Bunlardan biri Ak Parti Milletvekili Yılmaz Tunç ile MHP yöneticileri ve Belediye Başkanı arasındaki tartışmaydı, diğeri de müzmin sorunumuz termik santralle ilgiliydi.
Hema Endüstri A.Ş.&[#]8217;nin 26 Kasım 2009&[#]8217;da Çevre ve Orman Bakanlığına yaptığı ÇED başvurusunun Valiliğin İnternet Sitesi&[#]8217;nde yayınlanmasının ardından yeniden gündeme gelen termik santral konusunda yapılan tartışmalar geçen yılın son ayına damgasını vurdu.
Çevre Düzeni Planı sayesinde bu yöreye yapılması mümkün değil diye bilinen termik santralin yeni yılda Bartın&[#]8217;ın en öncelikli gündem maddesi olacağı belli.
Çevreye duyarlı Bartınlılar termik santrale karşı koymak için yoğun bir çalışma içinde.
Bu konuda çeşitli hazırlıklar yapılıyor.
Tabi bu arada santralin yapımcısı Hema da boş durmuyor.
Çevre Düzeni Planına rağmen bu işi nasıl yapacağı ve nereden açık kapı bulup da girmeye çalıştığı halen daha merak konusu olan şirketin zaten başından beri boş durmadığı son gelişmelerle birlikte daha iyi anlaşılıyor.
ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporu ile ilgili sürecin işlediği şu günlerde Hema&[#]8217;nın santralin yapılacağı alanda bulunan iki köyde arazi satın alma konusunda çalışmalar yaptığını öğrendik.
Bu köylerden biri olan Gömü köyünde çok sayıda alım satım işlemi yapılmış.
Gömü&[#]8217;den işsizlik nedeniyle göç edip İstanbul&[#]8217;a gidenlerin adresleri bulunmuş ve bu kişilere arazilerinin gerçek değerinin üzerinde fiyatlar verilmiş, birçok kişi bu şekilde arazi satmış.
Hema arazi satın almaya da başladığına göre kendinden emin bir şekilde, sanki iş tamammış gibi davranıyor.
Aynı işlemlerinin Tarlaağzı köyünde de yapılması gerekiyor ama biz bu köyden henüz böyle arazi alım satımı yapıldığına dair bir duyum almadık.
Şirket yetkilileri santralin yapılacağı alanda bulunan iki köyde sadece arazi alım satımı işiyle uğraşmıyor, olumlu propagandalar yaparak santrali şirin göstermeye de çalışıyor.
Vatandaşlara evlerinize kalorifer tesisatı çekilecek ve termik santralle ısınacaksınız diyorlarmış.
Hema&[#]8217;nın en büyük kozu Bartın&[#]8217;ın yumuşak karnı işsizlik konusu.
Haliyle bu kozu da oynayıp Gömü ve Tarlaağzı köyü sakinlerine iş sözü de veriyorlarmış.
Bir yanda çevre ve sağlık, diğer yanda işsizlik ve geçim derdi.
Vatandaş iki arada bir derede.
Türkiye çok kötü termik santral örnekleriyle dolu.
En sağlıklı termik santral denilen Çanakkale Çan Santrali bile bu konuda tartışmalı.
Geçen hafta yazdığım bir yazıda bu santralin ÇED olumlu raporunun Bursa İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiğini hatırlatmıştım.
Bugünkü yazımda da size İnternet&[#]8217;ten Türkiye haritasına girin, Çanakkale&[#]8217;ye tıklayın, orada Çan&[#]8217;ın durumuna bakın diyorum.
Çan&[#]8217;da zararsız denilen ve termik santral taraftarlarınca örnek gösterilen akışkan yataklı santrallerin bir örneği var.
Bu örnek, etrafında beyaz kül dağları oluşturmuş ki bu internetteki haritadan açık ve net bir şekilde belli oluyor.
Devasa kül dağlarının oluşturduğu kel tepeler çok çirkin bir görüntü yaratmış.
Çan&[#]8217;da oturan Bartınlı tanıdıklarımız var.
Linyitle çalışan bu santrali onlara sorduk; çevreye ve insan sağlığına zararı çok büyük diyorlar.
Termik santral daha önce şehrin belli bir bölümünden rahatlıkla görülüyormuş.
Kül dağları bu görüntüyü kapatmış.
Amasra&[#]8217;da kurulmak istenen termik santral Çan&[#]8217;dakinin en az 5 katı büyüklüğünde bir santral.
Bu, Amasra&[#]8217;da çok daha büyük kül dağları oluşacak demektir.
Tabi bu da santral kurulursa Amasra&[#]8217;da turizmi unutun demektir.
Amasra&[#]8217;da turizm biterse turistik tesisler, oteller, hediyelik eşya satan işyerleri, restoranlar ve eğlence yerleri kapılarına kilit vurmak zorunda kalacak.
Kül dağlarından sızacak atıklar yer altına inecek ve sulara karışacak.
Susuz kalma tehlikesi de cabası. Bu da başka bir sorun.
Bugün Mecliste eski vilayetimiz Zonguldak&[#]8217;ı temsil eden eski Milletvekilimiz Köksal Toptan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı iken bu konuda kendisine yöneltilen bir soruya, Bartın&[#]8217;ın hassasiyetine dikkat çekerek, termik santralde ısrar edilmemesi gerektiğini söylemişti.
Artık eskisi gibi büyük sözü dinlenmediği için Köksal Bey&[#]8217;in uyarısı ne yazık ki dikkate alınmadı.
Bartın Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Erdoğan Atmış da yaptığı açıklamada, &[#]8220;Termik santrale karşı değilim ama Amasra&[#]8217;ya veya Bartın&[#]8217;da bir yere olmaz. Termik santralin yapılacağı yerin çok iyi tespit edilmesi gerekir&[#]8221; demişti.
Bu arada ÇED süreci işliyor. Hema hedefe emin adımlarla ilerliyor.
500 kişiyi iş sahibi yapıp 186 bin kişi zehirleyecek bir yatırımla karşı karşıyayız.
Kömür ve elektrik uğruna bir şehir feda edilecek.
Değer mi?
Ne İsa&[#]8217;ya Ne Musa&[#]8217;ya
Siyasiler basında ne kadar çok yer alırlarsa çalışmalarını ve hizmetlerini kamuoyuna o kadar çok duyururlar.
Milletvekilinin veya parti başkanının ya da belediye başkanının yaptıklarını anlatması önemlidir.
Basında çok sık yer alan siyasetçi bilin ki bunun önemini iyi bilen siyasetçidir.
Bartın&[#]8217;da bunu en iyi bilen ve uygulayan siyasetçi iktidar partisi milletvekili Yılmaz Tunç&[#]8217;tur.
Sayın Tunç, danışmanı aracılığı ile en küçük faaliyetini bile hem de fotoğraflı bir şekilde basınla paylaşmaktadır.
Gazetemizde Yılmaz Tunç haberlerinin çok sık yayınlanmasının sebebi budur.
2009 yılında yerel basında en çok yer alan Milletvekili kim diye sorulsa hiç düşünmeden Tunç demek gerekir.
Tunç&[#]8217;tan gelen açıklamalarla gezi, inceleme ve ziyaret haberlerinin hepsine yer veriyoruz.
Bunun nedeni gelen bilgilerin haber değeri taşımasıdır.
Zaten yapılan açıklamayı kullanmamak gibi bir lüksümüz olamaz.
Bu gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmaz.
Açıklamanın dışındaki gezi ve inceleme haberlerini de görmezlikten gelemeyiz.
Nihayetinde biz yerel bir gazeteyiz.
Hem bu haberleri kullanmazsak taraflı davrandığımız sanılır.
Gerçi kullanınca da taraflı davranmış sayılıyoruz.
Gazetemizde veya başka gazetelerde milletvekili Tunç&[#]8217;la ilgili haberlerin çok sık yer alması başta CHP olmak üzere diğer muhalefet partilerinin hoşuna gitmiyor.
Milletvekilimiz Rıza Yalçınkaya&[#]8217;nın bir açılışta karşılaştığımızda bu konuda şakayla karışık sitemi oldu.
Aynı şekilde İl Başkanı Hakan Ceylan da rahatsızlığını belli eden davranışlar sergiledi.
Diğer partilerin de bu duygu ve düşüncelerde olduklarını anlıyoruz.
Muhalefet istiyor ki; Milletvekili Tunç&[#]8217;a ve Ak Partiye çok sık yer vermeyelim, yer verdiklerimizi de manşete çıkarmayalım, çarpıcı bir şekilde kullanmayalım.
Bu madalyonun bir yüzü. Madalyonun diğer yüzünde de aynı görüntü var.
Bu kez milletvekili Tunç ve Ak Parti yönetimi muhalefet için aynı şeyleri düşünüyor.
Milletvekili Tunç ve Ak Parti yönetimi gazetelerde kendisine ve iktidara yönelik eleştirileri, özellikle sert eleştirileri görmekten hoşlanmıyor.
Milletvekili Tunç bir de haberlerinin hep manşette çıkmasını bekliyor, gazetenin kenarında köşesinde değil en iyi yerinde durmak istiyor.
Gördüğünüz gibi kimseyi memnun edemiyoruz.
Ne İsa&[#]8217;ya yaranabiliyoruz, ne Musa&[#]8217;ya.
Bizim işimiz hani &[#]8220;İnsanı 40 gün sırtınızda taşırsınız bir gün indirirsiniz sizden kötüsü olmaz&[#]8221; derler ya, ona çok benziyor.
Aslında Yalçınkaya, Tunç gibi yapsa sorunun önemli bölümü çözülmüş olacak.
Yerel basına genelde önerge verdiği zaman çıkan Yalçınkaya, Tunç&[#]8217;un ki gibi becerikli bir danışman alsın ve her faaliyetini fotoğraflayıp basına yollasın, olsun bitsin.