Ülkemizde çalışmadan para kazanmanın envai çeşit yolu var.


Senin külahını bana, benim külahımı sana geçirenler, insanları kandıranlar, maaş için anlaşmalı boşanma yapanlar, işe gitmeden maaş alanlar, yani bankamatik memurluğu yapanlar çalışmadan para kazanmaya sadece birkaç örnektir.


Çalışmadan kazanmaya en güzel örneklerden biri de şans oyunlarıdır.


Ülkemiz bu açıdan adeta bir cennettir.


İktidara geldiklerinde şans oyunlarını kaldıracaklarını söyleyen (Fatih Altaylı&[#]8217;nın Teke Tek programında bizzat kendim duydum) iktidara geldiklerinde bu konuda hiç bir şey yapmadığı gibi üzerine yeni şans oyunları ekleyen Sayın Başbakanımızı anmadan geçmeyelim.


Şans oyunları kumardır ve bu dönemde kumar yeni oyunlarla daha cazip hale gelip artmıştır.


Kumarı oynayan değil oynatan kazanır diye bir laf vardır. Şans oyunlarından hazineye kalan para bu lafın ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.


Devletin değirmeninin dönmesine önemli bir katkısı olan şans oyunlarına &[#]8216;devlet kazanıyor, vatandaş kaybediyor&[#]8217; diye karşı olan Başbakan Erdoğan, Haliç Tersanesi´ndeki gemi indirme töreninde yaptığı konuşmada, kendisine &[#]8216;Tekel sizden müjde bekliyor&[#]8217; diyen işçilere &[#]8220;Biz artık yatarak para kazanma dönemini kapattık&[#]8221; karşılığını verdi.


Başbakan Erdoğan, özelleştirme kapsamındaki Tekel&[#]8217;de işsiz kalan işçilere bakın ne dedi:


"Türkiye´de bugüne kadar ne yazık ki bazı bu tür unsurlar ortaya çıkıyor. Bu tür unsurlar bu ülkede çalışmadan, yatarak para kazanmak istiyorlar.


Biz artık yatarak para kazanma dönemini kapattık. Üreteceksin, kazanacaksın. Üretmeden vermek yok. Bunlar devletin malı deniz, yemeyen domuz dediler. Bu anlayışla baktılar. Bu millet bunun bedelini ağır ödedi.


Sendikalarıyla da anlaştık. Mutabık kalmamıza rağmen işin sonu geldi, bir iki yıl geçti. Hala bunlar ´biz burada böyle devam edelim, bizi aynı haklarla alın başka yerde değerlendirin´ diyorlar. 10 bin TEKEL işçisinin bir aydaki maliyeti 40 trilyon. Bu ufak bir rakam değil&[#]8221;


Sayın Başbakanımız kusura bakmasın ama kendisine katılmıyorum.


Tekel işçilerinin yatarak para kazandıklarına inanmıyorum.


Madenler zarar ediyor diye madencilere yatarak para kazanıyorlar denilebilir mi?


Münferit örnekleri bütün camiaya mâledip de genelleme yapmamak lazım.


Tekel zarar ediyor ve bu yüzden özelleştiriliyor olabilir ama bu zararın sorumlusunun işçiler olduğunu düşünmüyorum.


Bu zararın asıl sorumlusu kamu iktisadi teşekküllerini arpalık olarak görüp haddinden fazla işçi alanlardır.


Buralarda kadroları şişirenlerdir. Buraları yanlış politikalarla ve uygulamalarla yönetenlerdir.


Faturayı olduğu gibi işçilere kesmek kolay. Başbakan Erdoğan da bu kolaylığa kaçarak, öyle yaptı.


Sayın Başbakanın dikkatini &[#]8216;maaş için yapılan anlaşmalı boşanmalara&[#]8217; çekmek isterim.


Yatarak para kazanmanın en güzel yollarından biri maaş için yapılan anlaşmalı boşanmalardır.


Vefat eden anasının babasının maaşını alabilmek için eşiyle anlaşmalı boşanma yapan ve ayrıldıkları halde tekrar aynı evde birlikte oturmaya devam eden çiftler ekmek elden su gölden, çalışmadan çabalamadan hayatlarını yaşıyorlar.


Başbakan Erdoğan yatarak para kazanmak yok diyorsa öncelikle maaş için yapılan anlaşmalı boşanmaları önlemesi gerekirdi.


Bu konuda son zamanlarda Sosyal Güvenlik Kurumları tarafından bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. Kurum Zonguldak ve Karabük&[#]8217;te bu durumdaki çok sayıda çift tespit etti.


Anlaşmalı boşanmaların çok yaygın olduğu Bartın&[#]8217;dan ise henüz ses çıkmadı.


Bu arada Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan çalışmanın bu sorunun çözümü için yeterli olmayacağını, yeni bir yasal düzenleme gerektiğini savunanlar var.


Anlayacağınız konu netliğe kavuşmuş değil.


Başbakan Erdoğan&[#]8217;ın demesine göre Tekel işçileri için ayda 40 milyon TL gidiyormuş.


Maaş için yapılan anlaşmalı boşanmalara her ay daha çok milyon TL para gidiyor.


Bundan âlâ yatarak para kazanma olur mu?


Yazık günah değil mi?




Kötü niyetli borçluya ödül



Milletvekilimiz Rıza Yalçınkaya, geçen hafta meclise verdiği önergede, Makine Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından vatandaşa peynir ekmek gibi silah satıldığını belirterek, toplumun hızla silahlandığına dikkat çekmiş ve önlem alınmasını istemişti.


Bunun üzerine yazdığım bir yazıda cezaların caydırıcı olmadığını, bunun da suç ve suçlu sayısında artışa neden olduğunu ifade etmiş, Yalçınkaya&[#]8217;nın önergesinin gereğinin yapılması gerektiğini savunmuştum.


Biz adaletin yerini bulması, toplumun huzur ve güven içinde olması için idam cezasının bile geri getirilmesi gerektiğini savunurken, iktidar bazı düzenlemeler yaparak çek senet olayında indirime gitti.


Yeni düzenleme çek suçlarına adeta kısmi bir af niteliğinde.


Düzenleme ödeme kolaylığı sağlıyor, verdiği çekler karşılıksız çıkan kişilere iki sene içinde borçlarını ödeme imkanı tanınıyor.


Milletvekilimiz Yılmaz Tunç, düzenlemenin borçluyu da koruduğunu, alacaklıyı da koruduğunu söyledi.


Biz cezaların artırılmasını beklerken yaygın olarak işlenen çok önemli bir suçta indirime gidiliyor. İktidar 2003&[#]8217;te de çek konusunda bir düzenleme yapmış, yasayı biraz gevşetmişti.


Şimdi tam gevşetti.


Yeni düzenlemenin çek suçlarını artıracağını, hatta patlatacağını düşünüyorum.


Bazıları peynir ekmek gibi karşılıksız çek kesiyor.


Esnafları karşılıksız çeklerle kasıtlı bir şekilde dolandıran kişiler var.


Böyle düzenlemeler kötü niyetli kişileri daha da cesaretlendirir.


Düzenlemenin borçluyu neden koruduğunu anlayamadım.


Mağdur olan alacaklı olduğu için bana göre sadece alacaklıyı koruması gerekirdi.


Adamın parasını alan ve vermeyip ona kötülük yapan kişiyle ona para verip iyilik yapan kişiyi aynı kefeye koymak dünyanın hangi hukuk kitabında yazıyor?


Yapılan çalışma iyi niyetli borçlu için belki iyi bir fırsat olacak. Onlar çalışacaklar, çabalayacaklar iki yıl içinde borçlarını kapatmaya çalışacaklar.


Kötü niyetli borçluya gelince; Onlar zaten parayı bir daha geri vermemek üzere aldığı için iki yıllık süreye bayram edecekler.


Çek yasasındaki düzenleme kötü niyetli borçluya ödüldür!




Yaşar Sinoplu insan hakları günümüzü kutladı



Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Yaşar Sinoplu, dün gazetemizi ziyaret ederek İnsan Hakları Günümüzü kutladı.


Sinoplu, insan haklarına önem veren bir siyasetçi.


Sohbetimizde ülke ve yöre sorunlarına değindi, karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk.


Demirel&[#]8217;in konuşan Türkiye sloganının Bartın&[#]8217;da hayata geçmiş modeli olan Sinoplu, ülkenin içindeki bulunduğu zorluklara değinerek bu ortamda insan haklarından söz edilemeyeceğini savunuyor.


Masamızın üzerine bir tomar gazete küpürü yaydı.


İşte küpürlerden bazı başlıklar;


&[#]8220;MİT&[#]8217;in ele geçirdiği Siyonist protokol&[#]8221;, &[#]8220;Yarım bütçelik borçluyuz&[#]8221;, &[#]8220;Banka hacizleri patladı&[#]8221;, &[#]8220;İlaç ve hastalık sektörünün vurgunu&[#]8221;, &[#]8220;İngilizler uyarıyor; uyandırmayın Türkleri lokum gibi bankalar alıyoruz&[#]8221;,


&[#]8220;Yerli banka kalmadı&[#]8221;, &[#]8220;Ekonomi savaştan çıkmış gibi&[#]8221;, &[#]8220;Tek çare yerli üretim&[#]8221;, &[#]8220;Kart borcunu ödeyemeyenler 10 ayda yüzde 41 arttı&[#]8221;, &[#]8220;Açlık sınırı 873 TL&[#]8221;, &[#]8220;Yoksulluk sınırı 2343 TL&[#]8221;


&[#]8220;İMF&[#]8217;nin Türkiye&[#]8217;yi çökertme planı&[#]8221;, &[#]8220;İsrail&[#]8217;den Türkiye&[#]8217;ye tank, Rusya&[#]8217;dan helikopter kazığı&[#]8221;, &[#]8220;Pamukta, fındıkta, sütte oyun&[#]8221;, &[#]8220;Öğle yemeği çay simit oldu&[#]8221;


Bu küpürler 2007&[#]8217;den bu yana yaşanan olumsuz gelişmeleri anlatıyor.


Tabi hep olumsuzluk yaşamıyoruz, memlekette olumlu gelişmeler de oluyor.


Hangisi ağır basıyor, onu da vatandaş takdir etsin.