Yalnızların memleketi Zonguldak&[#]8230;

Zonguldak&[#]8217;ta herkes yalnız&[#]8230;

Zonguldak&[#]8217;taki siyasetçiler, belediye başkanları, bürokratlar, sendikalar bireyselde kendilerince hepsi çok başarılı.

Ama yalnızlar.

Çünkü hiçbir konuda gerçekçi anlamda dayanışma içinde değiller.

Olamadılar.

Olamıyorlar.

Bu gidişle de olamayacaklar.

Ne yazık ki, bu ayrık otu gibi yaşama sevdası, kentteki herkesi birbirinden daha fazla uzaklaştırıyor.

Kurumları uzaklaştırıyor.

Yöneticileri uzaklaştırıyor.

Kentin ortak değerlerine sahip çıkma adına yapılan tüm söylemler lafta kalıyor.

Kentin ortak talepleri yalnız kalıyor.

O talepler, gür bir şekilde dile getirilemiyor.

Bazen bunun ne iğrenç bir mantık olduğunu düşünüyorsunuz.

Rekabeti anlarsınız.

Rekabet sürecinde yaşananları anlarsınız.

Ancak o rekabetin birleştiği bir çatı yok muydu?

Her ne olursa olsun o çatının altında birleşmek gerekmiyor muydu?

Kentin çıkarları, Zonguldaklının çıkarları böyle savunulmayacak mıydı?

Ama olmadı.

Olmuyor.

Korkarız hiçbir zaman olmayacak.

Mithatpaşa Tüneli için yapılan imza kampanyası, bu bağlamda çok güzel bir örnekti.

Bu kentte bir şeyler yapmak isteyenler, dönüp dönüp oradaki kenetlenmeye baksınlar.

Yararlanmak isteyenler varsa anlatalım.

Orada farklı kurumlar ortak bir amaç etrafında buluştu.

Herkes bir şekilde destek verdi.

İnanmayanlar da sustu!

Aynı kenetlenme üzerinde uzlaşı sağlanabilecek ortak talepler için neden yapılmasın?

Neden güç birliği yapılmasın?

Mesela TTK&[#]8217;ya işçi alımı.

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürü Burhan İnan yalnız.

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) ve onun Genel Başkanı Eyüp Alabaş yalnız.

Ne sendika böyle bir kenetlenme sağlayabiliyor, ne de siyasi partiler, odalar, esnaf örgütleri gidip sendikanın ve TTK&[#]8217;nın yanında durabiliyor.

Üç yıldır TTK&[#]8217;ya alınacağı söylenen 2 bin 500-3 bin işçinin bu kente kazanımı sadece sendikanın cebine mi girecek?

Elbette hayır.

Bu kentte herkes faydalanacak.

O zaman neden bu haklı talep yalnız bırakılıyor?

Aynı olay diğer kurumlar için de geçerli.

Bu olayda TTK ve GMİS&[#]8217;in yaşadığı yalnızlığı başka zaman diğer kurumlar yaşıyor.

Çoğu zaman kişiler arasında eften-püften meselelerle yaşanan yol ayrımları koca bir kenti uçuruma götürüyor.

Ve kendi kendimizi kandırmaktan vazgeçmiyoruz.

Yüzleşmekten korktuğumuz, yanımızdakine el atmadığımız sürece değişen bir şey olmayacak?

Sonra her şey hallolmuş gibi bir birimize dayılanıyoruz.

Dayanışmayı bilmedikten sonra dayılansan ne yazar, dayılanmasan ne yazar!

Kabul et ki;

Sen de diğeri kadar yalnız kalmaktan kurtulamayacaksın!

Yüksel Tatar&[#]8217;ı kaybettik

Yüksel Tatar&[#]8230;

Fener Lisesi&[#]8217;nin beden eğitimi öğretmenlerindendi.

Bütün öğretmenler gibi onunla ilgili de anlatılabilecek çok anımız var.

Uzun süre Fener Lisesi´nde Müdür Yardımcılığı yaptı.

Dün gelen haberle bizleri üzüntüye boğdu.

Yüksel Tatar, Antalya´da yaşamını yitirdi.

Antalya´da toprağa verildi.

Yaklaşık 8 ay önce kansere yakalandığını öğrenmişti.

Tedavi yanıt vermedi.

Pusula Gazetesi, çok sevdiğimiz öğretmenimiz Yüksel Tatar´a Allah´tan rahmet, emekli Türkçe öğretmeni eşi Nalan Tatar başta olmak üzere ailesine, dostlarına sabır diliyoruz.

Dut yemiş bülbüller!

Zonguldak&[#]8217;ın dört bir tarafında yeni termik santraller gündemde.

Her konuda konuşan Zonguldak uyuyor.

&[#]8220;Medya yazsın, biz okuyalım&[#]8221; havalarındalar.

&[#]8220;Gazeteciler neden yazmıyor kardeşim?&[#]8221; havalarındalar.

Tüm Belediye Başkanları, TSO&[#]8217;lar, Milletvekilleri, İl Başkanları, esnaf örgütleri ve herkes söylesin.

Nedir bu suskunluk?

Santrallerin ölüm saçtığını kabul ediyorsunuz da, neden konuşmuyorsunuz?

Neden konuşanlara sahip çıkmıyorsunuz?

Halkının, kentin geleceğini düşündüğünü söyleyen herkes?

Bu kentte siyaset yapan, siyasi hedefleri olan herkes&[#]8230;

Bu kentte yaşayan herkes&[#]8230;

Taksim&[#]8217;de kesilmek istenen ağaçlara sahip çıkan herkes&[#]8230;

Bu insanları kullanan, üzerinden siyasi, rant, ekonomik rant sağlayan herkes.

Ne oldu size böyle?

Dut yemiş bülbüle mi döndünüz?

Hani bu kenti çok seviyordunuz.

Eeee, gösterin o zaman sevginizi, sonra başımızın tacı olun!