Hep ben haklıyım! En havalı benim!
Ben ne dersem en doğrusu odur!
En dürüst benim!
Bunlardan bir halt olmaz!
Emeklerim zehir zıkkım olsun!
Ben olmasan açlıktan ölürler!
Bu memlekete yaptığım hizmeti kimse yapmadı! Ben olmasam Zonguldak bugün hepten gitmişti!
Ben olmasam TTK çoktan kapatılmıştı!
Memleketini benden daha fazla seven var mı?
Bu bencilliklern sonu gelmeyecek mi?
İş eleştirmeye gelince topu genelde biz gazetecilere atarlar.
Gazetecilerin olaylara tek taraflı baktığı yönündeki genel görüş her ne kadar hakim olsa da işin içinde her zaman gizli bir haksızlıkta vardır.
Oysaki gazeteciliğin özünde muhaliflik vardır.
Eksikleri görüp paylaşmak ve anlatmak bizim işimiz.
O nedenle de kolay hedefe konuluruz.
Adımız dokuza çıktığından ne kadar doğru olmaya çalışsak da yaranamayız.
Bireysel hatalar da camiaya yapıştırılıverir.
Ama asli işinin hakkını vermeyip konuşan bürokrat ve siyasileri de görmeyiz
Sokakta ki Mehmet Amca işine nasıl geliyorsa öyle konuşur.
Kuyrukta ki emekli Mustafa Amca&8217;da öyle.
İşsiz arkadaş Hakan&8217;da konuşur.
Vatandaş bireysel sorunlarından yola çıkarak eleştiri ve tepki hakkını bulduğu her ortamda dile getirir.
Vatandaş haklıdır.
Çünkü onun derdi daha iyi yaşamak.
Şükür ederken ezilen, mağdur edilen biri olmamak.
Yoksa bu eziklik alışkanlık yapar.
Bu yüzden vatandaş konuşmak zorunda.
Eleştirel medyanın ötesinde işi gazetecilerden çok daha ileriye götürenler pek ortalarda görünmezler.
Onlar yazmak zorunda olmadığından konuşarak işi çözmeye çalışırlar.
Dedikodu yaparlar.
Kim bunlar?
Kurum yöneticileri. Yerel yöneticiler.
Sivil Toplum Örgütleri&8217;ni yönetenler.
Yetki ve sorumluluk sahipleri.
Yani konuşmaktan öte çözüm üretmesi ve çözüme ortak olması gerekenlerin yaptıkları dedikodular, eleştiriler biz gazetecilerin getirdikleri eleştirilerden çok öte olabiliyor.
Manzara acı. Bunların bir çoğu dedikodular üzerinden geçiniyor.
Konu bulamadıklarında kendi dedikodularını piyasaya sürüp kendileri inanıyorlar.
Yetki ve makamlarını lüzumsuz işlere harcıyorlar.
Sıradan vatandaş gibi eleştirmekten öte geçemeyenler oluyor.
Kolektif üretim anlayışının yaygın olması gereken yerlerde başta anlattığım gibi &8216;Ben&8217; merkezli düşüncelerden kurtulamamış bir zihniyet hakim.
Bunu hepimiz biliyor, görüyor ama tepkisiz kalıyoruz.
Tüm kurum ve makam sahiplerinin kendi görev alanlarıyla ilgili eleştirinin yanında mutlak bir çözüm alternatifi sunabilmeleri gerekiyor.
Toplum için üretmeden havasını atan, yaptığı cücük kadar işi büyük işmiş gibi anlatan, üretileni yalnızca kendisine mal edenlerden bu kente bir fayda gelmedi. Yine gelmeyecek.
Allahtan bu tipler gazeteci falan değil.
Yani öyle olsa gerçekten yandık demektir.
Hem bizlerin hem bu manzarayı görenlerin artık biraz daha dürüst olup bunları da dile getirmesi gerekiyor.
Çünkü Zonguldak Türkiye&8217;yi 20 yıl geriden takip ediyor.
Bu tabloya en az 20 tane örnek verebilirim.
Ama bu 20 kişi yine anlamaz.
Çünkü kafalar böyle kalırsa bu takip aynı hızla devam edecek.
Yazının haklılığına dayanıp; &8220;Çok doğru&8221; diyorsanız o zaman bununla yetinmeyip vatandaşlık görevinizi yerine getirin.
Yoksa onlardan bir farkınız kalmaz.
Ben ne dersem en doğrusu odur!
En dürüst benim!
Bunlardan bir halt olmaz!
Emeklerim zehir zıkkım olsun!
Ben olmasan açlıktan ölürler!
Bu memlekete yaptığım hizmeti kimse yapmadı! Ben olmasam Zonguldak bugün hepten gitmişti!
Ben olmasam TTK çoktan kapatılmıştı!
Memleketini benden daha fazla seven var mı?
Bu bencilliklern sonu gelmeyecek mi?
İş eleştirmeye gelince topu genelde biz gazetecilere atarlar.
Gazetecilerin olaylara tek taraflı baktığı yönündeki genel görüş her ne kadar hakim olsa da işin içinde her zaman gizli bir haksızlıkta vardır.
Oysaki gazeteciliğin özünde muhaliflik vardır.
Eksikleri görüp paylaşmak ve anlatmak bizim işimiz.
O nedenle de kolay hedefe konuluruz.
Adımız dokuza çıktığından ne kadar doğru olmaya çalışsak da yaranamayız.
Bireysel hatalar da camiaya yapıştırılıverir.
Ama asli işinin hakkını vermeyip konuşan bürokrat ve siyasileri de görmeyiz
Sokakta ki Mehmet Amca işine nasıl geliyorsa öyle konuşur.
Kuyrukta ki emekli Mustafa Amca&8217;da öyle.
İşsiz arkadaş Hakan&8217;da konuşur.
Vatandaş bireysel sorunlarından yola çıkarak eleştiri ve tepki hakkını bulduğu her ortamda dile getirir.
Vatandaş haklıdır.
Çünkü onun derdi daha iyi yaşamak.
Şükür ederken ezilen, mağdur edilen biri olmamak.
Yoksa bu eziklik alışkanlık yapar.
Bu yüzden vatandaş konuşmak zorunda.
Eleştirel medyanın ötesinde işi gazetecilerden çok daha ileriye götürenler pek ortalarda görünmezler.
Onlar yazmak zorunda olmadığından konuşarak işi çözmeye çalışırlar.
Dedikodu yaparlar.
Kim bunlar?
Kurum yöneticileri. Yerel yöneticiler.
Sivil Toplum Örgütleri&8217;ni yönetenler.
Yetki ve sorumluluk sahipleri.
Yani konuşmaktan öte çözüm üretmesi ve çözüme ortak olması gerekenlerin yaptıkları dedikodular, eleştiriler biz gazetecilerin getirdikleri eleştirilerden çok öte olabiliyor.
Manzara acı. Bunların bir çoğu dedikodular üzerinden geçiniyor.
Konu bulamadıklarında kendi dedikodularını piyasaya sürüp kendileri inanıyorlar.
Yetki ve makamlarını lüzumsuz işlere harcıyorlar.
Sıradan vatandaş gibi eleştirmekten öte geçemeyenler oluyor.
Kolektif üretim anlayışının yaygın olması gereken yerlerde başta anlattığım gibi &8216;Ben&8217; merkezli düşüncelerden kurtulamamış bir zihniyet hakim.
Bunu hepimiz biliyor, görüyor ama tepkisiz kalıyoruz.
Tüm kurum ve makam sahiplerinin kendi görev alanlarıyla ilgili eleştirinin yanında mutlak bir çözüm alternatifi sunabilmeleri gerekiyor.
Toplum için üretmeden havasını atan, yaptığı cücük kadar işi büyük işmiş gibi anlatan, üretileni yalnızca kendisine mal edenlerden bu kente bir fayda gelmedi. Yine gelmeyecek.
Allahtan bu tipler gazeteci falan değil.
Yani öyle olsa gerçekten yandık demektir.
Hem bizlerin hem bu manzarayı görenlerin artık biraz daha dürüst olup bunları da dile getirmesi gerekiyor.
Çünkü Zonguldak Türkiye&8217;yi 20 yıl geriden takip ediyor.
Bu tabloya en az 20 tane örnek verebilirim.
Ama bu 20 kişi yine anlamaz.
Çünkü kafalar böyle kalırsa bu takip aynı hızla devam edecek.
Yazının haklılığına dayanıp; &8220;Çok doğru&8221; diyorsanız o zaman bununla yetinmeyip vatandaşlık görevinizi yerine getirin.
Yoksa onlardan bir farkınız kalmaz.
Kaymakçı açıklık getirdi
Maden Mühendisleri Odası Başkanı Erdoğan Kaymakçı dünkü yazımla ilgili açıklık getirdi.
TTK Karadon işletmesinde 30 işçinin yaşamını yitirmesinin ardından Bakanlık müfettişlerince yapılan incelemeye ilişkin değerlendirmesinin yanlış anlaşılmış olabileceğini belirten Kaymakçı özetle; &8220;Bizim gaz izleme istasyonundaki mühendisin hatasının tek nedenmiş gibi öne çıkarılmasına karşıyız. Yani oradaki arkadaşımız o sırada tuvalete gitmiş olabilir. Ancak buradaki sorun sistem sorunu. Yani gaz izleme istasyonu yardımcı görev yapar. Çalışma yönergesinde de böyle yazar. Oradaki mühendis zaten yerleri yanlış olan sensörlerin bulunduğu alandan geçen gaz oranını görebilir. Diğer yerleri göremez. Oraları görecek olan çalışanlardır. Herkes elbette cezasını çekmeli. Bizim böyle bir durumda hatası olanları tek taraflı korumak gibi bir düşüncemiz olamaz. Bende yanlış telaffuz etmiş olabilirim. Ama TTK&8217;nın hizmet alımı yoluna da hep birlikte karşı çıkmalıyız. TTK&8217;nın yapabileceği işlerde hizmet alımı yoluna gitmesi burada olduğu gibi seri hataları peş peşe getirip facialara neden olabiliyor. tekrarının olmaması için birlikte bir şeyler yapmalıyız&8221; dedi.
TTK Karadon işletmesinde 30 işçinin yaşamını yitirmesinin ardından Bakanlık müfettişlerince yapılan incelemeye ilişkin değerlendirmesinin yanlış anlaşılmış olabileceğini belirten Kaymakçı özetle; &8220;Bizim gaz izleme istasyonundaki mühendisin hatasının tek nedenmiş gibi öne çıkarılmasına karşıyız. Yani oradaki arkadaşımız o sırada tuvalete gitmiş olabilir. Ancak buradaki sorun sistem sorunu. Yani gaz izleme istasyonu yardımcı görev yapar. Çalışma yönergesinde de böyle yazar. Oradaki mühendis zaten yerleri yanlış olan sensörlerin bulunduğu alandan geçen gaz oranını görebilir. Diğer yerleri göremez. Oraları görecek olan çalışanlardır. Herkes elbette cezasını çekmeli. Bizim böyle bir durumda hatası olanları tek taraflı korumak gibi bir düşüncemiz olamaz. Bende yanlış telaffuz etmiş olabilirim. Ama TTK&8217;nın hizmet alımı yoluna da hep birlikte karşı çıkmalıyız. TTK&8217;nın yapabileceği işlerde hizmet alımı yoluna gitmesi burada olduğu gibi seri hataları peş peşe getirip facialara neden olabiliyor. tekrarının olmaması için birlikte bir şeyler yapmalıyız&8221; dedi.