Zonguldak
Belediyesinde CHPli dört Meclis üyesinin çocuğu işe alındı ya.
Ortalık karıştı.
Dün yolda
karşılaştığımız CHPli Belediye Meclis üyesi, Asıl bomba o değil. Belediye
Valilik aracılığıyla İçişleri Bakanlığından personel almak için izin istedi.
Zonguldak Valimiz Erol Ayyıldızda yardımcı oldu. Bizim amacımız Zabıta
Müdürlüğü emrine beş personel almaktı. Kadro geldi. Başkan Zabıtaya alınacak
bu beş kişiyi Meclis üyeleri arasında paylaştırdı. Asıl skandal bu dedi.
Elbette adının
yazılmasını istemedi.
Meclis üyesinin
yanından ayrıldık.
Az sonra başka bir
CHPli Meclis üyesine rastladık.
Ona bu konuyu
sorduk: Beni fazla konuşturmayın. Duyduğunuz doğru dedi.
İnanamadık.
Eğer doğruysa bu
bir skandal.
Vali Erol Ayyıldız
ve Mahalli İdareler Müdürlüğü bu konuyla ilgili bir çalışma yapıyor mu, merak
ediyoruz.
Müdürlük,
Savcılık ve Valilik
Şehri
o koltukta nasıl oturuyor?
Zonguldak Esnaf ve
Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Ercan Şehri, o koltukta hala
nasıl oturuyor, kimse anlayabilmiş değil. Bilim, Sanayi ve
Ticaret İl Müdürlüğü, Bakanlığın emrini neden uygulamıyor?
Yapılan kongrenin
geçersiz sayıldığı biliniyor.
Ticaret Sicil
Müdürlüğü, kongre geçersiz diyor.
Ama Ercan Şehri
hala o koltukta oturuyor.
Bilim, Sanayi ve
Ticaret İl Müdürü Hayriye Göktaş bu işle ilgileniyor mu?
İlgilenmiyorsa,
Zonguldak Valisi Sayın Erol Ayyıldız, bu konuya neden müdahale etmiyor?
Yetkililerden
yanıt bekliyoruz.
Cumhuriyet savcılarını
da göreve davet ediyoruz.
Kıssadan Hisse: Affın erdemi
Bir gün
trenle seyahat eden birisi, tesadüfen son derece huzursuz olan genç bir adamın
yanına oturmuş. Bir süre sonra, genç adam, uzak bir hapishaneden henüz çıkmış
bir mahkûm olduğunu açıklamış. Mahkûmiyeti ailesine o kadar utanç vermiş ki, ne
ziyaretine gelmişler, ne de bir mektup yollamışlar. Ama fakir oldukları için
seyahat edemediklerini, cahil oldukları için mektup yazamadıklarını umuyor; her
şeye rağmen kendisini affetmiş olmalarını hayal ediyormuş. Ailesinin işini
kolaylaştırmak için, kendilerine mektup yazıp tren kasabanın eteklerindeki
çiftliklerinden geçerken bir işaret koymalarını söylemiş. Ailesi kendisini
affetmişse, raylara yakın bir elma ağacına beyaz bir kurdele bağlayacaklarmış.
Eğer kendisinin geri dönmesini istemiyorlarsa, hiç bir şey yapmayacaklar, o da
trende kalıp batıya gidecek, belki de bir serseri olacakmış.
Tren,
kasabasına yaklaşırken, heyecanı o kadar artmış ki, pencereden dışarı bakmaya
cesaret edemiyormuş. Kompartıman arkadaşı kendisiyle yer değiştirip onun yerine
elma ağacına bakacağını söylemiş. Bir dakika sonra elini genç mahkûmun koluna
koymuş, Şuraya bak demiş. Göz
pınarlarında biriken yaşlarla gözleri parlıyormuş. Her şey yolunda, bütün ağaç bembeyaz kurdelelerle bezenmiş.
O anda
bir ömrü zehirleyen tüm acılar, adeta, birden dağılmış, kaybolmuş.
"Affetmezseniz
sevemezsiniz. Sevgisiz hayat ise anlamsızdır."
Günün Fıkrası: Köprü kaç şeritli olsun!
Adamın biri kumsalda dolaşırken, ayağı bir şişeye çarpmış. Şişenin
tıpasını çıkarmış ve içinden bir cin çıkmış. Cin, adama, Bir dilek hakkın var. Dile benden ne dilersen demiş.
Adam da, İki okyanusu
birbirine bağlayan bir köprü yapmanı istiyorum demiş.
Cin, Yahu kardeşim,
bu ne biçim dilek, daha olanaklı bir şeyler iste demiş..
Adam, Öyleyse
kadınları anlamak istiyorum demiş.
Cinin cevabı çok kısa ve net: Köprü kaç şeritli olsun? demiş.
Günün Sözü:
Davalının aptalı, derdini mübaşire
anlatırmış.
Kilis sözü