Zonguldak, son günlerde ciddi bir hava kirliliğiyle karşı karşıya&[#]8230;
Zonguldak merkez ofisimizden Bahçelievler tarafına baktığımızda, göz gözü görmüyor.
Bizim gördüğümüzü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Zonguldak Belediyesi görmüyor mu?
Kim &[#]8220;dur&[#]8221; diyecek bu rezalete?
Son dönemde cumhuriyet savcılarımızın bu işlere et attığını duyuyoruz.
Mesela, özellikle Çaydamar yoluyla ilgili belediyeye, &[#]8220;Bu yolun yapımından kim sorumlu?&[#]8221; mealinde bir yazı gelmiş.
Sonra Fener&[#]8217;de evine garaj yapmak için ağaç kesen şahısla ilgili de savcılık, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü nezdinde soruşturma başlatmış.
Anlaşılan, savcılarımız bu şehirde iş yapılmadığını gördüler, kanun zoruyla iş yaptırmaya çalışıyorlar.
Ellerine, yüreklerine sağlık...
Sayın savcılarım;
Şu hava kirliliği konusuna da bir el atsanız&[#]8230;
Halkın sağlığıyla oynamaktan; önce kötü kömür yakanları, sonra bu kötü kömürü yakanlara göz yumanları bir yakalasanız!
Olmaz mı?
Adamlığa yakışmayan işler!
Biri Devrek&[#]8217;te, diğeri Zonguldak Merkez&[#]8217;de iki önemli gelişme oldu.
İki gelişmenin de ortak noktası var gibi.
Araştırmalarımız sürüyor.
İki gazeteciyle ilgili olay da aynı kişiye çıkıyor.
İnşallah öyle değildir.
Yoksa durum çok vahim...
Görülmemiş şey bunlar.
Yazık. Adamlığa yakışmayacak şeyler.
Az biraz sabredelim bakalım&[#]8230;
Kıssadan Hisse: İnatlaşma!
Bilgenin biri, evladına iki tane yün çilesi vermiş ve akşama kadar bunları birbirine vurmasını istemiş. Evlat akşama kadar bunları birbirine vurmuş. Vurdukça yünlerin içindeki toz toprak temizlenmiş, yünler parlamış, daha da güzelleşmiş.
İkinci gün bilge kişi, evladına bir yün çilesi, bir tane de toprak çömlek vermiş ve ayni şekilde birbirine vurdurmuş. Yün yine güzelleşmiş, çömlekte ise bir değişiklik olmamış. Üçüncü gün bilge kişi, evladına iki tane toprak çömlek vermiş. Daha ilk vuruşta çömlekler parçalanınca, bilge kişi, evladını çağırmış ve bundan ne ders çıkardığını sormuş. Çocuk bir şey anlamadığını söyleyince bilge kişi anlatmış:
&[#]8220;İlk günkü yün çileleri, iki anlayışlı, mülayim insani temsil ediyordu. Hem birbirini kırmadılar, hem de birbirlerine çaptıkça olgunlaştılar, arındılar. İkinci gün sert adamla anlayışla adamı temsil ediyordu. Sert yumuşak olana çarptıkça, yumuşak olan ortamı dengeledi, yumuşattı. İkisi de bu işten zarar görmeden sıyrıldılar. Üçüncü gün ise, iki sert adam birbiriyle çatıştı ve ikisi de kırıldı. Üstelik de ortalık toz-toprak içinde kaldı...&[#]8221;
Kıssadan hisse: İnatlaşmalar kimseye yarar sağlamaz...
Günün Fıkrası: Hastane!
Köyün birinde bir çukur varmış ve herkes bu çukura düşerek yaralanıyormuş. Köyün ileri gelenlerinden 3 kişi toplanmış.
Birincisi, &[#]8220;Çukurun yanında bir ambulans beklesin, hastaneye çabuk yetiştiririz&[#]8221; demiş.
İkincisi, &[#]8220;Çukurun yanına bir hastane yaptıralım, düşenlerin hastaneye yetişmesi zaman almaz&[#]8221; demiş.
Sıra Temel&[#]8217;e gelmiş:
&[#]8220;Sizde hiç akıl yok. Bu çukuru kapatalım, hastanenin yanına bir çukur açalım.&[#]8221;
Günün Sözü:
&[#]8206;Kişiliğini makamdan alanlar, makamdan sonra kişiliksiz kalırlar.