Fikirlerine değer verdiğim bir büyüğümle, babalar ve oğullarını konuşuyorduk...
Bir baba ve oğullarını konuşurken, “Ne kadar başarılılar. Ne güzel anlaşıyorlar” dedim.
“Sen, onları bir de babaları ölünce gör” demişti.
Tabi ben anlamadım...
“Abi, ne alakası var?” deyince anlattı:
“Şimdi yönetim tamamen babada. Baba, her şeyi baskılıyor. Her şeyi kontrol ediyor. Çocukların izinsiz nefes alma hakları, habersiz karar verme yetkileri yok. Babaları ölünce, yönetimi kimin devralacağı sorunu olacak. Sonra yönetimi tanımama sorunu olacak. En sonunda geçmişte yapamadıkları ne varsa, yapmak isteyecekler. İşte o zaman sonları olacak.”
Ve ekledi:
"Bunun için kurumsallaşmak zorundalar. Yapamazlarsa, batarlar."
Bu yorumlar, sadece bir baba ve oğulları için değildi...
Genel bir çerçeve çizmişti.
Şimdi konuştuğumuz isimleri izliyoruz...
Babaları hayattayken, birbirleri için canlarını verecek çocuklar, şimdi miras için birbirlerinin canlarını alacak kadar kötüler.
Üstelik büyük kayıpları var.
Bir başka hikayede, kardeşine kazık atan babanın, iki oğluyla yaşadığı sorunlar var!
Kardeşine attığı kazık, çocuklarından çıkıyor!
Aynı kadınla takılmalar!
Mekanlarda basılmalar!
Olaylar, olaylar, olaylar...
Yine bir büyüğüm, “Senin hayatta ne yaptığın, çocuklarının ne olduğuyla ilgilidir” demişti.
Çok para kazandın, şöyle yaptın, böyle yaptın...
Eeee, oğlun bahis oynuyor, kokain kullanıyor, sürekli başını derde sokuyor.
Böyle çok örnek var.
Manevi yönden geliştirmek için dini eğitim alanlar bile bir süre sonra yoldan çıkıyor.
Babalar, oğullarına güvenmeyince; oğulları da babalarına inanmıyorlar!
Neler yapıyorlar, neler...
Babalar ve oğullarına devam edeceğiz.
Her seçim, her seçim olur mu be kardeşim?
Milletvekili adayları belli oldu...
Hepsi sahaya çıktı.
Peki, bu kadar çok aday adayı nereden çıktı?
Mesela, eski Devlet Bakanı Hasan Gemici, yıllar sonra yeniden neden milletvekili aday adayı oldu?
Bu siyasi açlık nasıl bir şeydir?
Yaptın, oldu, bırakamıyorsun!
Siyaseten edindiğiniz şöhret, ayrıcalıklar da yetmiyor size demek ki...
Yıllar önce, sivil toplum örgütünün başındaki dostuma, “Bırak” dedim...
“Yapabilecek birini bulursam, ben de bırakmak istiyorum” dedi.
Bunu, bir başka dostumla paylaştım...
“Bırakmak istemediği için ‘yapabilecek birini bulursam’ diyor. Çünkü kendinden başkasının bu işi layıkıyla yapacağına inanmıyor” dedi.
Evet, bıraktı...
Evet, ondan daha iyi yapan biri çıkmadı...
Ama bırakırken zorlandı.
Ama mesela, bir siyasetçi dostum bıraktı...
Çok da güzel bir hayatı var.
Eğer aklındaki gibi bir proje olursa, dönmeyi düşünüyor.
Ama her seçim, her seçim olur mu be kardeşim?
Yeni bir meslek türedi!
Kadınlar konusunda şansı yaver gitmemiş erkeklere, uygun partner ve uygun koşulları sağlayıp, onları bir araya getirerek ve bundan bir miktar komisyon kazanarak geçimini sağlayan kişilere ne dendiğini biliyoruz!
Kadınlar konusunda şansı yaver gitmemiş siyasetçilere, uygun partner ve uygun koşul sağlayıp, onları bir araya getirerek buradan kendine güç sağlayan kişilere de ne diyeceğimizi bilemiyoruz!
Aslında hepsinin başka başka işleri var!
Bu işi yapıyorlar ama diğer işlerinin etiketini kullanıyorlar!
Ereğli’de bir siyasetçiye muhabbet tellallığı yapan kadını da bulduk!
Biz, kadını Ankara’ya götüreceğini sanıyorduk!
Ama kadın, zaten Ankara’da!
Meğer, o milletvekilini götürecekmiş!