Zonguldak’tan biraz uzaklaşalım bugün…

Karabük’e gidelim.

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, geçtiğimiz aylarda Pusula TV’de “Artı-Eksi” programında konuğumuz olmuş, Karabük ile Zonguldak’ın farkını ortaya koymuştu.

Karabük için siyaset yapanlar ile Zonguldak için siyaset yaptığını söyleyenler arasındaki farkı ortaya koymuştu.

Demişti ki bir sözünde:
“Ben 6 yılda beş defa Ankara’ya gittim.

Ben Ankara’ya niye gideyim ki?

Biz belediye olarak ne gerekiyorsa yapıyoruz.

Mehmet Ali Şahin’i telefonla arıyorum, o da, sağ olsun, gerekenleri yapıyor.

Kendilerine de teşekkür ediyorum.”

[*] [*] [*] [*]

Devam etmişti…

Demişti ki:

“Karabük ile Zonguldak çok farklı. Zonguldak’tan çok değerli bürokratlar, bakanlar, meclis başkanları çıktı ki, Zonguldak’la Karabük şu an mukayese bile edilmemeli, konuşulmamalı bile.

Burada tek başına bir belediye ile hiçbir şey yapılamaz.

Mutlaka çok iyi destekleri olması lazım, daha evvel diğer partilerden de belediye başkanları oldu.

[*] [*] [*] [*]

Yalnız son belediye başkanı veya önceki belediye başkanları başarısızmış gibi gösterilmesinin bir anlamı yok.

Geniş açıdan baktığını zaman; bir Mehmet Ali Şahin faktörüne bakalım, bir de sizden çıkan bakanların faktörüne bakalım.

5 yıldan beri hala şu Zonguldak’ın girişindeki tünelden bu tarafa doğru dürüst gelemiyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Siyaset yapılacaksa, şimdi burada yapalım.

Meclis Başkanı bile çıkarttınız, bizim değerlerimiz daha farklı.

Bir Karabüklü olabilmek ya da Zonguldaklı olabilmek çok farklı bir şey...

Buradakiler ne yapsın, bir kere buradaki şehircilik açısından ve ya yaşam standartları açısından çok zor bir yer burası.

Yapılması gereken bir sürü işler var, buradaki çok büyük bir payın devlet tarafından yüklenmesi lazım.

Belediyeydi, şuydu, buydu içinden çıkamaz.”

[*] [*] [*] [*]

Bugünlerde Karabük’te farklı bir tartışma var.

Bu açıklamaları yapan Rafet Vergili ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Adayı Mehmet Ali Şahin polemik halinde…

Ama ne polemik!

Mehmet Ali Şahin, geçtiğimiz günlerde yapılan bir salon toplantısında cep telefonunu çıkardı ve Rafet Vergili’nin Pusula TV’deki sözlerini dinletti.

Ama asıl önemli olan Mehmet Ali Şahin’in neler anlattığı…

Verdiği mesajlar…

Şahin, Karabük Net Haber’e verdiği röportajda, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili’nin “İller Bankası’ndan Karabük Belediyesi’nin kredisi ile Devlet Demiryolları arazisinin kente kazandırılmasını engelledi” şeklindeki iddiaları yanıtlıyor.

[*] [*] [*] [*]

Diyor ki:

“Bir, bir buçuk sene önceki bir bayramlaşama da Rafet Bey dedi ki: ‘İller Bankası’ndan bir kredi talep ettim, İçişleri Bakanlığı’nın da bu kredi ile ilgili bir izin vermesi gerekiyor, Bakan Bey’e bir ricacı olur musunuz?’

O dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’di ve Ankara’ya döndüm, Muammer Bey’i aradım ve ‘Karabük Belediyesi’nin sizde İller Bankası ile ilgili bir dosyası varmış’ dedim ve bana, ‘Ben bir bakayım’ dedi.

Sonra bana döndü, ‘Şimdi onay verdim, kredileri çıkacak’ dedi.

Daha sonra yine Rafet Bey, yine bir kredi talebinde daha bulunduğunu ve yardımcı olmamı istedi.

İller Bankası Genel Müdürünü aradım, Genel Müdür bana, ‘Özellikle büyükşehir belediyeleri yasasından sonra birçok belde belediyeleri kapandı, onların borçlarını da İller Bankası olarak biz üstlenmek zorunda kaldık.

Bu sene bizim kredi verme konusunda ciddi bir sıkıntımız var.

O nedenle bu krediyi hemen veremeyeceğiz’ dedi.

Ben bu ikinci krediyi alıp almadıklarını bilmiyorum.

Almamış demek ve niçin alamadığını da İller Bankası’na sorması gerekir.

Kaldı ki, ardından beni aramadı. Beni arayıp söz konusu bu kredi ile ilgili yeniden bir teşebbüste bulunmamı isteseydi, ben yine konuyla ilgilenir ve kendisine dönerdim.

Rafet Bey, beni hiç aramıyor, fakat bir yerlerde hep konuşuyor, sadece beni eleştirmek için bunu bahane ediyor.

Ben niye Karabük Belediyesinin ihtiyaç duyduğu ve verilmesinde de yasal bir sakınca olmayan kredinin verilmemesi konusunda bir teşebbüste bulunayım?

[*] [*] [*] [*]

Rafet Bey’den şunu rica ediyorum…

Ben kime, ‘Bu krediyi vermeyin’ demişim, Rafet Bey’i Ankara’da misafir edeyim, beraber o söylediğimi kişinin yanına beraber gidelim.

Yine söylüyorum kime ‘krediyi vermeyin’ demişim, beraber gidelim, bakalım o kimmiş? Bu kadar iddialıyım.

[*] [*] [*] [*]

Geçtiğimiz gün aday tanıtım töreninde bir çağrıda bulundum.

Rafet Bey, bir talepte bulunuyor, ancak talebin arkasını getirmiyor.

Böyle önemli bir projenin hayata geçirilmesi için, önce kendiniz bir proje hazırlayacaksınız.

Bu projeyi ilgili Bakanlığa, ilgili Genel Müdürlüğe sunacaksınız, gideceksiniz onlarla görüşmeler yapacaksınız.

Şimdi ben Rafet kardeşimden rica ediyorum; siz, DDY’nin yük indirme-bindirme yeri ve oradaki araziler ile ilgili hangi projeyi hazırladınız, bu projenin içerisinde neler var, bu proje DDY’ye neler yüklüyor, hiç Ankara’ya bu proje için gittiniz mi?

Kiminle görüştünüz, hangi Genel Müdürle, hangi Genel Müdür Yardımcısı ile görüştünüz?

Bunlar size ‘hayır’ dediler de, niye bölge milletvekillerinin veya benim haberim olmadı?

[*] [*] [*] [*]

Şimdi Rafet Bey’in, tüm bu açıklamalarını sadece politik açıklamalar olarak değerlendiriyorum, o nedenle ciddiye almıyorum.

Rafet Bey ile şurada karşılaşsak, karşıdan geliyor olsa, bende gidiyor olsam; Rafet Bey’in ilk söyleyeceği şudur: ‘Selamünaleyküm ağabey, nasılsın, bir emrin var mı?’

Rafet Bey budur.

Rafet Bey, bana ‘ağabey’ diye hitap eder, ben de onu kardeş olarak görürüm.

Her gördüğü yerde aynı şeyi söyler: ‘Selamünaleyküm ağabey, nasılsın, bir emrin var mı?’

Ben Rafet Bey’i böyle bilirim, o söylediklerini tamamen politik amaçla söylenmiş olarak kabul ediyorum. Benim içim birdir, dışım birdir.

Beni Karabüklüler bilir, Ovacıklılar bilir, Eflanililer bilir, Eskipazarlılar, Safranbolular ve Yeniceliler böyle bilir. Ben sadece Karabük’e hizmet etmek için, Karabüklü hemşehrilerime yardımcı olmak için, Karabük Milletvekili olmadan öncede hep ilgilenmişimdir.

İstanbul Milletvekiliyken de, Antalya Milletvekiliyken de Karabük’ün her sorunu ile yakinen ilgilenmişimdir.

[*] [*] [*] [*]

Ben Rafet Bey’i kardeşim olarak görüyorum, o da bana ‘ağabey’ der, ben bana ‘ağabey’ diyen bir kişiyi üzecek hiçbir ifadede bulunmam.

Bana ne söylerse söylesin.

Şimdi karşılaşsak, ‘Naber Rafet kardeşim, ne var, ne yok’ derim, o da bana, ‘Ağbey ne var, ne yok, bir emrin var mı?’ diyecektir, eminim.

Dolayısıyla halk ikimizi de tanıyor, o söylenenlerin tamamı siyasi amaçla, politik amaçla söylenen sözlerdir.

Alınmıyorum onlardan dolayı, ben ciddiye almıyorum, halkında ciddiye alacağı kanaatinde değilim.

[*] [*] [*] [*]

Araç Çayı üzerine rekreasyon alanı yapılacaktı, bu önemli bir proje, Mehmet Ceylan Bey’inde böyle bir projesi vardı, ben bu projeden heyecan duymuştum.

Sandallarla gezilecek, dere kenarında çay bahçeleri olacak.

Rafet Bey, projeyi yapsın, ben Ankara’dan, merkezi hükümetten ne alınacaksa, alayım, birlikte yapalım bunu. İkimizin de amacı Karabük’e hizmet etmek değil mi?

Sen Belediye Başkanısın, ben de inşallah halkımız layık görürse milletvekili olacağım, inşallah AK Parti tekrar tek başına iktidara gelecek, öyle umut ediyoruz, halkımız karar verecek.

Karabük’e 2019 yılına kadar bu projeleri birlikte gerçekleştirelim, niye kavga ediyoruz, kavga ederek nereye varacağız, Karabük’ün hangi sorunlarını çözeceğiz, Allah aşkına…

O nedenle Rafet Bey ne söylerse, söylesin cevap vermeyeceğim, çünkü siyasi nedenlerle, politik nedenlerle söylediğini biliyorum, o bana ‘ağabey’ der, ben de ona ‘kardeşim’ diyorum.

Kendisi bir atakta bulunmazsa, bir çağrıda bulunmazsa bana, ben de belediyeye gideceğim seçimlerden sonra, evet gideceğimi söylüyorum. ‘Rafet şunları hazırladın mı kardeşim, hadi beraber yapıyoruz’ diyeceğim.

Her halde beni belediyeden kovacak hali yok.”

[*] [*] [*] [*]

Her ne kadar tatlı bir polemik olsa da farkı görüyor musunuz?

Bizde böyle mi?

Fark burada…

Bu anlayış, bu mantık; siyasetçilerin, milletvekili adayların en önemli vaadi olmalı…

Ne yazık ki, bu söylemi şu ana kadar en net dile getiren tek isim Zeki Çakan...

Her adayın bu konuda söz vermesi gerekir.