Dün aday adaylarının pek çoğunun adaylık gerekçeleriyle ilgili görüşler paylaşmıştık.
Radikalden Ercan Sarıkayanın haberinde bu konuda bir
analiz var.
Bizi bizle, bizi halkla, gerçeklerle yüzleştiren bir
haber.
Sarıkaya, 2011 seçimleri öncesi Radikal yazarı Murat
Yetkinin, Memurlar AK Parti kapısında
başlıklı yazısında kaleme aldığı 5 maddeyle başlıyor.
Haber özetle şöyle:
Aslında hangi parti için kaç kişinin istifa ettiği yarın belli olacak, ama
AKP için yüzlerce kamu görevlisinin istifa edeceği kesin.
Şimdi asıl soru şu:
Neden bu kadar çok kamu
görevlisi AKPyi tercih ediyor? ya da Radikal yazarı Murat Yetkinin deyimiyle, Devlet memurlarının Vahşi Batı döneminin
Amerikasındaki Altına Hücumu andırır
şekilde AK Partinin Ampulüne
hücumunun nedeni ne?
[*] [*] [*]
Murat Yetkin, Memurlar
AK Parti kapısında başlıklı yazısında 5 maddeyle sıralamış ve şöyle
demişti:
Memurların ampule uçan pervaneler gibi AK Partiye hücumunun çeşitli
nedenleri var. Sıralayalım:
1- Toplumun genelinde AK Partinin seçimden birinci parti çıkacağı algısı
var. Dolayısıyla Meclise girmek isteyen bürokrat, kazanacağını düşündüğü ata
oynamak istiyor.
2- Sekiz yıllık AK Parti idaresi ardından orta ve üst makamlara AK
Partinin getirmediği bürokrat kalmadı neredeyse.
3- İdareye dair özellikle de akçalı işler bakımından ufkunda yargı gören
bürokratlar arasında, Meclise kapağı atıp dokunulmazlık kazanmak isteyenler
olabiliyor.
4- Yoruldum, emekliliğimi torun
sevip, Mecliste parmak kaldırarak değerlendireyim diye çarpık siyaset
algısı içinde olanlar da çıkıyor.
5- Bir de tabii aday gösterilme umudu dahi olmadığı halde, iktidardan yana
tarafını, rengini belli edip, seçimden sonra aday adaylığını terfi, tayin
olarak değerlendirmeyi umanlar var.
[*] [*] [*]
Aslında gerekçeler, bu 2011 seçiminden bu yana değişmedi.
AKPnin karar organlarından vekillik için onay alıp istifa edenlerin
haricinde aday olamayacaksa bile istifa yolunu seçen kamu görevlisi de çok.
Bu kamu görevlileri, tek parti iktidarı nedeniyle AKPnin bu durumundan
yararlanmak istiyor olabilir.
Üç dönem kuralı nedeniyle çok sayıda vekilin değişecek olması başka bir
etken.
Bir de son iki yıldır cemaat AKP kavgası nedeniyle bürokraside tasfiyeler
yaşandı.
Bu seçim bürokratların AKPli olduğun göstermeleri için de bir fırsat
olarak görülüyor.
Cemaat kadrolarından boşaltılan üst düzey kadrolar AKPliyim diyen bürokratların gözdesi.
O nedenle AKP için kamu görevinden istifa edip aday olamayan bürokratlar dönüşlerinin muhteşem olacağını düşünüyorlar.
Geçmişte de benzer durumlar yaşandı.
Aday olamayan bürokratlar dönüşlerinde hep terfi ettiler.
Yani Yetkinin saydığı maddelerin 5ncisi bence AKPnin ampulüne hücumun en
önemli etkeni.
[*] [*] [*]
Ercan Sarıkaya şöyle soruyor:
Peki, bir kişi neden milletvekili olmak ister?
Para, güç, hizmet, dokunulmazlık ya da hepsi...
İşte vekil olmanın bazı avantajları:
[*] Dokunulmazlık zırhı
[*] Milletvekili, eş ve çocukları TBMM ile anlaşması olan tüm özel sağlık
kuruluşlarından, estetik müdahaleler hariç, bila bedel yararlanıyor ve bu
hizmet ömür boyu sürüyor.
[*] Aylık 15 bin lira maaş
[*] Güçlü iş bağlantıları
[*] Milletvekilliğinin en cazip yönlerinden biri statü
Milletvekili o ilin
protokolüne dahil oluyor. Bakan olma, Meclis veya grup yönetimine girme şansını
yakalarsa bu görevler ona kırmızı plakayla dönüyor.
[*] [*] [*]
Ne
yazık ki, tablo çoğu kez böyle
Ve
tercihli seçim olmadığından tabanın dediği değil, tavanın dediği isimler
dayatıldı bu halka
Kamuoyu
yoklamaları göstermelik kaldı.
Tepeden
inme adaylarla rehin edildi kentler.
Bu
durumdan en çok mağdur olan kentlerden biri Zonguldak
[*] [*] [*]
CHPde
önseçim kesin değil.
Fermuar
da olabilir.
Artık
ne kadar sağlıklı yapılırsa artık
[*] [*] [*]
AK
Partide durum belli değil.
İlk üçe kimi
koyarsanız seçilir?
mantığı ağır basıyor.
Öyle
de oldu bugüne kadar.
[*] [*] [*]
MHP
de farksız
Adaylarını
nasıl belirleyeceklerini göreceğiz.
[*] [*] [*]
Bizi
biz gibi düşünen, biz gibi dertlenen, biz gibi yaşayan aday adayları lazım
Adaylar
lazım.
Milletvekilleri
lazım.
Bunları
birlikte istemeliyiz.
Kentin,
sivil toplum kuruluşlarının, medyanın, halkın, esnafın gündemi bu olmalı.
Kenti;
hemşehriciliğe, tesadüflere, ihanetçilere teslim etmemeliyiz.
Yoksa
hiçbir şey değişmez.
Bunlar kimin umurunda?
Zonguldak
Baro Başkanı İbrahim Kerem Ertem, İç
Güvenlik Yasa Tasarısı hakkında endişelerini paylaştı.
Pek
çoğumuzun bihaber yaşadığı, ilgilenmediği, görmezden geldiği paketi ve Ertemin
dediklerini incelediğinizde ürpermemek mümkün değil.
Diyor ki
Ertem;
Kamuoyunda
İç Güvenlik Yasa Tasarısı olarak
adlandırılan, başta Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu olmak üzere, Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri
Kanunu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Türk
Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, İl İdaresi Kanunu, Kimlik Bildirme Kanunu
ve daha başka kanunlarda değişiklik öngören 1/995
sayılı 24.11.2014 tarihli tasarı ...toplumsal
olayların, terör örgütlerinin propagandasına dönüşmesi ve göstericilerin,
vatandaşların can ve mal güvenliklerini tehdit etmesi sebebi ile özgürlük -
güvenlik dengesini bozmadan yeni tedbirler alınmasının zorunlu halde
gelmesi... (ve diğer sebeplere) -sebebine- dayanmaktadır.
Toplumsal olayların, gerek
kişilerin, gerek toplumun, gerekse mal ve haklara yönelik şiddet içermesi,
terörize niteliğe bürünmesi, son zamanlarda zaman zaman yaşanan gerçekliklerdir.
Tasarının, toplumsal
olayların ciddi zararlar oluşturmalarının engellenmesi ve suç faillerinin
yakalanmalarının sağlanması adına mevcut duruma nazaran yeni-ilk düzenlemeler içerdiği görülmektedir.
O halde, kolluk birimlerinin silah
kullanma, gözaltına alma, kimlik taraması yapma ve arama-durdurma kararları ile
iletişimin denetlenmesi- telefon dinleme gibi faaliyetlerinde inisiyatif
kullanmaları, başka deyişle bizatihi amirler eliyle karar almaları, bu
inisiyatiflerini-kararlarını mevcut düzenlemelerden daha geniş zaman
aralıklarında yetkili makamlara bildirmeleri; böylece daha serbestiyet içinde
kalmaları, takdir haklarını geniş kullanma imkanına kavuşmaları, hukuk
devletinin; kuvvetler ayrılığı, idarenin yargı denetimi, yargı bağımsızlığı ilkeleriyle
örtüşmemektedir.
Elbette, suçla mücadele konusunda
etkin, hızlı, donanımlı, acil ve hedefe ulaştıracak çözümlerin kolluk
birimlerinin emrine verilmesi şarttır.
Devam ediyor
Ertem
Otomatik gözaltına alma tehlikesine dikkat çekiyor.
Diyor ki:
Buna göre, belli suçlar için kaçma
şüphesi vardır ve tutuklama kararı verilmesi gerekir; bir anlamda otomatik
tutuklamadan söz etmek yerinde olur.
Bu tasarı da katalog suç
düzenlemesine benzerliğinden dolayı, otomatik gözaltına alınma kararlarını
önümüze getirecektir.
Kişi özgürlüğünün kısıtlanması,
belli şartlarla mahkeme ve/veya hakim kararıyla gerçekleşir.
Ancak yeni düzenleme, bir istisna
menüsü getirmekte ve mahkeme ve/veya hakim kararı olmadan, kolluk kararı ile
özgürlüğü sınırlayabilmektedir.
Gözaltına alma kararlarının, mutlaka
savcılık eliyle hakim denetimine tabi olması gerekir.
Adil yargılama hakkı herkes içindir.
Özgürlük ve güvenlik dengesi
asıldır.
Toplumsal barış ve huzur asıldır.
Düşünce ve beyan özgürlüğü asıldır ve özgürlükler birbirleriyle çatışmaz; birbirlerini besler.