Zonguldak Demokrasi Platformu Üyeleri, 'Geçinemiyoruz, sefalete teslim olmayacağız, hakkımızı istiyoruz' diyerek yürüyüş yaptılar.
Kötü hava koşullarına rağmen İstasyon Caddesi'nden Madenci Anıtı'na kadar yürüyen Zonguldak Demokrasi Platformu Üyeleri’nin sayıca az oluşu, kentteki yoksul sayısının ne kadar az olduğunu gösterdi!
Zonguldak Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan yardım alan Romanlardan daha az sayıdaki Zonguldak Demokrasi Platformu Üyeleri, basın açıklamasının ardından Maden Mühendisleri Odası’nda dinlenmeye çekildi.
Soğuk havada üşüdüler, yoruldular, acıktılar!
Odanın lokalinde bir şeyler yiyip, içtiler!
Hükümeti biraz daha eleştirdiler!
Sonra çakır keyif kafa ile yoksul yoksul evlerine gittiler!
İnsan üzülüyor tabii!
Allah yardımcıları olsun!
Napolyon Erdem
Zonguldak Belediyesi Özel Halk Otobüsleri önümüzdeki günlerde sefere çıkıyor!
Ama öyle her mahalleye değil!
Otobüsler, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin hurdaya çıkardığı kilometresi 1.5 milyona yakın otobüsler!
Bunlar düz yolda gider!
O nedenle hemen AVM hattına konulacak!
Site-Gümüşhane, İnağzı-Yenimahalle Rüzgarlımeşe hatlarında otobüs olacak!
Zaten hepi topu 4 otobüs var!
Mantık şu!
Para ve oy kazanacağımız yerlere otobüs koyalım!
Gerisi Allah kerim!
Hesap uzmanı Belediye Başkanımız var!
O nedenle gördüğü her yeri ücretli otopark yaptı!
Acil Servisin önünü bile!
Tarihin en sıradışı liderlerinden Korsikalı Napolyon Bonapart, savaşı kazanmak için 3 şey lazım demiş ve saymış: Para, para, para.
Tahsin Erdem de Napolyon gibi!
Aday oldu, ‘Bende para yok’ dedi!
Seçildi, ‘Belediyede para yok’ dedi!
Üst geçit dediler, ‘Para yok’ dedi!
Asansör dediler, ‘Para yok’ dedi!
Ama Melek Mosso’ya para var!
Bal tutan parmağını yalar!
Son günlerde bir bal haberi dönüyor Zonguldak basınında!
Biz haberi kullanmamaya özen gösteriyoruz!
Şahsen bir malın, bir ürünün ne kadar çok reklamı çıkıyorsa o işin cılkı çıkıyor!
Mesela bir iş insanı çıkıyor!
Ürettiği maldan çok kendisini öne çıkartıyor!
Zannedersin ki fabrikada bu iş insanı üretiliyor!
Bir süre sonra gerçeği görüyoruz!
Ucuz iş gücü için memlekete gel!
Bedavadan ucuza arsa kapat!
Oradan elde ettiğin kârla piar yap!
Sonra siyasete gir!
Sonra daha ucuz iş gücü bul!
Zonguldak’ı kendine mahkum et!
Bu işler böyle!
Bal tutan parmağını yalıyor!
Baldan girdik, peteğe geldik!
Biz, çok reklamı yapılan maldan da, insandan da uzak durmaya çalışıyoruz!
Bu karakterler kentini değil, kendini düşünürler!
Gündüz Latin alfabesi kullanırlar, gece Arap alfabesine geçerler!
Büyük düşündüklerini söylerler!
Ama hep küçük düşünürler!
Onun için herkes kendi parmağındaki balı yalasın!
Bal bulamayan kestane balının diyarı Gökçebey’e uzansın!
Kıssadan Hisse: Bilge Kadın
Dağlarda gezen bir bilge kadın, nehirde değerli bir taş bulmuş.
Ertesi gün kendisi gibi bir seyyahla karşılaşmış. Ama seyyahın karnı açmış.
Bilge kadın torbasını çıkarmış ve yemeğini onunla paylaşmış. Aç seyyah, bilge kadının torbasındaki değerli taşı görmüş ve taşı çok beğendiğini söyleyip onu kendisine vermesini istemiş. Bilge kadın hiç tereddüt etmeden taşı ona vermiş.
Seyyah karşısına çıkan bu şansa çok sevinip, bilge kadının yanından ayrılmış. Taşın, yaşamının geri kalan kısmını güvence altına alacak kadar değerli bir taş olduğunu biliyormuş.
Fakat bundan uzun yıllar sonra seyyah, uzun uğraşların sonunda bulduğu bilge kadının karşısına yeniden çıkmış.
Seyyah, bilge kadına, “Senden bu taşı değil, bundan daha değerli bir şeyi istiyorum. Bana onu verebilir misin?” demiş.
Bilge kadın, seyyahın kendisinden ne istediğini sorunca, seyyah yanıtlamış : “Bu taşı bana vermeni sağlayan şeyi.”
Günün Şiiri: Yorulursun
Yorulmam deme gönül, mutlaka yorulursun
. Ortada seyrederken kenara savrulursun
. Zamanın tenceresi, penceresi çok farklı
. Temmuz’da buz tutarsın, Ocak’ta kavrulursun.
Abdurrahim Karakoç
Günün Fıkrası: Bir öküz uğruna
Oğlunun okuması için çiftliğindeki bütün inekleri satan bir köylü, onun bir şey öğrenemediğini görünce:
-‘Ne bahtsız adammışım’ diye söylenmiş. ‘Bir öküz uğruna ne inekler feda ettim!’