Geçen yıldan;
Gece geç saatlerde çalan her telefon; ya bir ölümün habercisidir, ya da talihsiz bir olayın.
Eliniz telefona gitmek istemez.
Açmak istemezsiniz.
Duymak istemezsiniz, karşıdaki sesi.
Yanlışlıkla aranmayı ümit edersiniz.
Kazara aranmış olmayı ümit edersiniz.
Aklınızdan elli tane tahmin geçer.
Elli sancı
Elli endişe
Elli korku
Yine öyle oldu.
Arayan Seçkin Kırarslandı.
112ye haber vermekten başka
112 zaten oradaydı.
Dilimde dua dönmeye başladığında, yüreğime şok inmişti bir kere!
Babam içinde gelmişti böyle zamansız telefonlardan biri
O acının benzeriydi.
[*] [*] [*] [*]
Geçti her şey için artık.
Yarım kalmıştı nefes.
Yarım kalmıştı her şey.
Ergin Ağabeyin deyimiyle, yediği madiklerle yorulan kalbi durmuştu.
Kalp bu.
Bir kere durmaya görsün.
Bir daha geri dönmüyor.
Hem de gecesini gündüzüne katarak baktığı, yaşatmaya çalıştığı anacığının gözleri önünde yığılmıştı.
Kızı Seda, kanser tedavisi gören annesinin hastanedeki başucundayken
[*] [*] [*] [*]
Daha sonra Baştarla Camisinin avlusunda
[*] [*] [*] [*]
Bir ölüm neden bu kadar önemli?
Neden bu sütunlarda uzun uzun yazılıyor.
Bugün pek çok gazetenin manşetinde, pek çok makalede Ergin Erdemi okuyacaksınız.
Bunun bir nedeni var.
Haklı bir nedeni
O da Ergin Erdemin güzel kalbi.
[*] [*] [*] [*]
Gençlik yıllarında başladığı müzik yaşamında pek çok söz ve beste sahibiydi.
Hayalleri vardı.
Müzik yaşamına dair hayalleri
İstanbul gibi illerde olsa belki çok daha fazla avantajları olabilirdi.
Ama burası Zonguldak
Garip Zonguldak!
Gariban Zonguldakın gariban evladıydı Ergin Erdem.
Namı lakabı, Megastardı.
Zonguldakın Megastarıydı o.
Müzik yaşamında aradığını bulamasa da, güzelliklerin, gönüldaşlığın Megastarıydı
Geceleri muhtemelen öldüğü saatlerde duasının edip, bir de hiç üşenmeden uzun uzun mesajla yazıp atan isimdi o
Gönüldaştı
Zaman zaman, Bu ay görevini yapacak mısın? diye hatırlatan isimdi o
Kendisinin onca derdine karşılık, bunları bir yana bırakıp bizlerin, başkalarının dertleriyle yoğrulan, yorulan bir isimdi o
Nazı geçenlerden topladığı küçük rakamlarla gariban çocukları okutmak için çalışan bir isimdi o
Kıyıda-köşede unutulmuş insanların evlerine erzak getirebilmek onun en büyük mutluluklarından biriydi.
Okumaya muhtaç, yalnız, öksüz çocukların okuyabilmesi için çırpınabilmek onun en büyük mutluluklarından biriydi.
Pek çoğumuza, elçilik yapıyordu.
Tüm yönleriyle özel bir insandı.
[*] [*] [*] [*]
Hayat böyle
Yarım yamalak kalıyor her şey.
Koca mazi
Koca bir yalnızlık oluveriyor.
Acının derin tarihi!
Bugün Ergin Ağabey, yarın bir başkası
Hepimiz birer birer düşeceğiz toprağa
Dal gibi
Yaprak gibi
Ama galiba en önemlisi, insan gibi düşebilmek
[*] [*] [*]
Hayatta bazı şeyleri planlayamıyorsunuz.
En çok da yakınınızı fazla göremiyorsunuz.
Henüz birkaç gün önce görüştüğümüzde dertleşmiştik kendisiyle
Kendisinin müzik geçmişiyle ilgili bir program yapmak gerekiyordu.
Ergin Ağabey daha buradaydı.
Nasıl olsa yapardık!
Ama olmadı.
Bu işlerin planı, programı olmuyor.
Ölümün, ayrılığın, vedaların zamanı belli olmuyor!
[*] [*] [*]
Pek çoğumuz tanıyamadık.
Pek çoğumuz da onun bu yönlerini şimdi duyuyor, okuyorsunuz.
İşte her yönüyle güzel bir insandı Ergin Erdem.
[*] [*] [*] [*]
Dil sustu.
Sözler yarım kaldı.
Şarkılar öksüz.
[*] [*] [*] [*]
Dualarımız seninle Ergin Ağabey.
Geç oldu belki, ama işte şimdi o güzel yüreğinin, çabalarının değeri anlaşıldı!
[*] [*] [*] [*]
Acıyı, ayrılığı anlatmak için yeni şeyler söylemeye ne gerek
Şeker Dedemiz, manevi babam Hüseyin Şeker
Mesleki büyüklerimiz Çetin Sezgin ve Harun Ersoy...
Ölümüyle bizleri sarsan üç güzel insan
Ve kısa sürede sayıyı dörde tamamlayan Ergin Erdem
Ölümünün ardından yazdıklarımızı bir kez daha paylaşmak istedim.
Ona bir sözümüz vardı.
Bir yıl geçti, o sözü yine tutamadık.
Şöyle oldu.
Böyle oldu.
Sonunda tutamadık.
Yine haklı çıktın Ergin Ağabey!
Yine madik yedin!