Zonguldak'taki internet sitelerinin sıralamasını yayınladık.
İlk 15'e giren siteleri hatırlattık.
Pusula'nın uzak ara birinci olduğunu yazdık.
İkinci, üçüncü ve dördüncü olan internet sitelerinin çabasını görüyoruz!
Ancak sıralamanın değişmesi, bu sitelerin çok çalışması değil, ikinci sıradaki sitenin düşmesinden kaynaklandı!
Ama arkadaşlar bunu yanlış anladı!
İnternet haberciliği bir gün, bir ay, bir yıllık bir iş değil!
Süreklilik istiyor...
İlgi, sevgi, heyecan istiyor...
"Aşk" gibi yani...
İlgiyi biraz kesersiniz, hitiniz düşer.
Sıralamada geri kalırsınız.
Sürekli üretmek zorundasınız.
Kendinizi ve sisteminizi yenilemek zorundasınız.
Ben, internet haberciliğinden büyük keyif alıyorum.
Önümde Analytics açık...
Anlık verileri takip ediyorum.
Şu anda internet sitemizde kaç kişi var?
Hangi haberi, kaç kişi okuyor?
Okuyucu doğrudan mı geliyor, sosyal medyadan mı geliyor?
Cep telefonundan mı, masa üstünden mi giriyor?
Siteyi bu verilere göre güncelliyoruz.
Ana sayfada kalacak haber, flaşa, sürmanşete çıkacak haber, ana sayfadan düşecek haber hep bu verilerle belirleniyor.
Tabi bir de işin ekonomik yanı var.
Bu haberler okunurken, hangi reklamlar tıklanıyor?
O dakika reklamdan elde edilen kazanç ne?
Çok reklam yayınladığımız için eleştiri alıyoruz!
Ama biz, bu reklamları yayınlamazsak, bu kadroyu bir arada tutamayız, bu haberleri yapamayız.
Bizim birinci önceliğimiz haber...
Biz; iyi, güzel, özel haberler yaptığımız sürece, okunmaya, takip edilmeye devam edeceğimizi biliyoruz.
Dün iyiydi, yetmiyor.
Bugün de iyi olmalıyız.
Yarın daha iyi olmalıyız.
Bir diğer gün çok daha iyi olmalıyız.
Hep üstüne koymalıyız.
Bu ekip başkanı, takım kaptanı olarak çalışmaktan, üretmekten büyük keyif alıyorum.
Zonguldak'ın en çok haber yayınlayan, en çok okunan, en çok yorum yapılan, en çok tartışılan yayınının başında olmaktan keyif alıyorum.
Elbette, bazı kesimlere rahatsızlık verdiğimizin farkındayız!
Onlara rahatsızlık vermeye devam edeceğiz!
Herkese iyi hafta sonları diliyorum.

Son çeyrek...
Yoğun, yorucu, üzücü bir hafta oldu.
Yılın son günlerine yaklaşırken, hummalı bir çalışma içine girdik.
Gazete, internet sitesi, yeni yıl, yeni hedefler, yeni yol haritaları çizerken; mevsimsel sağlık sorunlarıyla mücadele ederken, elinizde-elimizde olmayan nedenlerle üzücü haberler alıyoruz.
Çatalağzı'nda yaşanan öğrenci servisi kazası olayı Zonguldak'ı derinden sarstı.
15 yaşındaki Büşra Akın'ı; hayalleriyle, umutlarıyla toprağa verdik.
Her ölüm, erken ölüm ama...
Bu ölüm, çok erken oldu gülüm.
Haydi koyun kendinizi 15 yaşınıza...
Ölün bakalım 10-15 dakikalığına...
Olmuyor, değil mi?
15 yaşıma döndüm bu yazıyı yazarken.
O enerji, o koşturmaca, oyunlar, yaramazlıklar...
Hep bir 18 yaşına girme telaşı...
Ne varsa 18'inde?
3 yıl değil, 3 asır sürdü sanki...
Sonra 30 yıl çıkamadık 18 yaşımızdan...
Ya da öyle sandık.
Büşra'nın kaybı bize, insan ömrünün aslında ne kadar kısa olduğunu bir kez daha gösterdi.
Ölümün insana ne kadar yakın olduğunu gösterdi.
50 yaş ne kadar uzaktı bizim için...
Bir bakmışız, 50'yi geçmişiz.
Son çeyrekteyiz...
Daha ne kadar gideceğimiz belli değil.