Zonguldak siyasetinde taşlar yerine oturuyor.

Kendini "ağır"dan satanların "çakıl" taşına dönüştüğü ortaya çıktı!

Kerameti kendinden menkul siyasetçiler "kırmızı kart" ile oyun dışında kaldı!

Cezaları biter mi?

Biterse, ne zaman biter?

Belli değil!

Belli olan bir şey varsa, Zonguldak’a bir "Abi" yükleniyor!

Daha doğrusu, Zonguldak’ta bir siyasetçiye "Abi"lik misyonu resmi olarak yükleniyor!

Büyüklerin, “Ne oldum değil, ne olacağım de” sözü bir kez daha gerçek oluyor!

Dikkatle izliyoruz!

Siz de bizi izleyin!

Cimrilik seviyesi...

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, işe gelirken dolmuşa biniyordu ya!

Acaba İl Emniyet Müdürlüğü’nün kendisine tahsis ettiği koruma ile birlikte yine dolmuşa biniyor mu?

Bence binmez!

Polis memurunun dolmuş parasını vermemek için binmez!

Bu satırları niye yazıyorum?

Yahu "tuvalet kağıdı çok harcanıyor" diye yedeğini koydurmayan bir belediyenin başkanı, koruma polisinin dolmuş parasını öder mi?

Tahsin Erdem’i "belediye başkanı" olmadan öncesinden tanıyorum!

Cimrilik seviyesinde tutumludur!

Kent Lokantası’nın menüsüne bakınca, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız!

Utanmasa, her gün sebze, çorba ikram edecek!

Bırak köfteyi, tavuğu...

Adam gibi et yedir insanlara!

Gerçi, neyi anlatıyoruz biz tuvalet kağıdının hesabını yapan adama!

Bakımları ihmal edilen belediye asansörü inşallah birinin canını yakmaz!

Avrupa’da gıda ucuz...

Bir hafta yurt dışında kalınca, fiyatları karşılaştırma imkanı bulduk.

Çok net bir şekilde gıda ucuz...

Temel ihtiyaç maddelerine erişim kolay.

Oradaki fiyatı buraya çevirmeden...

Oradaki asgari ücrete göre fiyatlar erişilebilir.

Mesela, etin kilosu gerçekten 10-12 Avro...

250-300 Avro’ya bir aylık gıda malzemesi alınabiliyor.

Yani maaşının yüze 10-15’iyle gıda işini çözebiliyorsun.

İsviçre’de, Fransa’da boş arsa bırakmamışlar.

Her yeri ekip-biçmişler.

Arazi düz...

Sulama imkanı var.

Yağış var.

Verim var.

Üstelik makine ve teknoloji de kullanılıyor.

Türkiye’de tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesi, küçülmesinin yanı sıra toplumun köyden kente göçü üretimi düşürüyor.

Bizim Devrek'in Bakırcılar Köyü’nde bile çocukluğumuzda ekilip-biçilen tarlalar orman oldu!

Gerisini siz düşünün işte!

Kıssadan Hisse: Kolsuz şampiyon...

Japonya’da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmesiyle bu hayali de yıkılan çocuğun babası, Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına giderek yardım istemiş.

Usta, ertesi günden itibaren tam on yıl boyunca çocuğa tek bir hareket öğretmiş ve her gün bu hareketi çalışmasını istemiş.

Çocuk, zaman zaman hocasının yanına gitmiş, “Bu hareketi öğrendim, başka hareket göstermeyecek misiniz?” diye sormuş.

Hocanın cevabı, “Sen  aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz” olmuş.

"2 yıl, 3 yıl, 5 yıl" derken, çocuk judodaki 10’uncu yılını doldurmuş. Bir gün hocası yanına gelip, “Hazır ol... Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın” demiş.

Delikanlı şaşırmış. Hem sol kolu yok hem de judoda bildiği tek hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş ama hocasına saygısından ses çıkarmamış. Delikanlı, ilk müsabakasına çıkmış.

Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. "İkinci, üçüncü maç, çeyrek final, yarı final" derken, final maçına çıkmış. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış. Rakibini yenmiş ve şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş, “Hocam, nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?” diye sormuş.

Hocası da, “Bak oğlum, 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir... İkincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin, senin sol kolundan tutması gerekir” demiş.

Hisse: Bazen farkına varmasak da eksik gördüğümüz taraflarımız, aynı zamanda en güçlü taraflarımız olabilir. Ama yeter ki, bu eksiklik zihinlerde olmasın. (Alıntı)