Bartın&[#]8217;ın bir yılda kullandığı kömürü bir günde yakacak olan bir termik santralin çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyeceğini düşünmek için çok fazla iyimser olmak lazım.


Saatte 932, günde 22 bin 500, yılda 6,5 milyon ton kömürün dumanını tutacak filtreyi, bu kadar ton kömürden çıkacak külü alacak toprağı göremiyorum.


Bunlar olsaydı termik santralden kaynaklanan çevre faciaları yaşanır mıydı?


Ülkemizin çok kötü termik santral örnekleriyle dolu olduğunu bilmeyen yoktur herhalde.


Yatağan&[#]8217;dan son yıllarda gelen haberleri duymayan, bilmeyen de yoktur.


Termik santrallerde bin söylemeye kurulan arıtmalar ya çalıştırılmıyor veya sık sık arıza yaparak devre dışı kalıyor.


Arıtma yapmak, bacaya filtre takmak yetmiyor yani.


Baca gazı arıtma tesisinin ve santralin ünitelerinden biri veya birkaçının, kazanlara buhar taşıyan borularda meydana gelen kaçak nedeniyle devre dışı kalması, karşılaşılan sorunlar arasında bulunuyor.


Anlayacağınız hava ve çevre kirliliğinden kurtuluş yok.


Yatağan yıllardır bu tür sorunlarla yatıp kalkıyor.


&[#]8220;Halk yine zehir soluyor. Havadaki kükürtdioksit oranının sınır değerlere yaklaşması nedeniyle Yatağan Termik Santralindeki üç ünite devre dışı bırakıldı&[#]8221; haberleri basında az yer almadı.


Yatağan Termik Santrali´nin 3´üncü ünitesinin baca gazı arıtma tesisinin devre dışı kalması sonucu baca gazı arıtma tesisi olmadan çalışan üçüncü ünite nedeniyle ilçede kükürtdioksit oranının 395 mikrogram/metreküpe ulaştığını duyuran haberler, önlemlerin bile para etmediğini göstermiyor mu?


Santrallerin arıtma tesisleri Yatağan&[#]8217;da olduğu gibi ünitede yatak rulmanlarının bozulması sonucu da devre dışı kalabiliyor.


Santralin bu sırada havaya, toprağa, suya daha çok zehir salması kaçınılmaz olmaz mı?


Muğla Valiliği Mahalli Çevre Kurulu kararına göre, yapılan ölçümlerde havadaki kükürtdioksit oranının sınır değer olarak kabul edilen 400 mikrogram/metreküpe yaklaştığı tespit edildiğinde, Yatağan termik santralinin ünitelerinde yük düşürmeye gidildiği de notlarımız atasında bulunuyor.
Yük düşürmenin yeterli olmaması durumunda ise hava kalitesi normale dönünceye kadar termik santralin ünitelerinin geçici olarak devre dışı bırakıldığını biliyoruz.


Yatağan&[#]8217;da santralden kaynaklanan sorunlar sürekli yaşanıyor.


Santralinizin arıtması olmuş, teknolojiniz yeni olmuş hiçbir şey fark etmiyor.


Arıtmalar maliyetleri yüksek olduğu için çoğu zaman çalıştırılmadığı gibi arıza durumunda yarattıkları sıkıntı da ortada.


İşte Yatağan&[#]8217;ın hali meydanda.


Termik santralin arıtmalısı da dert, arıtmasızı da.


En iyisi dahi olsa çevresini etkilememesi mümkün değil.


Elbistan&[#]8217;da yaşananları duymuşsunuzdur.


Elbistan santraline toprağı zehirlediği gerekçesiyle mahkeme tarafından verilen para cezası santrallerin zaten kötü olan sicillerini daha da kötüleştiriyor.


Santralin toprağımdan verim alamıyorum diyerek dava açan çiftçiye 120 bin TL tazminat ödemeye mahkum olması, yüzlerce çiftçinin de halen santralle mahkemelik olması, bu yatırıma karşı olmak için yeterli bir sebep sayılmaz mı?


Yatağan&[#]8217;da ve Elbistan&[#]8217;da termik santral kurulurken de mutlaka &[#]8220;çevreye zarar vermeyecek, havayı ve suyu kirletmeyecek, tarımı, turizmi bitirmeyecek, insan sağlığını tehlikeye düşürmeyecek&[#]8221; denilmiştir.


Kesinlikle insanlara bu konularda sözler verilmiş, inandırıcı konuşmalar yapılmış, santrali metheden laflar edilmiş, son teknolojiyle yapılacağı, modern olacağı, Avrupa&[#]8217;da örnekleri bulunan bir proje uygulanacağı söylenmiştir.


Bunların tersinin söylenmeyeceğine göre olay adım gibi eminim ki böyle gelişmiştir.


Yatağan ve Elbistan öyle de Çan farklı mı?


Çan Santrali de öyle. Çan&[#]8217;da oluşan kül dağlarının yarattığı çirkinlikten, santralin yakınındaki kel tepelerden, santralin ÇED olumlu raporunun Bursa İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmesinden daha önce bahsetmiştim.


Yatağan, Çan ve Elbistan&[#]8217;a Çatalağzı santralinden denize atılan küllerin İnkumu&[#]8217;na, Amasra&[#]8217;ya geldiğini, sahillerimizi nasıl berbat ettiğini de ekleyelim.


Kütahya Seyitömer santrali de öyle.


Adana Sugözü&[#]8217;nden de olumsuz haberler almıştık.


Santral bulunan her yerde kirlilikten ve sağlıktan yana az veya çok mutlaka bir dert var.


Bartın bu dertleri yaşamasın istiyoruz.


Amasra; Yatağan, Elbistan, Çan, Çatalağzı olmasın diyoruz.


Sağlıklı çevrede yaşama hakkı anayasal bir haktır.


Hatırlatıyoruz.




Direksiyonda cep telefonu ile konuşma yasağı neden uygulanmıyor?



Kapalı alanlarda sigara içme yasağı gibi kağıt üzerinde kalan yasalarımızdan biri de direksiyon başında cep telefonu ile konuşmaya yasak getiren yasa.


Her gün ana caddede bir eli direksiyonda bir eli cep telefonunda onlarca sürücü görüyorum.


Benim gördüklerimi polisler görmüyor mu?


Yukarı Çarşı&[#]8217;da, ana caddede her zaman ekipler bulunuyor.


Bu ekiplerin önünden seyir halinde cep telefonuyla konuşarak geçen sürücülerin haddi hesabı yok.


Cep telefonu insanların elinde oyuncak gibi.


Her zaman her yerde ve her koşulda hemen hemen herkesin elinde.


Yasak bile etkilemiyor. Direksiyon başında cep telefonu kullanırken birkaç defa ceza yese bak o zaman bir daha konuşuyor mu?


Birçok sürücü uygulamalar yetersiz olduğu için yasağı hiç düşünmeden çiğniyor.


Adam hareket halindeki araçta bir eli direksiyonda bir eli ve bir kulağı cep telefonunda göstere göstere konuşuyor.


Halbuki bütün dikkatini yola vermesi gerekiyor.


Cep telefonuyla konuşmak boşuna yasaklanmadı.


Bu yasak &[#]8220;Sürücünün konuşurken dikkati dağılacak, bu da trafik güvenliğini tehlikeye düşürüp kazaya neden olacak&[#]8221; diye konuldu.


Bu tür kazaların sayısında artış var. Emniyet bu konuda denetimlerini artırsa, özellikle cep telefonu uygulaması yapsa iyi olur.


Bu yasağı ihlal eden sürücü çok.


Direksiyon başında sadece cep telefonu kullanmak değil sigara içmek de yasak.


Bu yasak da yaygın bir şekilde ihlal ediliyor.


Trafik Şube Müdürlüğü bu konuyu da mutlaka değerlendirmeli.


Aynı şekilde izmarit yasağını da takan yok. Sokaklar, kaldırımlar izmarit dolu.


19 Temmuz&[#]8217;da uygulamaya giren yasakla sadece kapalı mekanlarda sigara içmek yasaklanmadı, yerlere sigara izmariti atmak da yasaklandı.


Bu suçlara kabahatler kanununa göre işlem yapılıyor.


Sigara içmeyenleri içenlerden koruyan yasak çevre kirliliğini de önlüyor ama uygulanmadığı için bu mümkün olmuyor.


Kapalı mekanda sigara içmenin cezası olduğu gibi sokaklara sigara izmariti atmanın da bir cezası var.


TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Ak Partili Cevdet Erdöl, sigara yasağı uygulamasında gevşemeler olduğu, kapalı alanlarda tekrar sigara içilmeye başlandığı yönünde çok yoğun şikâyetler gelmeye başladığını söylüyor.


Bakın Sayın Başkan uygulama yapmayan yetkililere ne diyor;


&[#]8220;Yasaya uygun uygulama yapılıp yapılmadığını denetleyip, gereğini yapmak mülki amirler ve yerel yöneticilerin görevi. Şikâyetler ciddiye alınmıyorsa suçtur&[#]8221;


Biz de diyoruz ki; Yaza-yaza kalemimizde tüy bitti.


Uygulama bekliyoruz!