Dün sabah Aile Hekimliğimize uğradık.


Zonguldak Devlet Hastanesi&[#]8217;nin arkasında, önünde araçlardan yürünmeyecek, kapısında kumdan geçilmeyecek rezil binaya girdik.


Nerede oturduğumuzu soran sekreter bayan daha ilk dakikadan itibaren problem çıkartıyor. Vatandaşlık numarasına rağmen kimlik soruyor.


Doktorun kapısında bekliyoruz.


İçerde harbiden aile hekimliği uygulaması yapılıyor.


Aile muhabbeti uzadıkça uzuyor.


Sonra bir &[#]8220;Bayan İncivez&[#]8217;den bekleyen var mı?&[#]8221; dedi.


Meğer ikinci bir doktor varmış biz boşuna bekliyormuşuz.


Doktor hanım tam soru soracak.


Bir amca girdi içeri. Başladı doktorla aile muhabbetine.


Kızı Pendik&[#]8217;te doktormuş.


Doktor hem bizi dinliyor, hem adamı. Hem bize yanıt verecek, hem adama.


Amcadan müsaade istedik. &[#]8220;Doktor hanım bizim işimizi bitirsin, siz sonra muhabbet edersiniz.&[#]8221;


Umarım İl Sağlık Müdürü Rüstem Albayrak dostumuz hekimleriyle ve onların yardımcılarıyla konuşur, vatandaşa nasıl muamele edileceğini öğretir.


Yoksa bu aile hekimliği, aile facialarına neden olabilir.



Yazıcıoğlu, kandındın bizi!



Yazıcıoğlu Şirketler Gurubu Yönetim Kurulu Üyesi İrfan Yazıcıoğlu, Ak Parti&[#]8217;den Milletvekili Aday Adaylığı için müracaatta bulunacağını açıklamış.


Kendisine aday olması yönünde çok baskı varmış.


Ve biz 20 yıldır bu kentte gazetecilik yapan biri olarak Yazıcıoğlu&[#]8217;na aday adaylığı için baskı yapıldığını fark edememişiz.


Yazıcıoğlu kardeşimiz, her olayla arar, hal hatır sorar.


Mesaj çeker, telefon açar.


Medyayla çok sıkı bir ilişkisi vardır.


Ben bu ilişkiyi insani sıcaklığından, samimiyetinden sanıyordum.


Meğer o da siyasetin büyüsüne kapılmış.


Kendimi kandırılmış, kullanılmış hissettim.


İnşallah yeni bir Yüksel Balcı vakasıyla karşılaşmayız.


Biliyorsunuz, siyasette yükselmek için basını kullananlar sonunda yıkıma uğruyorlar.


Siyasetle kazanılan, siyaset yüzünden gidiyor.



Yılın son fıkrası..

Alışverişten sonra evine dönen kadın, kocasını yatakta genç ve güzel bir kadınla yakalayınca dehşete düşer.
Ortalığı dağıtmaya kalkışacağı sırada kocası onu durdurur.
"..Şöyle açıklayabilirim..." der.. "Eve dönerken bu zavallı kızı gördüm. Çok yorulmuştu.
Onu arabama aldım. Karnı da acıkmıştı, o yüzden onu eve getirdim ve senin buzdolabında unuttuğun rostoyu pişirdim.
Kızın ayakkabıları delinmişti. Modası geçti diye artik giymediğin ayakkabılarından bir çift verdim ona.
Üşümüştü, o yüzden sana doğum gününde aldığım fakat rengini beğenmediğin için hiç giymediğin süveteri ona verdim.
Kızın pantolonu parça parça olmuştu, artık senin kalçalarının sığmadığı bir pantolonunu da verdim.
Tam çıkmak üzereyken bana "Karınızın artık kullanmadığı başka bir şey var mı bu evde?" diye sordu. Ve işte buradayız."

Mutlu yıllar&[#]8230;