Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz evlendi, balayına çıktı.


İşler başımıza kaldı.


Hem Bartın, hem Zonguldak&[#]8217;ta işletmecilik yaparken eski günlere geri döndük.


Haber maratonunun içindeyiz.


Arkadaşlara yardımcı olmaya çalışıyorum.


Haber yazmayı özlemişim.


Haber düzenlemeyi özlemişim.


Ama bana pek iş kalmıyor.


Biri iki ufak rötuşla, iyi kötü çıkıyoruz işte.


Bunları niye yazdım.


Atalarımız &[#]8220;Çıraklığını yapmadığın işin patronu olamazsın&[#]8221; demiş.


Çok sıkışsam, matbaaya gidip gazeteyi basabilir miyim bilmiyorum ama bir gazetenin her işini yaparım.


Bu özgüven takım arkadaşlarımıza da moral oluyor.


İşler yürüyor.


Takım arkadaşlarıma her zaman söylüyorum.


İşler yürür.


Önemli olan sağlık ve huzur.


Herkesin sağlığı düzgün, mutluluğu daim olsun.


Hayatta paradan daha mutlu şeyler olduğunu görüyoruz.


Sevgili Atilla&[#]8217;yı da en kısa zamanda aramızda görmek istiyoruz.


Bu arada inşallah Bartın Pusula&[#]8217;nın Genel Yayın Yönetmeni Arif Üçler, evlenmez de onun görevini yapmak bize düşmez.




Günün Fıkrası: Enayi!



Kadının biri kocasına:


- Kocacım musluk damlatıyor tamir eder misin, diye sorar.


Adam:


- Banane ben musluk tamircisi miyim der.


Kadın bir başka gün:


- Kocacım salondaki priz çalışmıyor bakar mısın, der.


Adam:


- Banane ben elektrikçi miyim der


Yine başka bir gün kadın:


- Kocacığım kapının biri kapanmaz oldu yapar mısın? der.


Adamdan yine aynı cevap gelir:


- Banane ben marangoz muyum?


Birkaç gün sonra adam akşam işten döner ve bir bakar musluk yapılmış priz çalışıyor kapıda kapanıyor. Merak eder ve karısına sorar:


- Kim yaptı bunları?


[*] Karşı komşumuz Mithat Bey.


- Ama karıcım o şerefsiz, karşılıksız bir şey yapmaz ki.


[*] Tabi yapmaz. Bu işler karşılığında bana "Ya bana pasta yaparsın ya da benimle yatarsın" dedi zaten.


Adam tedirgin bir şekilde sorar:


- Tabi sen pasta yaptın demi karıcım?


[*] Niye ben pastacı mıyım? demiş.



Günün Sözü:



Artık insanları tanımak için zaman kaybetmiyorum; nasıl olsa onlar zamanı gelince kendilerini tanıtıyorlar.



Paul Auster