İlkelerinden ödün vermez diye bilirdik kendisini.


Söylediği her sözün arkasında durduğuna inanır, takdir ederdik.


&[#]8220;Haydi arkadaşlar, bu gün şu olaya tepki koyacağız&[#]8221; dediği anda topluca tepkilerimizi gösterirdik.


Bütün amacımız, topluma hak ettiğinin en iyisini vermek.


Bu uğurda hiç yılmadan çalışmak.


Kendimizi hiç düşünmeden hareket ediyorduk.


Önemli olan birey değil, toplumun bütünü idi.


İlkemiz doğrultusunda, yapamayacağımız hiçbir şey yoktu.


Yoksa biz öyle mi sanıyorduk?


Şimdi kestiremiyorum.


Anlamışsınızdır, en az kırk yıl öncesinden söz ediyorum.


Bize önderlik eden arkadaşımız ile yıllar öncesinden yolumuz ayrıldı.


Her birimiz bir yaman rüzgâra kapıldık.


Dağıldık, kimimiz bu dünyadan göçtü, kimimiz eli bastonlu, beli bükük hale geldik.


Bundan bir süre önce geziye çıktım.


Uğradığım yerler, gençliğimin geçtiği mekanlar oldu.


Anılarımı tazeledim.


Eski arkadaşlarımı belki görürüm diye etrafa dikkatlice baktım.


Öyle ya, mutlak birinden birine rastlayabilirdim.


Bir iki yerde aradığımı bulamadım.


O eski hava yoktu.


Aynı masada oturup da, bir birinden uzakta yaşayan genç insanları gördüm.


&[#]8220;Eli işte gözü oynaşta&[#]8221; örneği el ele oturan sevgililerin, gözlerini izledim.


Eller avuç içlerinde, gözler başka masalarda.


Arayış içinde.


Oysa bizim gençliğimizin arayışı başka türlü idi.


Biz inançlarımızın gereği olan hedeflere dikiyorduk gözlerimizi.


Oturduğum kahvenin önünde şık bir araba durdu.


İçinden inen kişiye dikkatlice baktım.


Bir daha baktım.


Gözlerinin içine doğru.


Bilirsiniz, insanın yüz hatları değişir. Vücut başkalaşır ancak gözler hiç değişmez.


&[#]8220;Bu o&[#]8221; idi.


İlkelerinden ödün vermeyen, bize yol gösteren arkadaşımız.


O da beni gözlerimden tanımış olmalı ki yanıma geldi.


Sarıldık bir birimize.


&[#]8220;Yahu hiç değişmemişsin&[#]8221; diye söze başladı.


Değişmediğim, daha doğrusu değişemediğim gerçeğini şıp diye anlamıştı.


&[#]8220;Öyle&[#]8221; dedim.


&[#]8221;Bir türlü değişemedim. Ancak sen epey yol almışa benziyorsun.&[#]8221;


&[#]8220;Evet&[#]8221; dedi.


&[#]8220;Epey yol aldım sayılır. Çok çektim. Çok uğraştım, aç kaldım, açıkta kaldım&[#]8221;


Şaşırdım.


&[#]8220;Peki bu günlere nasıl geldin?&[#]8221; diye sordum.


&[#]8220;Açlık insanı terbiye ediyor. Aklını geliştiriyor. Kendini korumak zorunda bırakıyor&[#]8221; dedi.


Laf olsun diye sordum. Çünkü ben hala açlığın beni terbiye etmediği ve kendimi korumak zorunda bırakmadığı konusunda ısrarlıydım.


&[#]8220;Peki ilkelerimiz, inançlarımız?&[#]8221;


Arkadaşım gülerek yanıtladı.


&[#]8220;Aç kalınca önce, inancımı yedim&[#]8221; dedi.


&[#]8220;Sonrası kendiliğinden geldi, gördüğün gibi.&[#]8221;


İşte böyle. İnançlarınızı dilediğiniz gibi yiyebilirsiniz.