Bayram sonrası neşe ile kente dönerken, birden ayaklarınızın geri geri gittiğini hissediyorsunuz.


Pek çoğumuzun olmuştur.


Güzelim yolların bitip bir patikaya girdiğinizi, çukurlara düştüğünüzü hissediyorsunuz.


Gerek kentsel tasarım, gerek çevre, gerekse insanların yüzlerinde saklı endişe ve çelişkiler.


İşte o an susuyorsunuz.



Yazı İşleri Müdürümüz İlknur yılmaz, TBMM eski Başkanı ve AK Parti Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan ile bayramda yüz yüze bir görüşme yapıp sorular yöneltti.


Yılmaz, inşaatı duran Mithatpaşa Tüneli inşaatını hatırlattı.


Diyor ki Sayın Toptan:


“Duran hiçbir şey yok.”


Devam ediyor:


“En son Ulaştırma Bakanı benden bir rapor istedi.


O raporu da yazdım, verdim.


Şimdi olanlar devam ediyor.


Biraz ödenek sıkıntısı var.


O ödenek sıkıntısının aşılması için uğraşıyoruz.


Zannediyorum önümüzdeki günlerde o konuda bir rahatlama olacak.”


Pusula olarak bu konuyu gündeme getirip, Toptan dahil milletvekillerinin ilgisizliğine dikkat çekmiştik.


Çünkü inşaatın durduğundan milletvekillerinin de haberi yoktu.


Kimse de onlara bu işler için gitmemiş, hatırlatmamıştı.


Kimse bir telefon açıp, bir ziyaret edip, “Sayın Toptan, Bakan Bey’e bir telefon ediverin” dememişti.


“Kömür çıktı” deyip geçtiler karşıya.


Gelişmeler, kamuoyundan da saklanmaya çalışıldı.


Ne zaman Pusula yazdı, tartışmaya açtı, baştan tepkiler geldi, işte o zaman herkesin haberi oldu.


Galiba biraz olsun başarmışız.



Sorular ve Toptan’ın yanıtları devam ediyor.


Diyor ki Toptan:


“Henüz proje aşamasında olan 3 tane çok önemli işimiz var.


Bunlardan bir tanesi Zonguldak-Filyos arasındaki otoyolun yapılmasıdır.


Onun projesi bitti.


9 tane tünel var ve o tünellerin zemin etütleri yapılıyor, ama benim yaptığım temaslarda tünel zemin etütleri bitmeden buranın yapım ihalesi yapılabileceği yönündedir.


Bakanla ve Genel Müdürle bu konuda konuştuk.


Kendilerine bir raporda verdim.


İkinci büyük işimiz ise, Zonguldak çevre geçişidir.


Üzülmez’den tünelden çıkacak olan araçların Zonguldak ve Kozlu’ya girmeden Ilıksu’ya kadar bağlayacak olan ve yine yaklaşık 6 tane tünelin olduğu, belki 1-2 viyadüğün olacağı bir yol projesi var.


Orada da proje son aşamasında…


İnşallah önümüzdeki aylarda onların da yapım ihalesini yapıp Zonguldak’ta yol problemini belki yüzde 100 değil, ama yüzde 90 ortadan kaldırma imkanı bulacağız.”



İnşallah.


Ama bu işler ne yazık ki, yıllardan beri inşallah-maşallah ile olmuyor.


Bazı çalışmalar yapılmıyor mu, elbette yapılıyor.


Ancak bu işler çoktan bitebilirdi.


Çoktaaaaaan!


İş, sorunları konuşmaya gelince, nedense hep sumen altı yapıldı bugüne kadar.


Bu işler üç gün konuşuluyor, sonra unutuluyor.


İşte Ereğli yolunun hali…


20 yıldır devam ediyor.



Bu ve benzer tüm sorunlar Köksal Toptan’ın sorunu mu?


Hayır.


Bu işlerin uzamasının tek sebebi Toptan mı?


Elbette hayır.


Toptan’ın elbette büyük kusurları var.


Her konuda topu Toptan’a atıp kenara çekilen bunca zevat nerede peki?


Diğer milletvekilleri nerede?


Sesini çıkarmayan valiler?


“Canım-cicim” muhabbetleriyle günü kurtaran, cücük kadar işleri, “büyük hizmet” diye yutturmaya çalışan belediye başkanları?


Toptan’ın önünden başka, arkasından başka konuşan STK başkanları?



Bir daha soralım.


Sıkışınca topu medyaya atan zevat topluluğunun kendisi ne işle meşgul acaba?


Biz söyleyelim.


Bunların çok büyük çoğunluğu Ankaralarda cirit atıyor.


Mecliste, Bakanlıklarda, Cinnah’ta, Kızılay’da…


O bakanlıktan, bu müsteşara koşuyorlar.


Ziyaretleri geyik muhabbetleri süslüyor.


Balıklar, kestaneler, karayemişler, incirler, ballar, börekler gidiyor.


Niye?


Bu kentin meseleleri mi konuşuluyor zannediyorsunuz?


Hayır.


Yüzde 70-80’inde hatır-gönül muhabbeti yapılıyor.


Yüzde 70-80’inde kişisel talepler, şahsi menfaatler iletiliyor.


Sorun burada başlıyor, burada bitiyor.


Bu kentin tüm meseleleri burada başlıyor, burada bitiyor.


Kentteki söz ve yetki sahiplerinin bu samimiyetsizlikten beslendiği yerde kentin her anlamda gelişimi çok zor…



Tebrikler…



Bayram sonrası kent gündemine devam ediyoruz.


Ancak ülke gündeminde olağanüstü şeyler var.


Büyük çoğunluğumuz hiçbir şey yapamadan izliyoruz.


Sadece izliyoruz.


Üzülerek izliyoruz.


Canımız giderek izliyoruz.


Yazık oluyor koca ülkeye…


Kent gündemi ne kadar önemli olsa da, üzerimizde dolaşan karabulutların altında bu kenti ne kadar tartışabilirsiniz?


Ama bu ülkede gerçekten çok mutlu olan insanlar da var.


Hem ülkede, hem de bu kentte olup bitenlere karşı kulaklarını tıkamayı başaranlar en mutlularımız arasında.


Onları da ayrıca kutluyoruz.


Her insanın başarabileceği şeyler değil bunlar.


Tebrikler.



Teşekkür…



Hayat kısa…


İnsan bazen kendi muhasebesini yaparken, önceki günü, dünü ve bugünü daha iyi görüyor.


İnsanları daha iyi görüyor.


Yarına doğru yol alıyor.


Hayatta hiç bir şeyi tek başına başarmak, güzelliklere tek başına ulaşmak mümkün değil.


Bu nedenle;


Şükürler olsun Allah´ım.


Teşekkürler, tüm dostlarım, arkadaşlarım…


Teşekkürler, sevgili eşim ve oğlum…


Teşekkürler, rahmetli babam, annem…


Teşekkürler, üzerimde az veya çok emeği olan, sevgisini, fikrini, ekmeğini, aşını, dostluğunu paylaşan herkese