Zonguldak kent merkezinde, belediyeye devredilen karayolu üzerindeki üst geçidi, Karayolları Bölge Müdürlüğü yapacak, asansörün bakımını ise belediye üstlenmeyecekse ortaya bir devlet krizi çıkmalı!

Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, hala Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’den umutlu!

Ama diyor ki; “Zonguldak Belediyesi işletmez ise, Zonguldak İl Özel İdaresi işletir.”

Böyle bir durumda Zonguldak Belediyesi’ne kayyum atanması gerekir!

Allah aşkına, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, göreve geldiği günden bu yana ne yaptı?

Önceki Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, Sahil Projesi’ni TOKİ’ye yaptırmasaydı, Tahsin Erdem nereye neyi açacaktı!

Orta Kapuz-Tersane kaçak!

Merkez Balık Pazarı kaçak!

Liman Arkası SİT alanı içinde!

Ekmek Büfeleri kaçak!

Dikili bir ağacı yok!

Ortalıkta boş boş gezen bir oğlu var!

Belediyeye girene bile karışan bir eşi!

Belediyenin personel ihtiyacı olmayan birimlerine aldığı 120 kişi var!

Ortalıkta ‘para yok’ diye ağlayan bir belediye başkanı var!

‘Höt’ deyince Adliyeye koşan!

‘Pırt’ deyince Mustafa Özdemir’e kaçan!

‘Şerefe’ deyince Akın Kavi’ye inen bir belediye başkanı!

CHP’nin iş bulma kurumuna dönmüş bir Zonguldak Belediyesi!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dediği gibi!

Milletvekili Trabzonlu!

Belediye Başkanı Trabzonlu!

İl Başkanı Trabzonlu!

Merkez İlçe Başkanı Trabzonlu!

Zonguldak Belediyesi’ne kayyum atanmalı!

Kayyum Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu olmamalı!

Bir Zonguldaklı olmalı!

Devrim Dural, kimliğini kaybetti

CHP Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e yönelik eleştirilerine “Sizlerin şahsi siyasi hedefleri doğrultusunda her ne olursa olsun gündeme gelme çabanız ‘kabak tadı’ vermiştir” şeklinde bir yanıt verdi!

CHP İl Kongresi öncesinde nüfus kâğıdını Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e kaptıran Devrim Dural’ın bu çıkışları komik duruyor! Devrim Dural, siyasi hedefleri doğrultusunda kimliğini Tahsin Erdem’e teslim etmiş biri olarak Mustafa Çağlayan’ı nasıl eleştiriyor?

Mustafa Çağlayan, yerel sorunları gündeme getirirken, Devrim Dural genel sorunları Çağlayan’a soruyor!

Sorunları çözmek için yatırım yapması gereken Zonguldak Belediyesi, 1.5 yılda 120 personel aldı!

120 personelin aylık maliyeti 15 milyon lirayı, yıllık maliyeti ise 180 milyon lirayı buluyor!

Devrim Dural, Tahsin Erdem’in eşinin arkadaşlarının çocukları, çocuklarının arkadaşları, CHP gençlik kolları ve delege ağalarının çocuklarından oluşan 120 kişilik yeni istihdam nedeniyle 1 metre asfalt dökemeyen, iki tuğlayı üst üste koyamayan Zonguldak Belediyesi’ni nasıl savunuyor?

Bu arada Pusula’nın internet sitesine gelen yorumlara bakın:

“Tahsin Erdem, acil Devrim Dural ile beraber Deniz Yavuzyılmaz ve Özgür Özel'i arayın. Bize ait olan yolu Zonguldak İl Özel İdaresi asfaltlıyor. Bizi çok kötü silkeliyorlar deyin.”

“Devrim Dural, ben de sana bir soru sorayım. Belediyeyi kazanmadan önce Zonguldak’ta çöp sorunu duymuyorduk. Belediye Başkanlığı’nı kazandınız 120 civarında belediyeye personel aldınız. Zonguldak çöpten geçilmiyor. Sahi aldığınız bu adamlar ne iş yapıyor?”

Mükellefiyet dönemleri

Zonguldak’ın Çağlı Köyü Çayırcık Mahallesi’nde yaşayan 92 yaşındaki Meryem Zararcı, 10 yaşından bu yana gördüğü zorlukları editörümüz Duygu Elma Özfidan’a anlatıyor!

Gazi Mustafa Kemal Atatürk öldüğünde köyde hüngür hüngür ağladıklarını anlatan 92 yaşındaki Meryem Zararcı’ya tek parti döneminde yaşanan açlık ve yokluğu dile getirdiği için kızıyorlar!

1933 yılında doğan bir kadına, “CHP iktidar olmadı ki! Yalan söylüyorsun” diyorlar!

Yaşlı bir kadının anılarından bile siyasi anlam çıkartıyorlar!

2. Dünya Savaşı hazırlıkları nedeniyle ülkede yaşanan açlık ve yokluğu anlatıyorlar!

Oysa Zonguldak’ta sadece bu dramlar yaşanmadı!

Bir de insanlık suçu olarak sayılabilecek Mükellefiyet dönemi yaşandı!

Hem de iki kez!

Gariban Zonguldak köylüsü, jandarmanın zoruyla bağından, bahçesinden, tarlasından toplandı, maden ocaklarına sokuldu!

İnsanlık dışı şartlarda, insanlık dışı ücretlerle, yarı aç, yarı tok çalıştırıldı!

Ve yine tek parti, yani CHP döneminde!

O zaman Zonguldak insanının üstünde tepinenler, bugün yine Zonguldak insanının üstünde tepiniyorlar!

Zonguldak’ın kötü günlerinde ezilen Zonguldak insanı, iyi günlerinde yine eziliyor!

Siyasete bakın!

Bürokrasiye bakın!

Zonguldak Belediyesi’ne işe alınanlara bakın!

Ne demek istediğimi anlarsınız!

CHP’ye cemre düştü!

Cemre genelde her yıl aynı tarihlerde düşer. Bu tarihler miladi takvime göre sabittir. Çoğunlukla Şubat ayının ikinci yarısından Mart ayının başına kadar olan dönemi kapsar. Üç cemre de yedişer gün aralıklarla düşer. Cemrenin düştüğü tarihler şöyle ifade edilebilir!

Birinci Cemre: 19 ile 20 Şubat tarihlerinde havaya düşer. Bu tarihten itibaren hava sıcaklıklarında belirgin bir artış hissedilmeye başlanır.

İkinci Cemre: 26 ile 27 Şubat tarihlerinde suya düşer. Akarsular, göller ve diğer su kaynaklarında buzlar çözülür. Aynı zamanda su sıcaklığı da artış gösterir.

Üçüncü Cemre: 5 ile 6 Mart arasındaki tarihlerde toprağa düşer. Bu aşamadan sonra toprak ısınmaya başlar. Doğa canlanırken bitkiler filiz verir.

Zonguldak’ta CHP’ye de bir cemre düşmüş!

Birinci cemre, il yönetiminde bir gence düşmüş!

İkinci cemre, başka bir yöneticisine düşmüş!

Üçüncü cemre, ise başkanın oğluna düşmüş!

Gerçek cemre üçüncüde toprağa düşer!

İnşallah başkanın oğlu çamura dönmez!

Bizim cemrenin düşmesi için belli bir tarih yok!

Yedişer gün ara da yok

Pat deyince düşüyor!

Hop deyince kalkıyor!

Cemre ikinci kez düşünce, birincisini il yönetiminden göndermişler!

Çocuk kendini bile savunamamış!

Bakalım ikinciyi ne zaman gönderecekler?

CHP’de herkes “Cemre düşse” diye dua ediyor!

Kıssadan Hisse: Bedava peynir

Adamın biri bir hayvanat bahçesi inşa etti ve giriş ücretini 300 lira yaptı.

Bir kaç gün bekledi kimse gelmedi.

Sonra giriş ücretini 200 lira yaptı yine kimse gelmedi.

Nihayet giriş ücretini 10 liraya kadar düşürdü ama kimse gelmedi.

Bu defa girişi bedava yaptı.

Bir gün içinde hayvanat bahçesi ziyaretçi akınına uğradı.

Adam herkes içeride iken sessizce kapıları kilitledi ve aslanları serbest bıraktı.

Çıkış kapısına da çıkış ücreti 500 lira yazdı.

Herkes mecburen parayı ödeyip çıkmak zorunda kaldı.

Karşınıza çıkacak ucuz veya ücretsiz tekliflere dikkat edin; Bedava ise muhtemelen ürün sizsinizdir...

Bir Rus Atasözü şöyle der;

"Bedava peynir sadece fare kapanında olur."