamaz mıyım?




Dış politika nereye gidiyor?



Amerikan Temsilciler Meclisinin aldığı kararla Türkiye&[#]8217;yi Ermenilere soykırım yapan bir ülke olarak suçlaması yurdun birçok yerinde olduğu gibi Bartın&[#]8217;da da tepkilere neden oldu.


Gelişmeden hükümeti sorumlu tutanlar oldu.


Acaba bu sonuç muhalefetin dediği gibi dış politikadaki başarısızlığın bir eseri mi?


Ermeni tasarısını 40 yılda 11 ülke tanımış.


AK Parti döneminde sadece 7,5 yılda tanıyan ülke sayısı ise 9.


Arada çok büyük fark var.


Bu artış tesadüf mü yoksa dış politikamızda zafiyet mi var?


Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Yaşar Sinoplu&[#]8217;ya göre gelişmeler Türkiye&[#]8217;nin dış politikasının iflas ettiğini gösteriyor.


Ak Parti Milletvekili Yılmaz Tunç ise tam tersini söylüyor.


&[#]8220;Türkiye&[#]8217;miz izlediğimiz aktif dış politika ile artık dünyanın önemli güçlerinden biri oluyor. Bugün Türkiye 151 ülkenin oyunu olarak BM Güvenlik Konseyi olmuşsa, İslam Konferansı Teşkilatının Genel Sekreterliğini üstlenmişse, Avrupa Birliği ile müzakere eden bir ülke konumuna gelmişse, dünyanın 17., Avrupa&[#]8217;nın 6. büyük ekonomisi haline gelmişse bu izlenen aktif dış politika sayesinde olmuştur"


Milletvekili Tunç böyle diyor.


Yukarıda verdiğimiz rakamlar başka şeyler söylüyor.


Büyük bir haksızlıkla karşı karşıya kalan Türkiye hem de geçmişinde böyle olaylar bulunan ülkeler tarafından işlemediği bir suçla lekelenmeye çalışılıyor.


Hükümetin izlediği aktif dış politika Sayın Tunç&[#]8217;un dediği sonuçları doğurmuş olabilir.


Dostumuz, müttefikimiz bildiğimiz Amerika&[#]8217;dan bile soykırımcı damgası yediğimize göre bu kadar aktiflik yeterli değil demek ki.


Daha aktif dış politika izlemek gerekiyor.


Durmak yok, çalışmaya devam.