Zonguldak, öyle mübarek bir şehir ki...
Hiç kötü insan yok!
Sorsanız, herkes sorgusuz-sualsiz cennete gidecek sanırsınız!
Siyasetçisi öyle...
Bürokratı öyle...
Gazetecisi öyle...
İşadamı öyle...
Belediye başkanı öyle...
Mesela, Zonguldak’ta hiç hırsız yok!
Herkes ihtiyacı kadarını alır!
İhtiyacı kadarını alan, kendini hırsız saymıyor!
Biraz fazlasını alan ise, “Ben çalıyorum ama Zonguldak’a yatırıyorum” diye yırtıyor!
Çaldıkları paralarla Zonguldak’ta önüne geleni yatırıyorlar!
Bizim tefeciler de cennetlik!
Kendilerine sorsanız, ekonomik sıkıntıya düşmüş kişilere yardımcı oluyorlar!
“Siz, bizden para istemeseniz, biz size niye para verelim?” diyerek olayı meşrulaştırıyorlar!
O yüzden bizim tefecilerimiz bile cennete gideceğini düşünüyor!
Mesela, bizim öyle valilerimiz oldu ki...
5 milyona yakın kağıt üzerinde proje çizdirip, hiçbir şey yapmadan gittiler!
Proje mi yaptılar, bizi mi yaptılar, anlayamadık!
Arkalarından ağladık!
Bizim çok iyi hekimlerimiz var!
Ama bir de bizi hep öpen hekimlerimiz var!
Muayene oldun, yetmedi!
İşlem yaptın, yetmedi!
Kontrol yapar, para alır; hastaneye yatırır, para alır!
"Refakatçi" dersin, para alır!
Hepsi cennetlik!
Gazetecileri sorarsanız, hepsi cennetlik!
Bir tek biz kötüyüz!
Bizim öyle nitelikli dolandırıcılarımız var ki...
Bunlar milletvekillerini bile dolandırdılar!
Bizim öyle milletvekillerimiz var ki...
Oy veren milleti dolandırdılar!
Bizim öyle niteliksiz dolandırıcılarımız var ki...
Bu niteliksiz halleriyle niteliksiz milletvekillerini dolandırdılar!
O niteliksiz milletvekilleri de, Zonguldak halkını dolandırdı!
Biz de bu yazıyı dolandırdık!
Ama bu yazıda, TTK Memurlar Derneği Lokali olmazsa, olur mu?
Olmaz...
TTK Memurlar Derneği Lokali, imar kirliliğine neden oldu!
İşletmecisi hapis yattı!
Ama kaçak yaptığı yerler yıkılmadı!
Neden?
Çünkü işletmeci, “Ne güzel yaptım! Hapis de yattım! Niye yıkıyorsunuz?” diyor!
Devlet de seyrediyor!
Burayı yapan cennete gider mi, bilmiyoruz ama...
Yıkan, kesin cennete gider!

Kamu kurumuna kadın attılar!

İçinden çay geçen ilçelerimizden birinde, bir resmi kurumdaki iki personel, çalıştıkları kuruma genç bir kadın atmışlar!
"Kadın" dediğimize bakmayın!
Resmi binaya alıp halvet oldukları kadın, 20-22 yaşlarında!
Olay patlayınca, iki genç kamu personeli, birbirinden uzak iki ayrı ilçeye gönderilmiş!
Hani "bir araya gelip bir şey yapamasınlar" diye!
Bu kamu çalışanları, birebir yapamıyorlar galiba!
Hep birlikte yapıyorlarmış!
Yakalanmasalar, yine devam edeceklermiş!
Ama yakalanmışlar!
Allah’tan yakalanmışlar!
Bu kamu çalışanları, mülakatla işe alınmıyorlar mı?
O kadar kameranın olduğu binaya kadın atmak, ne demek?
Böyle düşük zeka seviyesindeki kişilerin kamu kurumunda ne işi var?
Biz de burada "liyakat" deyip duruyoruz!
Al sana liyakat!