Aptallık düzeyinde iyi niyetliyimdir.
Hiçbir şeyden işkillenmem.
Hırs yoktur.
Arada bir küfür ederim.
Sonra kendi kendime utanırım.
Kazık kadar adama küfür etmek
yakışmaz diye üzülürüm.
"Bu yaşa kadar ne kazandın?" diye
soranlara,
"Dostlar kazandım" yanıtını
veririm.
En büyük zenginliğim, dostlarımdır.
Yalan söyler miyim?
Beyaz cinsinden yalanlar
söylemişimdir.
Zararlı olmayan yalanlar.
İnsanları mutlu eden, birden bire
sıkıntıya düşürmeyen yalanlar.
Emekli arkadaşlarıma, "Maaşlarımıza
yüklü bir zam geliyor" diyebilirim.
Memur arkadaşlarıma da, "Müjde bu
aydan sonra sizi enflasyona
ezdirmeyecekler" derim.
Esnafa, "Vergiler düşecek. Biraz daha
rahat edeceksiniz" demek yalan sayılmaz
diye düşünürüm.
Nakliyecilere "Taşımacılık yapabilmeniz
için verilecek karnelerden artık ücret
alınmayacak" gibi müjde niyetine
söylemlerim olabilir.
Zaten geriye dönüp baktığımızda, ya
da mezar taşlarını okuduğumuzda yalan
söylediği için ölen hiç kimseye
rastlanmadığını görürsünüz.
"Yalandan kim ölmüş ki?"
Yaşamda bulunan veya oluşturulan her
türlü olumsuzluğun bir olumlu yanı
olabileceğini düşünürüm.
Öyle ya&[#]8230;
Her şeyin bir nedeni olmalı.
Hiç kimse durduk yerde insanları zora
koşmaz değil mi?
İnsanları zora koşanların, aklından bir
zoru olmalı.
Herkes; cabbar görünen, önüne geleni
ısıran, ardına geleni tepen tiplerden
korkar.
Ben korkmam.
Ben sadece "Korkandan, korkarım."
Korkak kişiliği olanlar, aklına gelen her
türlü kötü yolu deneyebilir.
Korkak insanın eline yetki verirseniz,
ilk işi etrafını korkutmak, sindirmek
olur.
"En iyi savunma, saldırmaktır" diye
düşünür. Küçük dağları değil, en
büyük dağları kendinin yarattığını
düşünebilir.
Ben bütün olarak bu tiplere de hoş
görüyle bakarım.
"Zavallı, bir bildiği vardır herhalde!" der
güler geçerim.
Ben aptallık derecesinde iyi niyetli ve
yalancıyımdır!
Arada bir küfür de ederim.
İşkilli değilimdir bu yüzden.
Sadece utanmasını bildiğim için
utanırım!
Yalancıların mumları artık yatsıya
kadar yanmıyor.
Sürekli yanıyor.
Tabii bizler de!