Türkiye&[#]8217;nin ve tabi ki Bartın&[#]8217;ın da gündemi giderek 12 Eylül&[#]8217;de yapılacak referanduma kilitleniyor.


Son günlerde televizyonların tartışma programlarında hep bu konu işleniyor.


Anayasa&[#]8217;da yapılan değişiklikler konuşuluyor.


İktidar kimine göre bu değişiklikleri Cumhuriyet&[#]8217;in temel niteliklerini hedef alarak yaptı.


Kimine göre Anayasa&[#]8217;nın değiştirilmesi gerekiyordu.


Yani yapılması gereken yapıldı.


Hükümeti eleştirenler de savunanlar da bir konuda hem fikir.


Yani herkesi ortak noktada buluşturan bir şey var, o da 12 Eylül askeri yönetiminin izlerini taşıyan bu anayasada antidemokratik birçok madde bulunması.


O nedenle Anayasa&[#]8217;da değişiklik yapılması gerektiğini söyleyen çok kişi var.


İktidarın yaptığı değişikliklere itiraz edilmesinin sebebi Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu&[#]8217;nda yapılan değişiklikler.


Eleştirilerin sebebi iktidarın yüksek mahkeme ile kurulun yapısını değiştirerek kendisine bağımlı hale getirmek istemesi.


İktidara birçok kurumu ele geçirdi, şimdi bu kurumları ele geçirecek gözüyle bakılıyor.


Bir başka eleştiri de bazı değişikliklerle Anayasa&[#]8217;nın değiştirilemez maddelerinin içinin boşaltıldığı yönünde.


Herkes bir şey söylüyor ama yapılan değişikliklerin ne olduğunu, ne getirip ne götüreceğini tam olarak bilenlerin sayısı çok az.


Bu konuda hiç bilgisi olmayanlar çoğunlukta.


12 Eylül&[#]8217;de halkın önüne sandık gelecek.


Referanduma iki ay var.


Bu sürede halkın bilgilenmesi gerekiyor.


İktidar partisi bu konuda bir çalışma başlattı.


Milletvekilimiz Yılmaz Tunç parti teşkilatıyla birlikte köyleri geziyor, vatandaşın nabzını tutuyor, Anayasa&[#]8217;da yapılan değişikliklerin daha çok hukuk ve demokrasi demek olduğunu söyleyerek destek istiyor.


Yakında ana muhalefet partisi mensubu milletvekilimiz Rıza Yalçınkaya&[#]8217;da partililerle birlikte köyleri gezmeye başlar ve referandumda hayır oyu kullanılması için çaba gösterir.


Sadece CHP değil, başta MHP ve DSP olmak üzere diğer muhalefet partileri de bu konuda aleyhte propaganda yapacaklar.


Yakında köy meydanları seçim dönemlerini aratmaz, partilerin biri gider biri gelir.


Bu sayede çözüm bulunacak sorunlar da olacağı için vatandaş bir taşla iki kuş vuracaktır.


Tabi önemli olan bir taşla iki kuş vurmak değil.


Vatandaşın bilerek oy kullanmasını sağlamak.


Bu konuda iktidarın da muhalefetin de üzerine büyük görevler düşüyor.


Tabi ki basın ve medyaya da.


Keşke oylama madde-madde yapılsaydı.


İnsanlar yararlı olduğuna inandıkları maddelere evet, yararsız olduğuna inandıkları maddelere de hayır diyebilselerdi.


Bir karar alınırken halka sorulması ne kadar demokratik bir yöntemse insanların çok sayıda maddeden oluşan bir pakete evet veya hayır demek zorunda bırakılması da o derece demokrasiyle ters düşüyor.


Anayasa değişiklikleri konusunda yapılacak referandum bu haliyle bizim demokratikliği tartışmalı seçim sistemine benziyor.


Liderlerin direktifleriyle hareket eden parti genel merkezleri her seçimde sıralamayı yapıyor, vatandaşın önüne Ankara&[#]8217;da belirlenen milletvekili adaylarını koyuyor, bu listedekileri seçin diyor.


Seçmen belki birinci sıradakini beğenmeyecek, gidecek ikini veya üçüncü ya da beşinci-altıncı sıradaki adayı seçecek.


Bunun adı tercihli sistem.


Bu sistemin ne kadar demokratik, ne kadar seçmenin iradesine saygılı olduğunu görüyorsunuz.


1991&[#]8217;de yapılan genel seçimlerde bu sistem uygulandı ve Hasan Akyol, DSP&[#]8217;de 4. sıradan Bartın milletvekili seçildi.


İlk üç sırayı atlayan seçmen tercihini 4. sıradaki Akyol&[#]8217;dan yana yapmış, verdiği oylarla benim bu isim temsil etsin demişti.


Partiler, liderlerin etkisini azaltan ve gücünü zayıflatan bu sistemden korktular ve vatandaşlara 1991&[#]8217;den sonra yapılan seçimlerde tercihli oy kullandırmadılar.


Seçim barajının yüzde 7&[#]8217;ye çekilmesi ve tercihli sistemin geri gelmesi, sistemi biraz daha demokratik hale getirecektir.


İktidarın daha çok hukuk ve daha çok demokrasi diyerek yaptığı Anayasa değişiklerinin halkın oyuna sunuş şekli hiç demokratik değil.


Maddeleri bütünüyle değerlendirmek zorunda olan seçmen umarız 12 Eylül&[#]8217;e kadar bu konuda bilgi sahibi olursa en azından oyunu bilerek kullanır.




Memleketimden gazetecilik manzaraları (IX)



Günlük gazetelerimiz resmi ilana verdikleri dikkati habere, dizgiye, baskıya verseler gazeteciliğe çok önemli katkıda bulunmuş olurlar.


Ortalık hatadan, eski haberlerin tekrarından ve bayat haberden geçilmiyor.


Bir gazete Milli Eğitim Müdürümüzün iki hafta önce Cuma günü Eskişehir&[#]8217;den öğrencilerin geldiği gün yaptığı basın toplantısında söylediklerini pazartesi günkü sayısında yeniden yayınlamış.


Başlık değişmiş, birkaç cümle değişmiş, eski haber olmuş yeni haber.


Aynı gazete Dernekler Müdürümüzün geçen Mart ayında yaptığı açıklamayı da aynı şekilde evirip çevirip yeniden kullanmış.


Açıklama aynı açıklama, başlık değişmiş, eski haber olmuş yeni haber.


İl Sağlık Müdürlüğünün sıcak havalarla ilgili açıklamasını kullanalı daha bir ay bile olmadı.


Aynı açıklamayı bir kez daha kullanmışlar.


El insaf. Bir nüshada üç tekrar haber var.


Bu gazetenin habercilik anlayışı temcit pilavına benziyor.


Allah okurlarına sabır versin.


Bir gazete diye bahsettiğim mevkuteler arasında uyarılara aldırış etmeyip kendilerine çeki düzen vermeyenleri böyle giderse isim vererek eleştirmek zorunda kalacağım.


Bu sözüm alıntı köşe yazısı kullanıp da kendi yazmış gibi sağa sola caka satanlar için de geçerli.


Haberleri olsun.




Çakma patron



Şu Çinlilerin de yapmadığı şey yok doğrusu.


Çakma patron bile yapmışlar.


Milliyet&[#]8217;te &[#]8220;Çinliler Çakma patron yaptı&[#]8221; başlığı altında verilen haberde &[#]8220;Batılılarla iş yapmanın prestij ve zenginlik anlamına geldiği Çin&[#]8217;de batı ile bağlantılı görünmek isteyen Çinli şirketler beyaz oyuncu ve mankenleri günlüğü 300 dolardan kiralayıp Avrupalı patron rolü oynatıyor&[#]8221; deniyordu.


Mesela Pekin&[#]8217;de yaşayan Amerikalı aktör Jonathan Zatkin, Çinli bir mücevher firmasının İtalyan ortağı gibi davranmak için bir günlüğüne 300 dolar almış.


Şirketler bazen de sahte çalışanları ve ortaklarının, müşterilerin elini sıkmaları ve gülücükler saçmaları için iş yemekleri ve toplantılara katılmalarını istiyormuş.


Gördünüz mü çakma patronların marifetlerini.


Bu marifetli çakmalardan Bartın&[#]8217;da da var.


Yakında takke düşer, kel görünür.