Öğlen harman yerinde oynarken görürdük onları.
Ellerinde sopa, uçlarında çanta, içlerinde kumanya ve şeker.
Her öğlen yollarını gözlerdik.
Onların hep tatlı yönünü gördük.
Ta ki Büyük Grizu&[#]8217;ya kadar.
O zaman Himayi Halamın Eşi Salih Eniştem göçükte kaldı.
Acıyı o zaman tattık.
[*] [*] [*]
Bizim büyüklerimiz sabahtan tarlaya, takına giderdi. Onlar öğlen işten dönerdi.
Şaşardım.
Ama şeker geliyor ya. Gerisine bakmazdım.
Akköy ile Ormanlı arası yürüme 45 dakika. Bilemedin bir saat.
Oradan servisler var.
Bizim madenciler sabah erkenden kalkıp Ormanlı&[#]8217;ya servise ve oradan işe yetişirlermiş.
Öğlen dönüşe gelince.
Gece vardiyasından çıkanlar önce Ormanlı&[#]8217;ya.
Oradan yürüyerek köye çıkarlarmış.
Bu yıllarca böyle devam etti.
[*] [*] [*]
Salih Eniştem&[#]8217;im Kur&[#]8217;an&[#]8217;larından birinde Cemile Yengem anlattı.
Karabey Emmimin eşi.
Karabey ocakta çalışırmış.
Lakabı kömür rengi teninden.
Yoksa adı Muzaffer.
Cemile yengem buna her işe gidişinde sipariş verirmiş.
Öyle ki Karabey mızmızlanır ama alırmış.
Derken bir gün madende çalışanların eşlerine ocak gezisi düzenlemişler.
Cemile yengem de geziye katılmış.
Madencilerin çalıştığı yerleri görmüşler.
Eve dönünce manzara şu.
- Ula Karabey. Sen bundan sonra ocağa gitme. Ben iki dana beslerim. Mancar ekerim yeriz. Ama sen gitme.
Karabey emmim ilk defa o zaman &[#]8220;Muzaffer&[#]8221; olmuş.
Ocağa da gitmiş.
Hatta emekli bile oldu.
Şimdi Akköy&[#]8217;ün nefis havasında emekliliğin tadını çıkarıyor.
Ama bir daha sipariş vermemişler.
[*] [*] [*]
Madenci; her gün ekmek için ölüme giden insan demek.
Zonguldak&[#]8217;ta helal paranın adı.
Alın teri, yüz akı.
[*] [*] [*]
Hepsi yürekli insanlar.
Vedalaşıp çıktılar. Yerin altına indiler.
Ve acı olay: Grizu patladı.
Dağ çöktü üzerlerine. Çıkamadılar.
Gelen haber kötüydü.
Allah rahmet eylesin.
Allah sabır versin.