Malum, seçim dönemi heyecanı başladı.

Aday olmak isteyenler, milletvekili olmak isteyenler fırtınayla birlikte bıldırcın gibi düşüyor.

Adaylık konusunda şimdilik en çok tercih edilen parti, iktidar partisi…

Böyle olması normal…

Adı üzerinde…

İktidar…

Önümüzdeki günlerde ne isimler göreceğiz.

Ne aday adayları çıkacak.

“Bu da mı?” diyeceksiniz.

“Sen de mi?” diyeceksiniz.

İçlerinde bazıları olacak.

Onlara da, “Hangi yüzle?” diyeceksiniz.

Kimler çıkacak, kimler?

Lafa gelince, başımıza Zonguldak sevdalısı kesilecekler.

Gerçekten kimin daha çok Zonguldaklı olduğuna şaşıracaksınız.

Az buçuk sevginiz varsa, kendinizi kötü hissedeceksiniz.

Onların o sözleri karşısında kendinizi işe yaramaz falan hissedeceksiniz!

Onların söylemleri çıkacak gazetelere…

Manşetlere…

Parti etkinliklerinde en önde göreceksiniz onları.

Bin bir havayla gelecekler.

Bin bir havayla gidecekler.

Havalı kornalar bile utanacak bu durumdan!

Şaşıracaksınız.

Güleceksiniz.

Acıyacaksınız.

Onlar değil, ama siz utanacaksınız.

Utanıp da yüzünüzü çeviren onlar değil, siz olacaksınız.

Türkiye’nin o meşhur siyasi geleneği devam edecek.

Kimler peki onlar?

Gerçekten bu topluma bir şeyler vermek için mücadele edenlere lafımız yok.

Bu kent için üreten ve ürettiğini paylaşabilme cesareti olanlara lafımız olamaz.

Seversiniz, sevmezsiniz olmaz.

Takdir edersiniz, etmezsiniz yine olamaz.

Bir de sadece inandığı siyasi partiye destek olmak amacıyla unvan, makam derdinde olmadan destek amacıyla aday adayı olanlara saygı duymak gerekir.

Tercihleri küçümseyemeyiz.

Ama ya diğerleri?

Kimler peki onlar?

Reklam peşinde koşanlar…

Milletvekili adayı olamayacağını bildiği halde seçim sonrası iktidardan makam kapmak isteyenler…

Yükselme bekleyenler…

Kendilerini iktidar partisinden tescillendirip seçimden sonra kapıların daha kolay açılacağını hesaplayanlar...

Kendilerini muhalefet partilerinden tescillendirip ileriye hazırlık yapanlar…

Kimsenin bireysel başvuru özgürlüğüne lafımız olmaz.

Bizimkisi durum tespiti…

Kendisini ifade etmekten aciz olduğu halde milleti temsil etme cesaretini kendinde bulanlara imrenmemek mümkün değil!

O heyecanı, o özgüveni takdir etmemek mümkün değil!

Ne yaparsınız?

Burası Türkiye…

İşler böyle dönüyor.

Onlara da kızmamak lazım…

Siyaset, böylelerini ödüllendiriyor.

Onlar da bu ödülden bir parça makam, mevki, iş, para, itibar, kimlik kapmak için çabalıyorlar.

Zonguldak’ın “Z”sini bilmeden hepimizden daha çok Zonguldak sevdalısı oluveriyorlar.

İzleyin…

Görün…

Değerlendirin…

Yorum sizin.

Kimin malını kime satıyorsun?

Lavuar alanıyla ilgili tartışmaları sürdürüyoruz.

Çünkü ortada bir komedi var.

Koca bir ayıp var.

Bu ayıp, bu kentte idareci olan herkesin…

Bu kentin ilgili tüm idarecileri, şu koca alanı kente kazandıramadı.

Yazık.

Çok yazık.

Herkes birbirine sallıyor.

Konuyu sıcak tutacağız.

Tartışacağız.

Tartıştıracağız.

Ve göreceksiniz yakında lavuar alanıyla ilgili de ilginç gelişmeler olacak.

Yetkililer mecbur kalacaklar.

Siyasiler mecbur kalacaklar.

Siyasi iktidarın keyfi, Zonguldak Belediyesi’nin beceriksiz tutumuna rağmen Pusula, bu konunun çözüme kavuşması için yeni bir süreç başlatıyor.

İsteyen herkes konuşabilir.

Amacımız sonuca gitmek.

Tartışmayı sonuca taşımak…

Çünkü bizler, bu ayıbın bir tarafı olmadık.

Olmayacağız.

Koca kentin, kompleksli siyasiler nedeniyle cezalandırılmasına razı değiliz.

Hiç merak etmeyin.

Pusula’nın etkin gücünü bu süreçte çok daha iyi göreceksiniz.

Bu tartışmalara hazır olun.

Bu bağlamda, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürü Burhan İnan’ın Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’e bir önerisi var.

Diyor ki:

“Versinler parasını verelim…”

Rakam 25-30 milyon TL civarında.

Sayın İnan;

Kimin yerini kime satıyorsun?

Zonguldak, Akdemir’den zaten çekiyor.

Bir de Burhan İnan’dan mı çeksin?

Bu ne acayip iştir böyle!

Ne saçma bir iştir!

İşi kolaylaştıracağınız yerde, Zonguldak’ı nasıl cezalandırabiliyorsunuz?

Kimin adına kimi cezalandırıyorsunuz?

Haydi Zonguldak.

Kazan kaldırma vakti!

Al birini, vur ötekine.

Bu kentin salak yerine konulmasından, aşağılanmasından bıktık.

Ve sen bu kadar asalak yaşadığın sürece başkalarının keyfini bekleyeceksin.

Kent Konseyi nerede?

Dünkü yazıyla ilgili Zonguldak eski Belediye Başkanı İsmail Eşref’in yorumu var.

Şöyle diyor Eşref:

“Sevgili Atilla;

Lavuar Alanı Proje Yarışması’nın ilk karar organı olan ve halkı temsil eden Kent Konseyi’ni yayın kuruluşunuz aracılığıyla göreve davet ediyorum.

Bu proje, yarışma ile 2010 yılı Ekim ayında kesinleşti.

Proje, Zonguldak’ın 40 bin hanesine dağıtıldı. Üzerinden 4 yıl geçti ve uygulanmadı.

Projeyi, jüri ve Koruma Kurulu onayladığında tescillendi. Telif hakkını kazanan proje müeelifinin eser hakları sebebiyle herhangi bir değişiklikte tazminat ve durdurma hakkı vardır. Yasal kuruluş Kent Konseyi bünyesinde Vali, Belediye Başkanı, Rektör, tüm kamu kurumları, siyasi partiler, 19 mahalle muhtarı, Belediye Meclis üyeleri, sendikalar, dernek ve vakıflar, sivil toplum kuruluşlarının tamamı gibi 120 üye 2009 yılında aldıkları kararın takibini yapması gerekir. İktidar, 4 yıl sonra yapılacak yerel seçimleri bekleyip geçen 4 yılı da eklersek, 8 yıllık kaybı dahi göze alıp bugünkü yönetimi suçlama çabasındadır.”