Zonguldak,

Siyasal olarak tuhaf bir yerdir.

İdeoloji ile değil,

Çıkarlar ile şekillenen bir kent.

‘Solun kalesi’ yalanına sarılan,

Ancak bir türlü,

Solun gerçek değerlerine ulaşamayan bir şehir.

İşçi sınıfının,

Gökten indirilmiş gibi değerleri olduğu savunulurken,

İşçi sınıfının karanlık yüzünün konuşulamadığı bir kent.

Zonguldak solu,

İşte bu yüzden gariptir.

Değişime kapalıdır.

Statükocudur.

İlerici bir solculuğun emaresini asla göremezsiniz.

Devrimci olup,

Devrime karşı gelen bir grubu,

Ancak Zonguldak’ta görebilirsiniz.

Ve en ağzı bozuk gruptur.

Çünkü herkesten kendilerini yüksek gördükleri için,

Çok kolay aşağılama eğilimindedirler.

Zonguldak’ın devrimcileri,

Zonguldak’ta devrim olsun istemezler.

Kent adına bir kazanımda istemezler.

Fevkani Köprüsü yıkılacaktı.

Hatırlayınız!

Neler yaptılar neler!

Zonguldak sahili yenilenecek.

İlk yine bizim elit solcularımız itiraz etti.

Aynı solcularımız,

Dün,

Sahile dev ekran kurup,

Kafelerden beş bin lira para alarak,

‘Tü Kaka’ dedikleri sahilde maç izlediler.

Değişime kapalılar.

Ama değişime hemen uyuyorlar.

Zonguldak solu Konya’nın sağıdır.

Değişime kapalı ve statükocu…

* * * * * * * *

Kendini düşünerek açıklamalar yapan,

Kentini düşününce sus pus olan,

MHP İl Başkanı Mustafa Öztürk,

Bu yönde eleştirilerimizin ardından,

Zincirlerini kırmaya başladı.

Gün içinde,

TTK’nın özelleştirilmesi konusunda,

Tepki gösterdi.

MHP’den ilk tepkiyi gösteren Murat Kotra olmasaydı,

Onu da yapmayacaktı.

Dostlar alışverişte görsün edasıyla yapılan bir çıkış.

Ama olsun!

Bu da bir başlangıçtır.

Eleştirilerimizin üzerine,

Bir gelişmedir.

Olumlu karşılıyoruz.

Daha bana gelen eleştirilere bir cevap vereyim.

Arkadaşlar!

Ben MHP İl Başkanı Mustafa Öztürk’ü eleştirdim.

Ticaret erbabı,

Veya aile babası Mustafa Öztürk’ü değil.

MHP İl Başkanı eleştirilmeyecek diye,

Allah kelamı mı var?

İnsanlar istiyor ki,

Herkesin hoşuna gidecek şeyler yazalım.

Kimseyi kızdırmayalım.

Kimseye yanlışsın demeyelim.

Bunu yapan gazeteci arkadaşlar var.

Onların yaptığı işe biz ‘halkla İlişkiler’ diyoruz.

Biz gazetecilik yapıyoruz.

Tabi ki sinir uçlarına dokunacağız.

Tabi ki herkesin duymak istemeyeceği şeyler söyleyeceğiz.

Bizim ‘alkışlanma’ derdimiz yok.

Kimse bizi onaylasın da istemiyoruz.

Beğenmeyen okumaz olur biter.

Biz de haklı eleştirilerden nemalanıyoruz.

Yenileniyoruz.

Ama iş had bildirmeye gelirse,

Orada dur diyoruz.

Ben bir kasaba işini öğretemem.

Bir bakkala bir şey öğretemem.

Bir öğretmene,

Bir doktora işini öğretemem.

Kimse kusura bakmasın,

Kimseden de gazetecilik öğrenecek değiliz.

Herkes işini yapsın.

Dana eti satan bir kasaba,

Kuzu eti satmadığı için, “Sen ne biçim kasapsın” diyemem.

En fazla oradan alışveriş yapmam o kadar.

Bu minvalde gidersek,

CHP merkez İlçe Yöneticileri ve Belediye meclis üyesinin,

Rakı alemini haber yaptık.

Kızılca kıyamet koptu.

Bir partinin vitrini kimdir?

Seçilmişleridir.

Dikkat edeceksin kardeşim.

Sen canlı yayın açıp,

Rakı alemini gariban vatandaşın gözüne sokup,

Sonra açlık, emek mitingine davet edersen,

Bunu herkes eleştirir.

Bizim gözümüze sokup,

Biz bunu haber yapınca ise,

Gazeteci kötü oluyor.

Haydi ordan!

Onlar da yaptıkları hatanın farkında.

Ama geniş kitlelerce duyulmasından rahatsızlar.

Yoksa gazetecinin yazmasından değil.

Kurumsal logo altında,

Kurumsal rakı.

Altı ok altında,

Erdemli rakıcılık.