Pusula son aylarda müthiş bir çıkış yakaladı.
Haberleri, yorumlarıyla Zonguldak&[#]8217;ta gündem yaratıyor.
Bakın geçen haftaya.
Zonguldak Belediye Meclis üyelerinin çocuklarının işe alınması ve sonrasında yaşanan olaylar hangi noktaya geldi.
Bu, güçlü gazeteciliğin başarısıdır.
Bu, Pusula&[#]8217;nın başarısıdır.
Bu ekip arkadaşlarımızın başarısıdır.
Gündemi Pusula belirledi, diğerleri peşinden geldi.
Öyle satır arasında bize laf sokuşturanları da görüyoruz.
Sürekli geriye gidiyorlar, küçülüyorlar.
Yaptıkları haber gündem olmuyor, tartışma yaratmıyor.
Sadece üç-beş kişi okuyup avucunu ya da başka yerini kaşıyor o kadar.
Şunun şurasında zaten okunan iki-üç gazeteyiz.
Sayının azalmasını istemiyoruz.
Arkadaşlarımızı rehavete kapılmamaları konusunda uyarıyorum.
Bu yazıyı da rakiplerimizi tahrik etmek için yazıyorum&[#]8230;
Kıssadan Hisse: İstediğini görebilmek&[#]8230;
Aynı kalp rahatsızlığıyla aynı kaderi paylaşan iki yaşlı adam, aynı odayı da paylaşıyorlardı. Tek fark, biri cam kenarında, diğeri ise duvar dibinde yatıyordu. Cam kenarındaki yaşlı adam, her gün camdan bakarak, arkadaşına dışarısını anlatırdı.
"Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım, çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu, iki salıncak boş, Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış, her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bugünkü yemeklerini arıyorlar, ne güzelde dalıyorlar suya&[#]8230;"
Günler böyle geçip gidiyordu, ta ki cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar, işte o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, işte bunun için düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.
Ertesi gün hastabakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, işte o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti. Başını kaldırdı ve pencereden baktı.
Karşısında simsiyah bir duvar&[#]8230;
Günün Fıkrası: Mehmet ile Handan!
Mehmet ile Handan, öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet´in annesini yemeğe davet ederler. Mehmet´in annesi, akşam yemeği süresince Handan´ı uzun uzun süzer ve aslında Handan´ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder. Aklını okumuşçasına Mehmet annesine der ki:
&[#]8220;Ne düşündüğünü biliyorum, ama emin ol ki, sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.&[#]8221;
Akşam yemeğinden sonra Mehmet&[#]8217;in annesi evine döner. Aradan bir-iki gün sonra Handan der ki:
&[#]8220;Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kâsesini bulamıyorum.&[#]8221;
Mehmet yanıtlar:
&[#]8220;Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum, ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.&[#]8221;
Oturur ve yazar:
&[#]8220;Anneciğim, gümüş çorba kâsesini &[#]8216;sen aldın&[#]8217; demiyorum, ama &[#]8216;almadın&[#]8217; da demiyorum. Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kâsesi kayıp&[#]8230; Sevgiler oğlun Mehmet.&[#]8221;
Bir hafta sonra Mehmet´in annesinden mektup gelir:
&[#]8220;Sevgili oğlum: Handan&[#]8217;la &[#]8216;yatıyorsun&[#]8217; demiyorum, ama &[#]8216;yatmıyorsun&[#]8217; da demiyorum. Fakat konu şu ki: Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kâsesini çoktan bulmuş olurdu. Sevgilerle annen...&[#]8221;
Günün Sözü:
Yaşlı köpeğe yeni numara öğretemezsin.
İngiliz Atasözü