Zonguldak Belediyesi’nde olan bitenleri Pusula’dan okuyoruz!
Okuyoruz diyorum, çünkü bazı haberleri ben yapıyorum!
Bazı haberleri arkadaşlarım yapıyor!
Tahsin Erdem seçimden önce ne dediyse tersini yapıyor!
Bir kere mali müşavir olduğundan bahisle, hesap uzmanı olduğunu söylemişti!
Şu ana kadar kamuoyuna hiç hesap vermedi!
Belediyenin gelirini, giderini açıklamadı!
Zonguldak Belediyesi’nin borcu 2 yılda ne kadar arttı?
Personel gideri, toplam giderin ne kadarı oldu?
Kimse bu rakamları bilmiyor!
Tahsin Erdem de bilmiyor!
Bilse böyle davranır mı?
120 personel almış!
30 daha alır mı?
Cankurtaranları deniz sezonu bitince daireye alır mı?
Diyorlar ki, boşa çıkan personel, eleştirel haber ve yorum yapanlara yorum yağdırıyor!
Sosyal medyada sahte isimlerle trollük yapıyor!
Hatta trollük yapanlara mesai veriliyor!
Tahsin Erdem’in oğluna arkadaşlık yaptığı, yanında gezdiği için mesai alanlar olduğu iddia ediliyor!
Gerçekten çok yazık!
Zonguldak, böyle vasıfsız, vizyonsuz, başarısız ve korkak bir Belediye Başkanı tarafından yönetilmemişti!
Zonguldak Belediye Başkanlarının eşleri ve çocukları belediye ile anılmamıştı!
Hiç biri belediye işlerine Erdem ailesi kadar burunlarını sokmamıştı!
Ne oldum delisi oldular!
Yeni yılda Erdem ailesini daha aklı başında görmeyi diliyoruz!
Belediye hurda da olsa otobüs sahibi oldu!
Tahsin Erdem sözünü tutmalı!
Dolmuşla işe gidip gelme sözü vermişti!
Dolmuş parası vermemek için sözünü tutmadı!
Belediye otobüsüne bedava binebilir!
Ailece çarşıya otobüsle inerler!
Belediyeye yük olmaktan vazgeçerler!
Emirhan Erdem’i Zonguldak Valiliği altında Harun Akın’ın sahibi olduğu otoparka değnekçi olarak koyabilirler!
Hem hesap kitap biliyor!
Belki kasaya da oturtabilirler!

Yorulursun!

Aslında çok şey yazmak istiyorum!
Ama yorgunum!
Üstad Abdurrahim Karakoç’un “Yorulursun” adlı şiirinde dediği gibi!
“Yorulmam deme gönül, mutlaka yorulursun
. Ortada seyrederken kenara savrulursun. 
Zamanın tenceresi, penceresi çok farklı
. Temmuz’da buz tutarsın, Ocak’ta kavrulursun”
Çok şükür sağlığımız yerinde, çocuklar işinde gücünde!
Biz de onların peşindeyiz!
Sadece yorgunuz!
Ülke yorgun!
Biz nasıl yorgun olmayalım!

Kıssadan Hisse; Çivi

"Babası oğluna bir torba çivi verir ve ona kontrolünü, sabrını her kaybettiğinde ceviz sandığının üzerine bir çivi çakmasını söyler.
Birinci gün çocuk tam 37 çivi çakar. Haftalar ilerledikçe çocuk kendini kontrol etmeyi öğrenir ve daha az çivi çakmaya başlar. Nitekim haftalar ilerledikçe, kendini kontrol etmesinin sandığa çivi çakmasından daha kolay olduğunun farkına varır.

Her çivi çakılmadığı günün sonunda durumu babasına bildirir.

Bu defa baba oğluna, kendini kontrol ettiği her günün sonunda sandıktan bir çivi sökmesini ister.

Haftalar geçer, çocuk, hem sabır hem de kendini kontrol etmenin idrakiyle, tüm çivileri sökmüş olur ve babasını çağırır.

Babası çocuğun elinden tutar ve sandığın yanına götürüp ona şöyle der:

- Bak oğlum, çok çalıştın ve artık kendini kontrol ederek sandığın üzerinde delik açmamayı öğrendin!...

Ancak, sandığın üzerindeki deliklere bir bak! Hiçbir zaman o delikler kapanmayacak ve eskisi gibi olmayacaklar.

Her sabırsızlığın, duygusal tepkimen karşındaki kişinin yufka yüreğinde böyle onulmaz yaralar oluşturur. Ne kadar özür dilersen dile, o yara daima orada duracaktır. Sözlü bir saldırı da en az fiziksel bir saldırı kadar yara verir!

Oysa arkadaşlarımız bizim için mutluluktur, bizi güldürürler, başarı için cesaretlendirirler, bize dikkatli bir kulak sunarlar ve kalplerini bize açmaya her zaman hazırdırlar."

Günün Fıkrası: İdrar tahlili

Temel hastaneye gider. Girişte birinin ağladığını görür.
 Yaklaşır ve sorar:

-"Hayrola hemşehrim? Neden ağlıyorsun?"
 Adam:


-"Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler."
Der demez bu sefer de Temel hüngür hüngür aglamaya başlar.
Ne olduğunu anlayamayan adam Temel'e sorar:


- "Hayırdır hemşehrim. Sen niye ağlamaya başladın şimdi?"
 Temel cevap verir:


- "Ben idrar tahlili yaptırmaya geldim."