Seçim dediğiniz olay,
Kısa vadede,
İnsanları manipüle edip,
Sandıktan galip gelme meselesinden başka bir şey değil.
İnsanları manipüle değil,
İkna edip,
Uzun soluklu yapanlara ise,
Büyük siyasetçi diyoruz.
Haliyle,
Seçim kampanyaları da,
İkna edici olmuyor.
Bazı vatandaşlar ikna olmuş gibi davranıyor.
Kimi korkuyor.
Kimi siniyor.
Herkesin bir hesabı var.
Öte yandan,
Zonguldak,
Çok önemsiz bir şehir olmalı ki,
Aday adaylarına bakıyorum,
Gerçekten çok vasıfsız insanlar var.
Medeni cesaretlerini kutlarım.
Ona laf yok.
Ama,
Bakıyorum da,
Zonguldak’ın geleceği adına,
Makamlara talip olanlar,
Number one değil!
Bir başka ilginç olan ise,
Şehirde aday adayı veya aday olanlar,
Meslekleri ile ön plana çıkmaya çalışıyor.
Geçen dönem,
Şenol Şana için ‘Beleidyeyi en iyi mühendis yönetir’ diyenler,
Şimdi, ‘Bu şehri bir maliyeci yönetmeli’ diyor.
Başka bir tanesi mimar diyor.
Bir başka doktor diyor.
Zonguldak’ın reçetesi doktordaymış.
Bir tanesi çıkıyor müteaahit başkan olsun diyor.
Neden?
Yap sattan anlarmış.
Bir tanesi belediye meclis üyesiymiş.
En iyi o bilirmiş.
Herkes,
Zonguldak Belediyesi uzmanı mübarek.
Bu dönemin en doğru kararını,
Eski başkan Muharrem Akdemir verdi.
Allah’tan,
Bu şehri,
Bir öğretmen yönetmeli demedi.
Yoksa müfredata,
Ezbere dayalı bir yönetim olurdu.
CHP’nin Genel Başkanı Bülent Ecevit’in,
İsmet İnönü’den aldığı kongreyi düşünelim.
Ecevit gazeteciydi.
Beceriksiz miydi?
Bir gazeteci CHP’yi yönetemez miydi?
Yönetti.
Velhasıl,
Meslek ile alakalı değil belediye.
Bir tuvalet işletmecisi çıksa,
‘Belediyeyi en iyi ben yönetirim’ dese,
Adama gülersiniz.
Ama adam,
En azından kanalizasyonu biliyor.
Hijyeni biliyor.
Mimar da lazım.
Mühendiste lazım.
Doktor da lazım.
Gazeteci de lazım.
Muhasebeci de lazım.
Tuvaletçi de lazım.
Çünkü bunlar ekip işi.
Ben bir aday adayından,
Erken dönemde,
Ekip tanıtmasını isterdim.
Ekonomiyi şunla,
Alt yapıyı bunla,
Üst yapıyı bunla,
Fen işlerini şunla,
Falan olsa,
Fark yaratırdı.
Olmadı…