Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) Kanunu ile emekliliği hakeden ve aynı işyerinde çalışmaya devam edenlerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primi, Hazine tarafından karşılanıyordu. Yüzde 5’lik bu destek kalktı!
Zonguldak Belediyesi, bunu fırsat bilip hemen liste yaptı!
Zonguldak Belediyesi’nde bu durumda olan 160’a yakın personel var!
Son bir yılda işe alınan 50-60 kadar daha personel var!
Onların da listesi çıkarıldı!
Zonguldak Belediyesi’nden yaklaşık 200 kişi işten çıkartılacak!
Ancak bu iş, o kadar kolay olmayacak!
İşten çıkartılanlara tazminat ödenmesi gerekiyor!
Tahsin Erdem, bu parayı bulmak için borçlanma yetkisi alabilir!
Parayı bulursa, 200 kişiyi emekli edebilir!
Ama asıl sorun ondan sonra başlıyor!
Seçim döneminde o kadar çok iş sözü verildi ki!
Ekonomik zorluklar ve tasarruf tedbirleri bahane edilerek, bu talepler savuşturuluyordu!
Ancak ayrılanın yerine personel alınacak olması, beklentileri artırdı!
200 kişi çıkardın!
200 kişi aldın!
Nerede tasarruf?
Mesele, tasarruf değil!
Partiliyi, eşi, dostu, yakını işe almak!
Aslında yok birbirlerinden farkı, hepsi Osmanlı Bankası!
Altından kimse kalkamaz!
"Zonguldak Liman/Sahil Projesi" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı marifetiyle yapılmıştı.
Sahilde içkili balık lokantaları vardı!
Bu lokantaların ruhsatları vardı!
Şu anda hiç ruhsatları yok!
Sahildeki balık lokantalarında yapılan içki servisi, yasa ve yönetmeliklere aykırı!
Bu durumu yasal hale getirmek için bölgenin "içkili alan" ilan edilmesi gerekiyor!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in haberi var mı, bilmiyoruz!
Zonguldak Valiliği, Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü olaya el atsa, Zonguldak sahilinde ruhsatsız alkol satışı olduğunu görür!
Olay büyür!
Soğuksu’da iki işyeri, ruhsat alamadığı için kapandı!
Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nun ricasına rağmen açılamadı!
Sahildeki içkili lokantalar kapatılırsa, açılmaz!
Zonguldak’ta yapı kayıt belgesi olmadan, işletme ruhsatı olmadan çalışan TTK Memurlar Derneği Lokali varken, buralara kimse bir şey diyemez!
Ruhsatsız düğün salonları çalışıyor!
Sami Aydın’ın işletmeciliğini yaptığı salonlarda bir sorun olsa, altından kimse kalkamaz!
Hakan Farizoğlu görevden alınmamış!
Zonguldak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Hakan Farizoğlu’nun görevden alındığına ilişkin haberler çıktı!
Meğer, Hakan Farizoğlu görevden alınmamış!
Görevden alınmasını isteyen bir gazeteci, haber yapmış!
Bizim arkadaşlar da dahil, hepsi o haberin peşine takılmış!
Hakan Farizoğlu hala görevde!
Görevden alınması da zor!
Çünkü CHP içinde Hakan Farizoğlu’nun görevde kalmasında ısrar eden önemli isimler var!
Hakan Farizoğlu meselesini dikkatle izleyeceğiz!
Bakalım, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Belediye Meclis üyelerinin dediğini mi yapacak?
Yoksa Hakan Farizoğlu’nun görevden alınmasını isteyen gazetecinin mi?
Siyasetçilerin 24 Temmuz’u...
"24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı" nedeniyle siyasetçilerden, sivil toplum kuruluşu yöneticilerinden açıklamalar geldi.
Baseni yere yakın bazı siyasetçiler, bu durum nedeniyle düştükleri kompleks çukuruyla iğneli ifadeler kullanıyorlar!
Böylesi bir günde bile komplekslerinden kurtulamayan siyasetçilere biz de bir şeyler yazalım, değil mi?
Bizler "kendini değil, kentini düşünen" siyasetçiler istiyoruz!
Seçimde işbirliği yaptığı partinin adayından menfaat temin etmek için paylaşımlar yapıp, sabah koşa koşa makama giden siyasetçiler istemiyoruz!
İhale alıncaya kadar kurt olan, ihaleyi alınca kuzuya dönen siyasetçiler istemiyoruz!
Seçilince, önce kendi çocuklarını işe koyan siyasetçi istemiyoruz!
Yetim hakkı yiyen siyasetçi istemiyoruz!
Sevgilisini, mensubu olduğu parti tarafından yönetilen belediyenin şirketine işe koyan siyasetçi istemiyoruz!
Kendine kadın ayarlayanları akredite eden, kendisini eleştirenleri akredite etmeyen siyasetçi istemiyoruz!
Kendisini eleştiren gazetecileri; Valiye, Emniyet Müdürüne, Başsavcıya, Bakanlara şikayet eden siyasetçi istemiyoruz!
Kıssadan Hisse: Tefeci...
Yüzlerce yıl önce bir kasabada, küçük bir işletme sahibinin bir tefeciye yüklü miktarda borcu vardı. Tefeci, çok yaşlı ve itici görünümü olan bir adamdı. Kadere bakın ki, bu çirkin görünüşlü tefeci, alacaklı olduğu işletme sahibinin kızından hoşlanıyordu.
Tefeci, işletme sahibine, kızıyla evlenme karşılığında borcunu tamamen silecek bir anlaşma teklif etmeye karar verdi.
Söylemeye gerek yok, bu teklif işletme sahibinin tiksinti dolu bir bakışıyla karşılandı. Ancak çaresiz kalan işletme sahibi, nefret etse de tefecinin bu teklifini kabul etti.
Bunun üzerine tefeci, bir torbaya biri beyaz, biri siyah iki çakıl taşı koyacağını söyledi.
Kızın daha sonra torbaya uzanması ve iki taştan birini alması gerekecekti. Kızın çektiği taş siyah çıkarsa, borç silinecek ama tefeci de kızla evlenecekti. Taş beyaz çıkarsa, borç silinecek ama kız tefeciyle evlenmek zorunda kalmayacaktı.
İşletme sahibinin bahçesinde, tefeci yerden iki çakıl taşı aldı. Ancak hile yapıyordu. Siyah çıkmasını garantilemek için hızla iki çakıl taşını da siyah olarak aldı.
Onları alırken işletme sahibinin kızı tefecinin bu hilesini, yani iki siyah çakıl taşı aldığını, beyaz taş almadığını ve ikisini de torbaya koyduğunu fark etti.
Daha sonra tefeci, kızdan çantaya uzanmasını ve bir tane seçmesini istedi.
Kızın ne yapabileceği konusunda doğal olarak üç seçeneği vardı:
1- Çantadan bir çakıl taşı almayı reddedecekti.
2- Her iki çakıl taşını da çantadan çıkarıp, tefeciyi hile yaptığı için ifşa edecekti.
3- Siyah olduğunu bile bile çantadan bir çakıl taşı alıp, babasının özgürlüğü için, kendini feda edecekti.
Kız, torbadan bir çakıl taşı çıkardı ve bakmadan önce "yanlışlıkla" diye diğer çakılların ortasına düşürdü. Tefeciye dedi ki:
“Ah, ne kadar beceriksizim. Neyse ki, kalanın rengine bakarak düşürdüğüm taşın hangi renkte olduğunu anlarız.”
Torbada kalan çakılın siyah olduğu belliydi. Tefeci, yalanı açığa çıkmaması için kızın düşürdüğü çakılın beyaz olduğunu kabul etmek zorunda kaldığı gibi, kızın babasının borcunu da silmek zorunda kaldı.
Hisse: Zor bir durumun üstesinden gelmek ve bir seçim yapmanız gerektiği anlarda düşündüğünüz tek seçeneğe teslim olmayın. Her zaman alternatif bir çıkış yolu vardır. (Alıntı)
Günün Fıkrası: Uğursuz kadın...
Cafer, yoğunbakımdadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
"İlk işten kovulduğum zaman yanımdaydın. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın..:
Karısı, takdir edilmenin mutluluğunda tabi...
Devam eder Cafer:
"Şimdi yoğunbakımdayım, yine başucumdasın. Sonunda anladım ama çok geç oldu. Yahu, sen ne uğursuz kadınsın!"