Zonguldak'ta hafta sonu korkunç bir olay yaşandı.
Kaçak maden ocağında çalışan Afgan uyruklu Vezir Mohammad Nourtani'nin cansız bedeni yanmış halde yol kenarında bulundu.
Vezir Mohammad'in Zonguldak'ta ikamet etme izninin olduğu ancak çalışma izninin olmadığını öğrendik.
Çalışma izni olsa, belki de kaçak ocakta çalışmayacaktı.
Afgan uyrukluların Zonguldak'taki kaçak ocaklarda çalışması, kentin kaçak ocak sorununu farklı bir boyuta taşıdı.
Kaçak ocağı savunmayan bizim gençler, bir garantisi olmayan işyerinde çalışmayı kabul etmeyince, ocak sahipleri de ucuz iş gücü olarak gördükleri Afgan uyrukluları tercih ediyorlar.
Yaşanan bu olayı neresinden tutacaksınız ki?
Her bir yerinden facia, felaket, vahşet çıkıyor!
Kaçak ocaklar olduğu sürece, kentte bu olaylar devam edecek.
Adı üstünde, kaçak!
Kaçağın olduğu yerde herşey kaçak olur.
"Kaçak ocakta öldüğü anlaşılmasın" diye böyle kaç kişi sağa-sola atıldı?
Kaç genç, bu ocaklarda can verdi?
Bu sorun çözülmeye çalışılıyor...
Ocaklar patlatılıyor...
Kapatılıyor...
Mühürleniyor...
Ancak patlatılan ocaklar, yeniden açılıyor ve yeniden kömür çıkartılıyor.
Ve Zonguldak'ın en büyük sorunu devam ediyor.
Bu son olay, kenti derinden sarstı.
Mafya dizilerinin senaryosunu aratmayacak cinsten...
Kaçak ocak sahiplerinin bu tutumları da mercek altına alınmalı.
Ayrı bir cumhuriyet, ayrı bir yaşam tarzı...
Bir can gitti ve geride bir eş ile 3 çocuk bıraktı.
Umarım suçlular, en ağır şekilde cezalandırılır.
Bir Gazipaşa'lık yer çıktı...
Fevkani Köprü yıkılmaya başlayalı bir ayı geçti.
Yıkıldıkça, kentin önü açılıyor.
Böyle olacağını düşünmemiştim hiç...
Acılık ve Soğuksu'dan merkez görünüyor.
Bir de o kadar büyük bir alan açıldı ki...
Gazipaşa kadar bir yer ortaya çıktı.
Ne kadar büyük bir alanmış...
Çevre yolunun üst kısmı da yıkılınca, kente karşı yakadan ışık geldi.