Yazınca alınıyorlar.


Kırılıyorlar.


Bozuluyorlar.


Biraz daha fazla yazınca üzülüyorlar.


Her zaman söylediğimiz bir durum var.


Zonguldak aslında ekonomisi büyük olmasına karşın soğan cücüğü kadar yer.


Böyle olmasının getirdiği sorunlar var.


Aynı zamanda getirdiği kolaylıklarda var.


Ancak kurumlar arası iletişimsizlik bütüncülüğü zedeliyor.


Bu durumda yerel idarelere, yerel siyasetçilere iş düşüyor.


Onlar ne yapıyor?


Slogan atma alışkanlıklarından kurtulamıyorlar.


İnsanları, kurumları saflaştırma, zıtlaştırma, kutuplaştırma alışkanlığından kurtulamıyorlar.


Üretim bandının içinde yer almaktan korkuyorlar.


Birbirlerine burun kıvırmaktan iş yapamıyorlar.


Toplumun gerçek sorunlarını araştırmaktan, görmekten acizler.


İşte size somut bir örnek.


Bu kent gerçekten sahipsiz dedirten bir manzara.


Pek çok kamu kurumu bina arıyor.


Yıllardır barınma sorunu yaşanıyor.


Hastane, semt polikliniği gibi kurumlar için bina aranıyor.


Okullar için bina aranıyor.


Ama herkesin gözü önünde koca koca binalar çürütülüyor.


Kapuz Bağlık´ta iki dev blok.


Birkaç sene öncesine kadar Kuran Kursuydu.


Öğrencisiz kaldı.


O gün bugündür cam çerçeve kırılıyor.


Adeta dökülmüş her tarafı.


Kevser Ticaret´e emanet etmişler.


Kevser Ticaret sattığı inşaat ve yapı malzemelerini binanın dört bir tarafına yığmış.


Sonra konuşuyoruz.


Neyi konuşuyoruz?


Kaç tane yerel siyasetçi gidip bu binayı gördü?


Burnunun dibini göremeyen Ankara´dan hizmet bekliyor.


Yahu hemşerim sen önce burnunun dibindekini bir görsene.


Yok.


Görmez.


Bir kez daha söylüyorum.


Sonra kalksın birileri; "Ben hizmet adamıyım" nidalarıyla sallasın!


Önünü göremeyenler bu kente vekil olacak!


Başını kaldırıp bakmayanlar bizi yönetecek.


Paranın gücü, imanın gücü diyerek yallah bismillah çekenler millete vekil olacak.


Olaylar o kadar çok ki.


Örnekler o kadar çok ki.


İstemediğiniz kadar.


Adamlara kızamıyorum aslında!


Bu kadar koyun olmak nasıl bir şey onu tarif etmeye çalışıyorum!





Başkan; ishal olmuş mandalara lütfen birşey de!



Yine Kadırga´dan iniyoruz.


Hazır betoncunun biri ishal olmuş manda gibi ortalığa pislemiş!


Yukarıdan aşağıya kadar.


Bellikli fazla yüklü.


Değişmeyen bir manzara.


Geçende yazdık.


Anlatmaya çalıştık.


Belikli değişen bir şey yok.


Belediye´nin son model itfaiye aracı yolun başından basınlı su sıkıyor.


Temizlik işçisi elinde süpürge katılaşmaya başlamış manda pisliğini pardon hazır betonu süpürmeye çalışıyor.


Yadırgamamak lazım.


Kentin dört bir tarafı açıkhava ahırı!


Yoldan geçen araçlar tüm pisliği fırlatıyor sağa sola.


Vatandaş saya saya iniyor.


Aynı manzara İnağzı´nda da var.


Onu da bugün ayrıca işleyeceğiz.


Konuyu özetlemek gerekirse.


Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref´e sesleniyoruz.


Bu mandaların hepsi ishal olmuş.


Tıka basa doldurmuş mikserler.


Azcık rampa görseler.


Batırıyorlar ortalığı.


Bunların arasında söğüt dalına yuva yapanlarda var!




Balık hafızası!



Evde balık besleyenlerdenim.


Bir dostumun hediyesiydi.


İkisi gitti.


Biri tosun gibi oldu.


İyi anlaşıyoruz.


´Balık hafızalı´ tezlerine inat eden bir balık.


Uzaktan da olsa her seslenişte bana yönelip edeta camdan dışarı fırlamak için can atıyor.


Koşup gelmek isteyen çocuklar gibi.


Sabah evden çıkarken bazen yem vermeyi unutuyorum.


Salon kapısından çıkmak üzereyken çıkardığı şıpırtı sesleriyle geri dönüyorum.


Her yönüyle bizi şaşırtan bir varlık.


Onu seviyoruz.


Hafızasına hayranız.