Zonguldak kamuoyu,
Son günlerde,
CHP Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu’na,
Adeta maruz kalıyor.
Bakın kamuoyu konuşuyor demiyorum.
Zaimoğlu’na maruz kalıyor.
Vatandaşın derisine nüfuz edecek neredeyse.
Çünkü sürekli basın toplantısı.
Sürekli ona buna bağırıp çağırma.
En ufak lafa söze cevap verme.
Siyasi bir olgunluk göstermiyor.
Ama,
Bunun altında yatan sebepler var.
AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a sallıyor.
Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan’a sallıyor.
AK Parti Merkez İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız’a sallıyor.
Laflarına pabuç giydirmiyor.
Gelişi güzel gidiyor.
Parmak sallıyor.
Azarlıyor.
Osman Zaimoğlu’nun içinden,
Şenol Şanal çıktı desek yeridir.
Hatırlarsanız,
Geçen seçim döneminde,
Şanal da parmak sallamıştı.
Bir benzerini,
Osman Zaimoğlu yapıyor.
Bağıra çağır yaptığı siyaset ile,
Siyasi kaliteyi düşürüyor.
Ama ne yapsın?
AK Parti ile olan,
Derin bağlarını,
AK Partililere bağırarak unutturacağını sanıyor.
Tabanına şirin görünmek istiyor.
Ancak yine diyorum.
Zaimoğlu’nun siyasi dili üretmiyor.
Sadece tüketiyor.
CHP içinde yalnızlaşarak,
Solipsist (tekbencilik) bir kişiliğe bürünmeye başladı.
Bunun da sebebi,
İlçe yönetiminde çoğunluğu elinde bulunduramaması.
Yani koltuk,
Allah’a emanet.
Merkez ilçe seçim sürecinde,
CHP’nin tüm kutsalları,
Değerleri,
Kültürü ayaklar altına alınmıştı.
Haliyle insan içinde bulunduğu cemiyette,
Profanlaşınca, (*Profanlaşmak: İnsanın, değerli, önemli veya kutsal olanla bağlarını koparmasıdır)
Süreç buraya doğru evriliyor.
Sıkıntı şurada;
Hz. Osman mı?
Devrimci Osman mı?
AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan,
Zaimoğlu için ‘AK Parti’den çıkmazdı’ diyor.
Ancak tam tersi kültürde bir partide,
Merkez ilçe başkanlığı yapıyor.
Anlatmak istediğim tam da bu!
Hz. Osman’dan,
Devrimci Osman’a,
Oradan ise,
Profan Osman’a…


*    *    *    *    *    *    *    *    *


Bir başka konu ise,
Alt yapı mevzusu.
Mustafa Çağlayan,
Osman Zaimoğlu’nun,
Önceki dönemlerde yağmur yağdığında,
Koşa koşa dükkanının kurtarmaya gittiğini,
Ancak bu dönem,
Böyle bir şey olmadığını söyledi.
Bu da doğru bir tespit.
Emral Çarşısı esnafının,
Zarar görmeden atlattığı,
Ender 5 hizmet yılından birindeyiz.
Hatırlatmakta fayda var!
Yakın dönemde,
Zonguldak çok yağış almıştı.
Belediyeden ‘Sel ve taşkın olabilir’ anonsları geçmişti.
Üzülmez Deresi,
Sıfır noktasına kadar geldi hatta.
O yağmurda,
Çarşı merkezinde,
Bir su birikintisi yoktu.
Bir konuyu daha hatırlatmak istiyorum.
Hatta buna,
Tahsin Erdem,
Kamu muhasebeciliği ile,
Çok güzel cevap verebilir.
Akdemir döneminde,
Bir alt yapı çalışması yapılır,
Aynı bölge,
Sene boyu,
En az üç kez tekrar kazılırdı.
Bu dönem,
Bu örnekten kaç tane yaşanmıştır?
Fevkani kaldırıldıktan sonra,
Soğuksu bağlantı yolunda,
Bir tekrar yaşanmıştı.
Zaten o da ilk olacak ki,
Manşetleri süslemişti.


*    *    *    *    *    *    *    *


Bir milletvekilinin konuşabilen ve mecliste meşhur bir papağanı vardır. Papağanın namını başbakan da duymuştur. Bu milletvekiline başbakan gün verir, "şu gün gel, seni bakan yapacağım. Ha birde papağanını da getir" der.
"Tamam başbakanım" der vekil. 
Papağan klasik papağandır, yani küfreder, birazda zayıf ve cılız bir papağandır. 
Milletvekili de papağana 1 hafta boyunca; "Sakın başbakanın yanında küfredeyim deme. Adam beni bakan yapacak, eğer küfredip işi berbat edersen seni kümese tıkarım" der. 
Papağan "tamam" der. 
Gün gelir çatar, vekil ve papağan başbakanın huzuruna çıkar. 
Başbakan papağanın cılız olmasından ötürü, "Bu mu lan o meşhur papağan" der.
Papağan dayanamaz; "Bu mu lan seni bakan yapacak p….venk.."
Başbakan sinirlenir tabi. 
‘Defol’ der bakanlık falan yok sana’.
 Vekil eve geldiğinde ilk iş papağanı kümese tıkar. 
Papağan kümeste eller arkada, bir oraya bir buraya dertli dertli volta atar. 
Tavuklar gülmeye başlar papağanın haline.
Papağan der ki; "ne gülüyosunuz lan, ben sizin gibi hayat kadınlığından buraya düşmedim, siyasi suçtan düştüm."